Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَ
ǎlā l-erāiki yenZurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Tahtlar üstünde bakarlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Tahtlar üstünde bakarlar.
Adem Uğur
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Ahmed Hulusi
Koltuklar üzerinde nazar ediyor oldukları halde.
Ahmet Tekin
İşlemeli, süslü, tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
Ahmet Varol
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Ali Bulaç
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmektedirler.
Ali Fikri Yavuz
Koltuklar üzerinde (neşe ile etrafı) seyrederler.
Ali Rıza Safa
Sedirlerin üzerinde seyrederler.
Bayraktar Bayraklı
- Şüphesiz, iyiler nimet cennetinde olacaklardır. Koltuklar üzerinde seyredeceklerdir.
Bekir Sadak
(22-23) Iyiler, suphesiz, nimet icinde ve tahtlar uzerinde etrafi seyrederler.
Celal Yıldırım
Tahtlar üzerinde (çevreyi) seyredeceklerdir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Koltuklar üzerinde oturup seyrederler.
Diyanet İşleri
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
Diyanet İşleri (eski)
(22-23) İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Diyanet Vakfi
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nezaret ederler
Erhan Aktaş
Tahtlar üzerinde nimetleri seyre dalarlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Tahtlar üzerinde nimetleri seyre dalarlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Tahtlar üzerinde ni'metleri seyre dalarlar.
Fizilal-il Kuran
Tahtlar üzerinde kurulup etrafı seyrederler.
Gültekin Onan
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmektedirler.
Hamdi Döndüren
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
Hasan Basri Çantay
(süslü) tahtlar üzerinde (kendilerine verilen ni'metleri) temaşa edeceklerdir.
Hasib Asutay
Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.
Hayrat Neşriyat
Tahtlar üzerinde (kendilerine verilen ni'metleri) seyrederler!
İbni Kesir
Tahtlar üzerinde temaşa ederler.
Mehmet Okuyan
Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.
Muhammed Esed
sedirler üzerinde (uzanarak) bakacaklar (Allah'a):
Mustafa İslamoğlu
Ebedi huzur ve saadet makamında (rahatlarına) bakacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
(22-23) Şüphe yok ki sâlih zâtlar, nîmet içindedirler. Tâhtlar üzerine nazar ederler.
Ömer Öngüt
Koltuklar üzerinde etrafı seyrederler.
Suat Yıldırım
Koltuklarına kurulup neşe ile etrafa bakınırlar.
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
Süleymaniye Vakfı
koltukları üzerinde etrafı seyredecekler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
Şaban Piriş
Tahtlar üzerinde, bakıyorlar.
Tefhim-ul Kuran
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmektedirler.
Ümit Şimşek
Koltuklara kurulmuş, seyretmektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Koltuklar üzerinde seyre dalarlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar taxtlar üstündə seyrə dalacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar taxtlar üstündə (əyləşib Allahın hazır etdiyi neʼmətlərə) tamaşa edəcəklər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sitzen behaglich auf Liegen und lassen die Blicke umherschweifen.
Almanca — Der Edle Quran
auf überdachten Liegen (gelehnt), und blicken um sich.
Almanca — M. A. Rassoul
Auf Ruhesitzen werden sie zuschauen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie sind auf Liegen, sie schauen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Gracefully seated, they see the wicked but they look at Allah's light and glory.
Abdul Haleem
seated on couches, gazing around.
Abdullah Yusuf Ali
On Thrones (of Dignity) will they command a sight (of all things):
Abul A'la Maududi
resting on couches, looking around.
Aisha Bewley
on couches gazing in wonder.
Al-Hilali & Khan
On thrones, looking (at all things).
Ali Quli Qarai
observing, [as they recline] on couches.
Amatul Rahman Omar
(Reclining) upon raised couches they shall be looking (at every thing all around).
Arthur John Arberry
upon couches gazing;
Bijan Moeinian
Sitting on luxurious furnishings they will enjoy the most eye pleasing views.
E. Henry Palmer
upon couches shall they gaze;
Edip-Layth
Upon luxurious furnishings, observing.
George Sale
Seated on couches they shall behold objects of pleasure;
Hamid S. Aziz
On thrones, they shall gaze;
Mahmoud Ghali
On couches looking (about).
Marmaduke Pickthall
On couches, gazing,
Mohamed Ahmed - Samira
On couches face to face.
Muhammad Asad
[resting on couches, they will look up [to God]:
Mustafa Khattab
˹seated˺ on ˹canopied˺ couches, gazing around.
Progressive Muslims
Upon luxurious furnishings, observing.
Sahih International
On adorned couches, observing.
Sam Gerrans
Upon couches looking on.
Shabbir Ahmed
On beautiful thrones, they will look up (to the Magnificent Kingdom (76:20)).
Syed Vickar Ahamed
On Thrones (of dignity) they will be able to see a view (of all things):
Taqi Usmani
While (sitting) on thrones they will be watching (the scenes of Paradise).
The Monotheist Group
Upon raised couches, they are looking.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
sur les divans, ils regardent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew (li bihiştê) li ser textan (li xêra ku Xwedê ji bo wan berhevkiriye) temaşe dikin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Op rustbanken kijken zij.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Op zetels (uitgestrekt), zullen zij voorwerpen van genoegens aanschouwen.
Hollandaca — Siregar
Op rustbanken kijken zij toe.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
на ложах (возлежа и) созерцая (те блага, которые им приготовил Аллах)!
Rusça — Osmanov
на ложах, созерцая [райские сады].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(När de, vilande) på högsäten, betraktar (allt det som deras Herre har skänkt dem)