Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.
وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُبِينِ
ve leḳad rāhu bi l-ufuḳi l-mubīni
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun, onu, apaydın tanyerinde gördü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun, onu, apaydın tanyerinde gördü.
Adem Uğur
Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki Onu apaçık ufuk olarak müşahede etti!
Ahmet Tekin
Andolsun o Cibril’i apaçık, ufukta gördü.
Ahmet Varol
Andolsun ki o, onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Ali Bulaç
Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Ali Fikri Yavuz
And olsun ki, Peygamber, o Cebrâil’i açık ufukta gördü.
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, Onu, ufukta apaçık görmüştür.
Bayraktar Bayraklı
- Sizin arkadaşınız Muhammed, kesinlikle deli değildir. O, meleği apaçık ufukta görmüştü. O, gaypten gelen bilgileri sizden esirgeyemez.
Bekir Sadak
And olsun ki, o, Cebrail'i apacik ufukta gormustur.
Celal Yıldırım
And olsun ki. O, onu (Muhammed, Melek Cebrail'i) açık ufukta gördü.
Diyanet İşleri
Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Vallahi onu (Cebrail) açık ufukta gördü.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vallahi gördü onu açık ufukta
Erhan Aktaş
Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.
Fizilal-il Kuran
Şüphesiz (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.
Gültekin Onan
Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Hamdi Döndüren
Andolsun o, Cibril’i apaçık ufukta gördü.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki O (saahibiniz) onu apaçık ufukda görmüşdür.
Hasib Asutay
Andolsun ki onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür. (6) (6. Hz. Peygamberimiz Cebrail (a.s)ı bir defa Hira'da, diğer bir defa da miraçta gerçek suretiyle görmüştür.)
Hayrat Neşriyat
And olsun ki, onu (Cebrâîl’i) apaçık, ufukta gördü.
İbni Kesir
Andolsun ki; onu, apaçık ufukta görmüştür.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki onu (Cebrail’i) apaçık ufukta görmüştü.
Muhammed Esed
o gerçekten (meleği) gördü, berrak bir ufukta (gördü) onu;
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu o, meleği berrak bir ufukta görmüştür.
Ömer Nasuhi Bilmen
(23-25) Andolsun ki, onu apaçık ufukta gördü. Ve o, (peygamber) gaybe ait hususta behil değildir. Ve o, tardedilen bir şeytanın sözü değildir.
Ömer Öngüt
Andolsun ki onu apaçık ufukta görmüştür.
Suat Yıldırım
O, vahyi getiren elçi Cebrail’i, apaçık ufukta görmüştü.
Süleyman Ateş
Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.
Süleymaniye Vakfı
Cebrail'i, o açık ufukta (Nur Dağı'nda) kesinlikle gördü.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
Şaban Piriş
Onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Ümit Şimşek
And olsun, onu apaçık ufukta gördü.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, onu apaçık ufukta gördü.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O, Cəbraili aydın üfüqdə gördü.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
And olsun ki, (Peyğəmbər!) onu (Cəbraili) açıq (ən uca) üfüqdə gördü.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Er sah ihn (Gabriel) am erkennbaren Horizont.
Almanca — Der Edle Quran
Er hat ihn ja am deutlichen Gesichtskreis gesehen,
Almanca — M. A. Rassoul
Wahrlich, er sah ihn am klaren Horizont.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß bereits sah er ihn am deutlichen Horizont.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
For he certainly saw him -the angel Jibril- at the clear horizon.
Abdul Haleem
he did see him on the clear horizon.
Abdullah Yusuf Ali
And without doubt he saw him in the clear horizon.
Abul A'la Maududi
he indeed saw the message-bearer on the clear horizon;
Aisha Bewley
He saw him on the clear horizon.
Al-Hilali & Khan
And indeed he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) saw him [Jibrîl (Gabriel)] in the clear horizon (towards the east).
Ali Quli Qarai
certainly he saw him on the manifest horizon,
Amatul Rahman Omar
And he has most surely seen himself (shining in the resplendence of his own light) in the clear horizon (- in the remotest corners of the world).
Arthur John Arberry
he truly saw him on the clear horizon;
Bijan Moeinian
Truly he has seen himself in a clear horizon.
E. Henry Palmer
he saw him on the plain horizon,
Edip-Layth
He saw him by the clear horizon.
George Sale
He had already seen him in the clear horizon:
Hamid S. Aziz
And of a truth he saw himself on the clear horizon.
Mahmoud Ghali
And indeed he (The Prophet) already saw him (The Angle Jibrîl "Gabriel") on the evident horizon,
Marmaduke Pickthall
Surely he beheld Him on the clear horizon.
Mohamed Ahmed - Samira
He had surely seen Him on the clear horizon.
Muhammad Asad
he truly beheld [the angel - beheld] him on the clear horizon;
Mustafa Khattab
And he did see that ˹angel˺ on the clear horizon,[1]
Progressive Muslims
And he saw him by the clear horizon.
Sahih International
And he has already seen Gabriel in the clear horizon.
Sam Gerrans
And he saw him on the clear horizon;
Shabbir Ahmed
And, indeed, he has found Wisdom at its highest horizon. (53:1-7).
Syed Vickar Ahamed
And without doubt he (the Prophet) saw him (the messenger from Allah) in the clear horizon.
Taqi Usmani
and he did see him (Jibra’īl X) on the clear horizon.
The Monotheist Group
And he saw him by the clear horizon.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
il lʹa effectivement vu (Gabriel), au clair horizon
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be, wî Cibraîl li asoyê diyar û aşkera ew dîtiye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Hij heeft hem immers aan de duidelijke horizon gezien.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hij heeft hem reeds aan den helderen gezichteinder gezien.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, hij heeft hem (Djibrîl) aan de heldere horizon gezien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и он [пророк Мухаммад] видел его [ангела Джибрила, обладающего 600 крыльями] на ясном горизонте (перед восходом солнца),
Rusça — Osmanov
ибо он видел его (т. е. Джибрила) на ясном небосклоне,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
han såg helt visst (budbäraren) vid den klara horisonten -