(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتًا اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتًا

e lem nec'ǎli l-erDe kifāten / eHyā'en ve emvāten

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2نَجْعَلِnec'ǎliج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyapmadık mı?
3الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyearz'ı
4كِفَاتًاkifātenك ف تBir araya toplamak, kendine doğru çekmek, acele etmek, koşmada hızlı ve çevik olmak, şiddetle zorlamak, uçmak, daraltmak, kavramak, almak.toplanma yeri
1اَحْيَٓاءًeHyā'enح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekdiriler (için)
2وَاَمْوَاتًاve emvātenم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızve ölüler (için)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi?

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi?

Adem Uğur

Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Ahmed Hulusi

Arzı bir toplanma yeri kılmadık mı?

Ahmet Tekin

Biz yeryüzünü toplanma mekânı yapmadık mı?

Ahmet Varol

Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

Ali Bulaç

Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

Ali Fikri Yavuz

Arzı bir toplanma yeri yapmadık mı,

Ali Rıza Safa

Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

Bayraktar Bayraklı

- Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

Bekir Sadak

(25-26) Biz yeryuzunu, dirilerin ve olulerin toplanti yeri yapmadik mi?

Celal Yıldırım

(25-26) Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık devresi) yapmadık mı? .

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(25-26) Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere mekân yapmadık mı?

Diyanet İşleri

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Diyanet İşleri (eski)

(25-26) Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Diyanet Vakfi

(25-26) Biz, yeryüzünü dirilere ve ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kılmadık mı Arzı bir tokat

Erhan Aktaş

Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Fizilal-il Kuran

Biz yeryüzünü barınak yapmadık mı?

Gültekin Onan

Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

Hamdi Döndüren

Biz yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Hasan Basri Çantay

Biz, yeri bir toplantı yeri yapmadık mı?

Hasib Asutay

Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Hayrat Neşriyat

(25-26) (Biz,) arzı hayat sâhiblerine de ölülere de bir toplanma yeri yapmadık mı?

İbni Kesir

Biz; yeryüzünü toplantı mahalli kılmadık mı?

Mehmet Okuyan

Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

Muhammed Esed

Biz toprağı toplanma yeri yapmadık mı

Mustafa İslamoğlu

Değil mi ki yeryüzünü bir arada yaşama alanı yaptık;

Ömer Nasuhi Bilmen

(25-26) Biz yeri bir toplantı mevzii yapmadık mı? Dirilere ve ölülere.

Ömer Öngüt

Biz yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Suat Yıldırım

(25-26) Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

Süleyman Ateş

Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı?

Süleymaniye Vakfı

Yeryüzünü bir arada olma yeri yapmadık mı?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yeryüzünü toplanma ve kalma yeri yapmadık mı?

Şaban Piriş

Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

Tefhim-ul Kuran

Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

Ümit Şimşek

Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı:

Yaşar Nuri Öztürk

Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər Biz yeri məskən etmədikmi –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər Biz yeri məskən etmədikmi

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Haben Wir nicht die Erde aufnahmefähig gemacht

Almanca — Der Edle Quran

Haben Wir nicht die Erde zu einem Ort der Aufbewahrung gemacht

Almanca — M. A. Rassoul

Haben Wir die Erde nicht zu eurer Aufnahme ge macht

Almanca — Muhammad Zaidan

Machten WIR die Erde etwa nicht zum Sammelplatz

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Did We not make the earth widely spread, *

Abdul Haleem

Did We not make the earth a home

Abdullah Yusuf Ali

Have We not made the earth (as a place) to draw together.

Abul A'la Maududi

Did We not make the earth a receptacle,

Aisha Bewley

Did We not make the earth a receptacle

Al-Hilali & Khan

Have We not made the earth a receptacle

Ali Quli Qarai

Have We not made the earth a receptacle

Amatul Rahman Omar

Have We not made the earth revolving and capable of drawing (other bodies) towards itself,

Arthur John Arberry

Made We not the earth to be a housing

Bijan Moeinian

Have I (God) not made the earth’s components to gravitate to each other?

E. Henry Palmer

Have we not made for them the earth

Edip-Layth

Did We not make the earth an abode,

George Sale

Have We not made the earth to contain

Hamid S. Aziz

Have We not made the earth draw together to itself,

Mahmoud Ghali

Have We not made the earth a receptacle.

Marmaduke Pickthall

Have We not made the earth a receptacle

Mohamed Ahmed - Samira

Have We not made the earth a repository

Muhammad Asad

Have We not caused the earth to hold within itself

Mustafa Khattab

Have We not made the earth a lodging

Progressive Muslims

Did We not make the Earth an abode

Sahih International

Have We not made the earth a container

Sam Gerrans

Have We not made the earth a container

Shabbir Ahmed

Have We not made the earth a vessel -

Syed Vickar Ahamed

Have We not made the earth (as a place) to bring together

Taqi Usmani

Did We not make the earth a container that collects

The Monotheist Group

Did We not make the earth an abode,

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹavons-Nous pas fait de la terre un endroit les contenant tous,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma Me erd negerand cihê vehewandinê?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hebben Wij de aarde niet gemaakt voor het opnemen

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hebben wij de aarde niet zóó gemaakt, dat zij bevat

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве Мы не сделали Землю (на которой вы живете) вместилищем

Rusça — Osmanov

Разве Мы не превратили землю в обитель

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Har Vi inte gjort jorden till en behållare (som rymmer)