Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden سببا formunun kendisi aranıyor.
اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا
innā mekkennā lehu fī l-erDi ve āteynāhu min kulli şey'in sebeben
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
فَاَتْبَعَ سَبَبًا
fe etbeǎ sebeben
O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَبًا
ṧumme etbeǎ sebeben
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Sonra yine bir yol tuttu.