Tevbe Suresi 10. Ayet — Elfaz
Bir mü'min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.
1لَاlāHarf-i Nefi
2يَرْقُبُونَyerḳubūnene gözetirlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر ق بKorumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb.
3فِيfīkarşıHarf-i Cer
4مُؤْمِنٍmu'mininbir mü'mineİsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
6وَلَاve lāne deBağlaç+Harf-i Nefi
8وَاُو۬لٰٓئِكَve ulāikeve işteBağlaç+İşaret Zamiri
9هُمُhumuonlardırZamir
10الْمُعْتَدُونَl-muǎ'tedūnesaldırganlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek