Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden لنحن formunun kendisi aranıyor.
وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْيِ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
ve innā le neHnu nuHyī ve numītu ve neHnu l-vāriṧūne
Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
ثُمَّ لَنَحْنُ اَعْلَمُ بِالَّذِينَ هُمْ اَوْلٰى بِهَا صِلِيًّا
ṧumme le neHnu eǎ'lemu bi(e)lleƶīne hum evlā bihā Siliyyen
Sonra, oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.
فَاَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ اِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ
fe elḳav Hibālehum ve ǐSiyyehum ve ḳālū bi ǐzzeti fir'ǎvne innā le neHnu l-ğālibūne
Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.
وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ
ve innā le neHnu S-Sāffūne
"Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız."
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
ve innā le neHnu l-musebbiHūne
"Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz."