Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

fe immā teṧḳafennehum fī l-Harbi fe şerrid bihim men ḣalfehum leǎllehum yeƶƶekkerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِمَّاfe immābundan dolayı
2تَثْقَفَنَّهُمْteṧḳafennehumث ق فÜstesinden gelmek, rastlamak, bulmak, yakalamak, almak, hakimiyet kazanmak, zeki olmak, yetenekli olmak, karşılaşmak, yakalamak/üstesinden gelmekonları yakalarsan
3فِي
4الْحَرْبِl-Harbiح ر بSavaş/çarpışma/çatışma. Birinin mallarını bozmak, yağmalamak/soymak, bir şeyi ısrarla istemek. Öfkelenmek/delirmek. Savaşı kışkırtmak veya tahrik etmek veya körüklemek.savaşta
5فَشَرِّدْfe şerridش ر دKaçak olmak, kaçmak, firar etmek, ayrılmak, rastgele kaçmak. Sharrida (2. fiil) - dağıtmak/saçmak.dağıt
6بِهِمْbihimonları
7مَنْmenkimseleri de
8خَلْفَهُمْḣalfehumخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarında ki
9لَعَلَّهُمْleǎllehumböylece
10يَذَّكَّرُونَyeƶƶekkerūneذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekibret alsınlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Savaşta üst gelirsen onları, izlerini izliyenlere de tesir edecek ve onları da korkutacak bir tarzda cezâlandır da bunu ansınlar, ibret alsınlar bundan.

Adem Uğur

Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.

Ahmed Hulusi

Eğer onları harpte yakalarsan, onlarla, onların arkalarında bulunanları dağıt ki ibret alsınlar.

Ahmet Tekin

Bundan dolayı onları savaş sırasında yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.

Ahmet Varol

Onları savaşta yakalayacak olursan onlar(a karşı yapacağın uygulama) ile arkalarında olanları da dağıt. Olur ki ibret alırlar.

Ali Bulaç

Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

Ali Fikri Yavuz

Onun için, o ahdlerini bozanları harbde yakalarsan kendilerine yapacağın ağır muamele ile arkalarındakileri dağıt. Olur ki düşünürler de ibret alıp ahdi bozmaktan sakınırlar.

Ali Rıza Safa

Savaşta yakalarsan, arkalarından gelecek olanlara örnek olacak biçimde, onları darmadağın et; böylece, belki öğüt alırlar.

Bayraktar Bayraklı

Savaşta onları yakalarsan, onlarla birlikte arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ders alsınlar.

Bekir Sadak

(56-57) Anlasma yaptigin kimseler, sonucundan sakinmayarak anlasmalarini her defasinda bozarlar. Savasta onlari yakalarsan, arkalarindakilere ibret olacak sekilde, darmadagin et.

Celal Yıldırım

Savaşta onları (ne zaman yakalarsan,) öylesine darmadağın et ki arkalarındakiler öğüt ve ibret alsınlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Savaş esnasında eline düşerlerse onlara geridekilere ibret olacak şekilde davran ki, belki akıllarını başlarına devşirirler.

Diyanet İşleri

Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

Diyanet İşleri (eski)

(56-57) Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.

Diyanet Vakfi

Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için onları ne zaman savaşta yakalarsan kendileri ile arkalarındakilerini ürküt; belki ibret alırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

onun için onları ne zaman harbde yakarlarsan kendileriyle arkalarındakileri ürgüt gerek ki ıbret alırlar

Erhan Aktaş

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Fizilal-il Kuran

Eğer savaşta, onları ele geçirirsen, onları geride kalanlara bir ibret olacak biçimde cezalandır.

Gültekin Onan

Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

Hamdi Döndüren

Eğer onlarla savaş alanında karşılaşırsan, onlara öyle bir darbe indir ki arkalarında olanlar ibret alsınlar!

Hasan Basri Çantay

Onun için eğer bunları harbde muhakkak yakalarsan onlar (a yapacağın ceza) ile arkalarında (ahdi bozacak) kimseleri de ürküt. Me'müldür ki (onlar da) iyice ibret alırlar.

