(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,

وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ وَاَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ

ve iƶā l-erDu muddet / ve elḳat mā fīhā ve teḣallet

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2الْاَرْضُl-erDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer
3مُدَّتْmuddetم د دçekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemekuzatıldığı
1وَاَلْقَتْve elḳatل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.dışarı atıp
2مَا
3فِيهَاfīhāiçindekileri
4وَتَخَلَّتْve teḣalletخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizve boşaldığı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve içindekileri atıp boşalınca.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve içindekileri atıp boşalınca.

Adem Uğur

İçinde bulunanları atıp boşaldığı,

Ahmed Hulusi

İçinde olan şeyleri attığında ve boşaldığında,

Ahmet Tekin

Yer içindeki hazineleri ve ölüleri dışına atıp tamamen boşaldığı zaman, insan yaptıklarıyla karşı karşıya gelir.

Ahmet Varol

İçinde olanları atıp boşaldığı zaman,

Ali Bulaç

İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,

Ali Fikri Yavuz

İçindekini atıb boşaldığı;

Ali Rıza Safa

İçindekileri atarak boşaldığında.

Bayraktar Bayraklı

- Yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde, içindeki her şeyi dışarı atarak tamamen boşaldığında ve tabiatı gereği Rabbine kulak verdiğinde,

Bekir Sadak

(3-5) Yer duzeltilip, icinde olanlari disari atarak bosaldigi zaman ve yer Rabbine boyun egdigi zaman, ki yer boyun egecektir

Celal Yıldırım

(3-4-5) Yeryüzü uzatılıp dümdüz hâle getirildiği, içinde olanı boşalttığı ve Rabbinin buyruğuna kulak verdiği zaman —ki yeryüzü bunun haklılık ölçüsündedir— (herkes ne olduğunu iyice anlayacak)..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(3-4) Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;

Diyanet İşleri

(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,

Diyanet İşleri (eski)

(3-5) Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

Diyanet Vakfi

(3-5) Yer dümdüz edildiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı ve Rabbini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve içindekileri dışa atıp tamamen boşaldığında,

Elmalılı Hamdi Yazır

ve içindekini atıp boşaldığı

Erhan Aktaş

İçinde ne varsa atıp boşaldığı zaman,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçinde ne varsa atıp boşaldığı zaman,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçinde ne varsa atıp boşaldığı zaman,

Fizilal-il Kuran

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,

Gültekin Onan

İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,

Hamdi Döndüren

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,

Hasan Basri Çantay

(3-4-5) yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıb bomboş kaldığı, bu hususda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki yer zaten buna layık olarak yaratılmışdır, (herkes yapdığına kavuşacakdır).

Hasib Asutay

İçinde bulunanları atıp boşaldığında, (1) (1. Ölüleri, defineleri fırlatıp dışarı çıkardığında.)

Hayrat Neşriyat

(3-5) Yer uzatıl(ıp dümdüz yapıl)dığı, içindekileri atıp boşaldığı ve Rabbi(nin emri)ne kulak verip de, (o da bu itâate) lâyık kılındığı zaman!

İbni Kesir

İçinde olanları dışarı atıp boşaldığı zaman;

Mehmet Okuyan

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı(nda),

Muhammed Esed

ve içindeki her şeyi dışarı atarak tamamen boşaldığında,

Mustafa İslamoğlu

ve içindeki her şeyi atarak boşaldığında,

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve içinde ne var ise atıp boşaldığı zaman.

Ömer Öngüt

İçinde bulunanları dışarı atıp boşaldığı,

Suat Yıldırım

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,

Süleyman Ateş

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,

Süleymaniye Vakfı

ve içinde olanları dışarı atıp boşaldığında,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçindekileri atıp boşalınca,

Şaban Piriş

İçindekiler boşalıp, atıldığı zaman..

Tefhim-ul Kuran

İçinde olanları dışa atıp boşaldığı

Ümit Şimşek

İçinde ne varsa atıp boşaldığında,

Yaşar Nuri Öztürk

Ve içindekini atıp boşaldığı,

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

içindəkiləri kənara atıb boşalacağı

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und alles, was sie in sich bewahrt, hinauswirft und sich davon befreit,

Almanca — Der Edle Quran

und herauswirft, was in ihr ist, und sich entleert

Almanca — M. A. Rassoul

und herauswirft, was sie verbirgt, und sich (von allem) freimacht

Almanca — Muhammad Zaidan

und herauswirft, was in ihr ist und darauf verzichtet,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And disgorges its contents and empties itself of the dead,

Abdul Haleem

casts out its contents, and becomes empty,

Abdullah Yusuf Ali

And casts forth what is within it and becomes (clean) empty,

Abul A'la Maududi

and casts out what is within it and is emptied,

Aisha Bewley

and disgorges what is inside it and empties out,

Al-Hilali & Khan

And has cast out all that was in it and became empty.

Ali Quli Qarai

and throws out what is in it, emptying itself,

Amatul Rahman Omar

And casts forth all that it has in it, and becomes (as if) empty,

Arthur John Arberry

and casts forth what is in it, and voids itself,

Bijan Moeinian

On that day the earth…

E. Henry Palmer

and casts forth what is in it, and is empty,

Edip-Layth

It spits out what is in it and becomes empty.

George Sale

and shall cast forth that which is therein, and shall remain empty,

Hamid S. Aziz

And casts forth what is within it, and is emptied (or clean),

Mahmoud Ghali

And will cast forth what is in it and will void itself,

Marmaduke Pickthall

And hath cast out all that was in her, and is empty

Mohamed Ahmed - Samira

And throws out whatever it contains and is empty,

Muhammad Asad

and casts forth whatever is in it, and becomes utterly void,

Mustafa Khattab

and ejects ˹all˺ its contents[1] and becomes empty,

Progressive Muslims

And it spits out what is in it and becomes empty.

Sahih International

And has cast out that within it and relinquished [it]

Sam Gerrans

And casts forth all that is in it and is empty,

Shabbir Ahmed

And casts out whatever is in it and becomes void. (The earth will bring forth its fossils and minerals through Archaeology, drilling and mining).

Syed Vickar Ahamed

And spills over what is within it and becomes empty,

Taqi Usmani

and it will throw up whatever it contains, and will become empty,

The Monotheist Group

And it spits out what is in it and becomes empty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et quʹelle rejettera ce qui est en son sein (les morts) et se videra,

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en uitwerpt wat er in haar is en zich leegt

Hollandaca — Salomo Keyzer

En datgene, wat er in is, uitgeworpen zal worden, en zij ledig zal overblijven.

Hollandaca — Siregar

En uitwerpt wat in haar is en zich ledigt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и извергнет то, что внутри ее [людей, которые воскреснут], и опустеет (от умерших),

Rusça — Osmanov

когда извергнет то, что внутри нее, и опустошится

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och den kastar upp allt vad den bar inom sig och ligger tom,