(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

لَا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِ وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِ وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فِي كَبَدٍ

lā uḳsimu bi hāƶā l-beledi / ve ente Hillun bi hāƶā l-beledi / ve vālidin ve mā velede / le ḳad ḣaleḳnā l-insāne fī kebedin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَاhayır
2اُقْسِمُuḳsimuق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.and içerim
3بِهٰذَاbi hāƶābu
4الْبَلَدِl-belediب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetkente
1وَاَنْتَve enteki sen
2حِلٌّHillunح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.oturmaktasın
3بِهٰذَاbi hāƶābu
4الْبَلَدِl-belediب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetşehirde
1وَوَالِدٍve vālidinو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekve babaya (andolsun)
2وَمَاve māve
3وَلَدَveledeو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekçocuğa
1لَقَدْle ḳadelbette
2خَلَقْنَاḣaleḳnāخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.biz yarattık
3الْاِنْسَانَl-insāneا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insanı
4فِيarasında
5كَبَدٍkebedinك ب دCiğerini vurmak/yaralamak/yaralanmak, birisini ağır şekilde etkilemek (örn. yoğun soğukla), bir şeyi amaçlamak, sıkıntı vermek, bir şeye katlanmak.zorluk

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve babaya ve oğula.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve babaya ve oğula.

Adem Uğur

Ve andolsun babaya ve ondan meydana gelen çocuğa,

Ahmed Hulusi

(İnsanı) doğurana ve doğurduğuna (kasem ederim),

Ahmet Tekin

İnsanlığa atalık edenlere ve onlardan doğan hayırlı nesillere yemin ederim.

Ahmet Varol

Babaya ve (ondan üreyip) doğana da (yemin ederim),

Ali Bulaç

Babaya ve doğan çocuğa da.

Ali Fikri Yavuz

Ve yemin ederim bir (Âdem) babaya ve (ondan üreyip) doğana ki,

Ali Rıza Safa

Doğurana ve doğurduğuna!

Bayraktar Bayraklı

- Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,

Bekir Sadak

Dogurana ve dogurduna and olsun ki:

Celal Yıldırım

Babaya da, doğan çocuğuna da and olsun,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ana babaya ve bunlardan meydana gelen çocuklara!

Diyanet İşleri

(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

Diyanet İşleri (eski)

Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;

Diyanet Vakfi

(1-4) Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve and olsun baba ve çocuğuna.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve baba ile çocuğuna ki,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir validle veledine ki

Erhan Aktaş

Ant olsun doğurana ve doğurduğuna!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun doğurana ve doğurduğuna!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun doğurana ve doğurduğuna!

Fizilal-il Kuran

Doğurana ve doğurduğuna andolsun ki,

Gültekin Onan

Babaya ve doğan çocuğa da.

Hamdi Döndüren

Doğurana ve doğana yemin olsun ki,

Hasan Basri Çantay

Babaya da, doğana da (yemin ederim),

Hasib Asutay

Babaya (2) ve doğan (çocuğ)a da, (2. Âdem (a.s)e yahut her babaya.)

Hayrat Neşriyat

Ve (yemîn ederim) babaya ve doğan (çocuğ)a!

İbni Kesir

Doğurana da, doğurduğuna da andolsun ki;

Mehmet Okuyan

Babaya ve çocuğa da (yemin ederim).

Muhammed Esed

ve (tanıklığa çağırırım) anne babayı ve çocukları:

Mustafa İslamoğlu

ve babaya ve oğula:

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir pedere ve zürriyetine de (andolsun).

Ömer Öngüt

Babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki!

Suat Yıldırım

Hem o değerli baba, hem o değerli evladının hakkı için:

Süleyman Ateş

Ve (and içerim) doğurucuya ve doğurduğuna ki,

Süleymaniye Vakfı

Çocuk sahibi olana ve çocuğuna da yemin olsun ki

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ana-babaya ve evladına bakın da düşünün,

Şaban Piriş

Anne, baba ve çocuklara,

Tefhim-ul Kuran

Babaya ve doğan çocuğa da.

Ümit Şimşek

Ve babaya ve evlâdına.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve doğurana ve doğurduğuna da yemin olsun ki,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

And olsun valideynə və onun törəməsinə!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And içirəm ataya və onun övladına (Adəmə və onun nəslinə, yaxud İbrahimə və oğlu İsmailə) ki,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Bei jedem Vater und dem, was er zeugt!

Almanca — Der Edle Quran

- und bei einem (jeden) Erzeuger und dem, was er zeugt.

Almanca — M. A. Rassoul

und bei dem Zeugenden und bei dem, was er gezeugt hat.

Almanca — Muhammad Zaidan

und bei dem Zeugenden und dem, was er gezeugt hat!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And I swear by the father –Adam- or –Ibrahim (Abraham)- and what he procreated:

Abdul Haleem

[I swear] by parent and offspring,

Abdullah Yusuf Ali

And (the mystic ties of) parent and child;-

Abul A'la Maududi

and I swear by the parent and his offspring:

Aisha Bewley

and by a father and what he fathered,

Al-Hilali & Khan

And by the begetter (i.e. Adam عليه السلام) and that which he begot (i.e. his progeny).

Ali Quli Qarai

by the father and him whom he begot:

Amatul Rahman Omar

And (I cite as witness your) father (- Abraham) and (his exalted) son (- Ismâîl).

Arthur John Arberry

by the begetter, and that he begot,

Bijan Moeinian

You (Mohammad) are not responsible for the behavior of neither the parents nor the sons of anyone.

E. Henry Palmer

Nor by the begetter and what he begets!

Edip-Layth

A father and what he begets.

George Sale

and by the begetter, and that which He hath begotten;

Hamid S. Aziz

And the (mystic ties) of Parent and Child!

Mahmoud Ghali

And (I swear) (by) the begetter and what he begot.

Marmaduke Pickthall

And the begetter and that which he begat,

Mohamed Ahmed - Samira

And the parent and the offspring,

Muhammad Asad

and [I call to witness] parent and offspring:

Mustafa Khattab

and by every parent and ˹their˺ child!

Progressive Muslims

And a father and what he begets.

Sahih International

And [by] the father and that which was born [of him],

Sam Gerrans

And by the begetter and what he begot!

Shabbir Ahmed

And where your ancestors have multiplied. (A Sanctuary for peace for everyone).

Syed Vickar Ahamed

And (with the ties of) parent and child;

Taqi Usmani

and by the father and all those he begot,

The Monotheist Group

And a father and what he begets.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et par le père et ce quʹil engendre!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bij een vader en wat hij verwekt heeft!

Hollandaca — Salomo Keyzer

En bij den vader, en bij het kind;

Hollandaca — Siregar

En bij de vader (Adam) en wat hij verwekte.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (клянусь Я) родителем [рождающими] и тем, что он породил [рождаемыми] (как из числа людей, так и из числа животных)!

Rusça — Osmanov

Клянусь прародителем [Адамом] и его потомками!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Jag kallar människorna och deras avkomma!