Hasib Asutay

Eğer onları savaşta yakalarsan, onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt. Umulur ki ibret alırlar.

Hayrat Neşriyat

O hâlde onları savaşta yakalarsan, artık onlar(a vereceğin cezâ) ile arkalarında bulunanları (öyle) ürküt ki ibret alsınlar!

İbni Kesir

Bunun için eğer savaşta ele geçirirsen; onları dağıt ki arkalarında olanlar ibret alsınlar.

Mehmet Okuyan

Savaşta onları yakalarsan, onları darmadağın et ki arkalarından gelenler için (gerçeği) hatırlamaları hususunda (bir ders olsun).

Muhammed Esed

onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler akıllarında tutarlar;

Mustafa İslamoğlu

savaşta onları gözüne kestirirsen, geriden gelenlere ibret olsun için öyle bir darmadağın et ki, berikiler ders alabilsinler.

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi her ne zaman muharebede onları kat'i sûrette yakalar isen onlar ile arkalarındaki kimseleri ansızın korkut. Umulur ki, ibret alırlar.

Ömer Öngüt

Eğer onları savaşta ele geçirirsen, (vereceğin cezâ ile) arkalarındakileri de ürküt. Belki ibret alırlar.

Suat Yıldırım

Onları savaşta ele geçirirsen, kendilerine öyle bir muamele yap ki onların arkasındaki bütün öbür düşmanlara da ibret olsun da, akıllarını başlarına alsınlar.

Süleyman Ateş

Savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ibret alsınlar.

Süleymaniye Vakfı

Savaşta yakalarsan onları öyle bir dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları savaşta yakalarsan öyle dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Şaban Piriş

Savaşta onları yakalarsan darmadağın et ki arkalarındakilere ibret olsun!

Tefhim-ul Kuran

Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır) . Umulur ki ibret alırlar.

Ümit Şimşek

Savaşta onları ele geçirdiğin zaman öyle cezalandır ki, arkalarındakiler darmadağın olsun-belki böylece ibret alırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər döyüşdə onları yaxalasan, onları cəzalandırmaqla arxalarında olan kimsələri də dağıt ki, bəlkə ibrət alsınlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əhdi pozanları müharibədə yaxalasan (ələ keçirtsən), onlar ilə (onlara tutacağın divanla, verəcəyin cəza ilə) arxalarında olan kimsələri də (qorxudub) dağıt ki, onlar (bundan) ibrət alsınlar (bir daha əhdi pozmağa cürʼət etməsinlər)!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn du ihnen im Krieg begegnest, vertreibe sie und die, die ihnen nachfolgen, auf daß sie die Lehre daraus ziehen mögen und sich ermahnen lassen!

Almanca — Der Edle Quran

Wenn du nun auf sie im Krieg triffst, dann verscheuche mit ihnen diejenigen, die hinter ihnen stehen, auf daß sie bedenken mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Darum, wenn du sie im Kriege anpackst, verscheuche mit ihnen diejenigen, die hinter ihnen sind, auf daß sie ermahnt seien.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solltest du sie im Krieg unterwerfen, dann laß durch (die Härte gegen) sie diejenigen, die hinter ihnen stehen, auseinander stieben, damit sie sich besinnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, whenever and wherever you Muslims meet them in an active hostile contention, reduce them into a useless form to set an example of their humiliation serving as a deterrent to those who attempt thereafter to war against you.

Abdul Haleem

If you meet them in battle, make a fearsome example of them to those who come after them, so that they may take heed.

Abdullah Yusuf Ali

If ye gain the mastery over them in war, disperse, with them, those who follow them, that they may remember.

Abul A'la Maududi

So if you meet them in war, make of them a fearsome example for those who follow them that they may he admonished.

Aisha Bewley

So if you come upon such people in war, make a harsh example of them to deter those coming after them so that hopefully they will pay heed.

Al-Hilali & Khan

So if you gain the mastery over them in war, punish them severely in order to disperse those who are behind them, so that they may learn a lesson.

