نَعَمْ kelimesinin geçtiği ayetler
Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden نعم formunun kendisi aranıyor.
İlgili Ayetler (9)
A'raf 7:44نَعَمْneǎmevet
وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا نَعَمْ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِمِينَ
ve nādā eSHābu l-cenneti eSHābe n-nāri en ḳad vecednā mā veǎdenā rabbunā Haḳḳan fe hel vecedtum mā veǎde rabbukum Haḳḳan ḳālū neǎm fe eƶƶene mu'eƶƶinun beynehum en leǎ'netu (a)llahi ǎlā Z-Zālimīne
Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.
A'raf 7:114نَعَمْneǎmevet
Enfal 8:40نِعْمَniǎ'meO, ne güzel
Kehf 18:31نِعْمَniǎ'mene güzel
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِ نِعْمَ الثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
ulāike lehum cennātu ǎdnin tecrī min teHtihimu l-enhāru yuHallevne fīhā min esāvira min ƶehebin ve yelbesūne ṧiyāben ḣuDran min sundusin ve istebraḳin muttekiīne fīhā ǎlā l-erāiki niǎ'me ṧ-ṧevābu ve Hasunet murtefeḳan
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
Şuara 26:42نَعَمْneǎmevet
Ankebut 29:58نِعْمَniǎ'mene güzeldir
وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلِينَ
ve(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti le nubevviennehum mine l-cenneti ğurafen tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā niǎ'me ecru l-ǎāmilīne
İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
Saffat 37:18نَعَمْneǎmevet
Sad 38:30نِعْمَniǎ'mene güzel
Sad 38:44نِعْمَniǎ'mene güzel
وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهِ وَلَا تَحْنَثْ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ
ve ḣuƶ bi yedike Diğṧen fe Drib bihi ve lā teHneṧ innā vecednāhu Sābiran niǎ'me l-ǎbdu innehu evvābun
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.