Ali Quli Qarai

So if you confront them in battle, treat them [in such a wise] as to disperse those who are behind them, so that they may take admonition.

Amatul Rahman Omar

Therefore if you find these (breakers of trust) in battle array, then (by inflicting an exemplary punishment upon them) disperse those behind them so that they may be admonished.

Arthur John Arberry

So, if thou comest upon them anywhere in the war, deal with them in such wise as to scatter the ones behind them; haply they will remember.

Bijan Moeinian

Consequently, if you meet them in combat, make of them such an example that those who dare to come after them think twice.

E. Henry Palmer

but shouldst thou ever catch them in war, then make those who come after them run by their example, haply they may remember then.

Edip-Layth

So, when you encounter them in battle, set them as an example to those who would come after them; perhaps they may remember.

George Sale

if thou take them in war, disperse, by making them an example, those who shall come after them, that they may be warned;

Hamid S. Aziz

Should you come to war with them, then deal with them so as to strike fear into those who come after them (as an example), that per chance (or possibly) they may remember.

Mahmoud Ghali

So definitely in case you ever catch them in the war, then deal with them so as to disperse the ones (who1. .are) behind them, that possibly they would constantly remember.

Marmaduke Pickthall

If thou comest on them in the war, deal with them so as to strike fear in those who are behind them, that haply they may remember.

Mohamed Ahmed - Samira

If you meet them in battle, inflict on them such a defeat as would be a lesson for those who come after them, and that they may be warned.

Muhammad Asad

if thou find them at war [with you], make of them a fearsome example for those who follow them, so that they might take it to heart;

Mustafa Khattab

If you ever encounter them in battle, make a fearsome example of them, so perhaps those who would follow them may be deterred.

Progressive Muslims

So, when you encounter them in battle, set them as an example to those who would come after them; perhaps they may remember.

Sahih International

So if you, [O Muúammad], gain dominance over them in war, disperse by [means of] them those behind them that perhaps they will be reminded.

Sam Gerrans

And if thou find them in war, then put thou fear by them into those behind them, that they might take heed.

Shabbir Ahmed

When you encounter them in war, deal with them to set an example for those who come after them, that they may remember.

Syed Vickar Ahamed

So if you win victory over them in war deal with them, and scatter them (and) those who follow them, that they may remember.

Taqi Usmani

So, if you find them in war, deal with them in a way that those behind them have to disperse fearfully, so that they take a lesson.

The Monotheist Group

So, when you encounter them in battle, set them as an example for those who will come after them; perhaps they may remember.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Donc, si tu les maîtrises à la guerre, inflige-leur un châtiment exemplaire de telle sorte que ceux qui sont derrière eux soient effarouchés. Afin quʹils se souviennent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger di cengê de tu serdestî wan bibî, vêca derbeke wisan li wan bixe da ku yên di pey wan re ji vê derbê ders bigirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als jij hen in de oorlog aantreft verstrooi dan via hen wie er achter hen staan; misschien laten zij zich vermanen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien gij hen in den strijd gevangen neemt, verstrooi hen en stel een voorbeeld voor hen die na hen zullen komen, opdat zij gewaarschuwd mogen zijn.

Hollandaca — Siregar

Wanneer jullie hen dan treffen in de oorlog: doe degenen achter hen dan alle kanten uitvluchten, hopelijk zullen zij er lering uit trekken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если же ты найдешь их [этих, которые нарушают свои договора с тобой] в битве [встретишься с ними], то (накажи их так сильно, что) вынуди к бегству ими тех, которые позади них [всели в их сердца ужас], чтобы это стало назиданием [поучением] для них [тем неверующим, которые позади этих] (чтобы они даже не осмелились на подобное)!

Rusça — Osmanov

Если ты сойдешься с ними в битве, то, сокрушив их, рассей тех, кто стоит за ними, - быть может, они образумятся.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

om du besegrar dem i krig, gör då (din behandling av dem) till ett varnande exempel för dem som (vill) följa i deras spår; kanske kommer dessa att tänka sig för.