O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا

yūfūne bi n-neƶri ve yeḣāfūne yevmen kāne şerruhu musteTīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يُوفُونَyūfūneو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.yerine getirirler
2بِالنَّذْرِbi n-neƶriن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.adaklarını
3وَيَخَافُونَve yeḣāfūneخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakve korkarlar
4يَوْمًاyevmenي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir günden
5كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolan
6شَرُّهُşerruhuش ر رKötülük yapmak, kötü huylu olmak, kötü olmak. Yashirru/yasharru - kusur bulmak, karalamak. Sharrun (çoğul: ashrar) - kötü, fena, şerli, zalim olanlar. Dikkat çekici olan, shurrun Arapça'da üstünlük sıfatı ölçüsü afa'la iken istisnai bir üstünlük sıfatı formudur. Shararun (çoğul: ashraar) - ateş kıvılcımları.şerri
7مُسْتَطِيرًاmusteTīranط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şanssalgın

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar.

Adem Uğur

O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

Ahmed Hulusi

(O Ebrar) ahdlerini tam yerine getirirler ve şerri yayılıp giden bir günden korkarlar!

Ahmet Tekin

Allah’ın kulları, verdikleri sözü, adaklarını yerine getirirler. Şerri, dehşeti salgın haline gelen bir günden korkarlar.

Ahmet Varol

(Onlar) adaklarını yerine getirir, kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.

Ali Bulaç

Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

Ali Fikri Yavuz

(Cennetlik olan iyi insanlar, o kimselerdir ki, dünyada) adaklarını yerine getirirler; ve azabı salgın olan bir günden korkarlar.

Ali Rıza Safa

Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan günden korkarlar.

Bayraktar Bayraklı

- Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

Bekir Sadak

Onlar verdikleri sozleri yerine getirirler, fenaligi yaygin olan bir gunden korkarlar.

Celal Yıldırım

Bunlar adaklarını yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar, verdikleri sözü yerine getirirler ve dehşeti her yerde hissedilen bir günden korkarlar.

Diyanet İşleri

O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

Diyanet Vakfi

O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan günden korkarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

Erhan Aktaş

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

Fizilal-il Kuran

Onlar verdikleri sözleri tutarlar ve kötülüğü yaygın günden korkarlar.

Gültekin Onan

Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

Hamdi Döndüren

Onlar adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü her tarafı kuşatacak olan günden korkarlar.

Hasan Basri Çantay

(Onlar) adağını yerine getirirler (di), şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlar (dı).

Hasib Asutay

Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.

Hayrat Neşriyat

(Çünki onlar, dünyada iken) adakları(nı) yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden (kıyâmet gününden) korkarlar(dı).

İbni Kesir

Onlar; adağı yerine getirirler. Ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar.

Mehmet Okuyan

(Allah’ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.

Muhammed Esed

(Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.

Mustafa İslamoğlu

(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Adaklarını yerine getirirler ve bir günden korkarlar ki onun şerri (etrafa) dağılmış olmuştur.

Ömer Öngüt

O kullar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.

Suat Yıldırım

Bu kullar, dünya hayatında iken sözlerinde durur, adadıkları şeyi yerine getirir ve felaketi bütün ufukları tutan kıyamet gününden endişe ederlerdi.

Süleyman Ateş

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, adaklarını yerine getirir, kötülüğü her yere yayılacak bir günden korkar;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, verdikleri sözü tutan ve dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkan kullardır.

Şaban Piriş

Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.

Tefhim-ul Kuran

Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

Ümit Şimşek

Onlar adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü her yeri kaplayan bir günden korkarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar vəd etdikləri nəziri verər və dəhşəti hər yeri sarsıdacaq gündən qorxarlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (Cənnətə nail olacaq müttəqilər) elə kimsələrdirlər ki, verdikləri sözü (etdikləri nəziri) yerinə yetirər və dəhşətli (aləmi) bürüyəcək (şəri hər tərəfə yayılacaq) gündən (qiyamət günündən) qoxarlar.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sie erfüllen das Gelübde und fürchten einen Tag, dessen Übel sich wie im Flug ausbreitet,

Almanca — M. A. Rassoul

Sie vollbringen das Gelübde, und sie fürchten einen Tag, dessen Übel sich weithin ausbreitet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie erfüllen das Gelübde und fürchten einen Tag, dessen Bosheit ausgebreitet ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who kept their vows and feared a Day whose evil is far-reaching.

Abdul Haleem

They fulfil their vows; they fear a day of widespread woes;

Abdullah Yusuf Ali

They perform (their) vows, and they fear a Day whose evil flies far and wide.

Abul A'la Maududi

These will be the ones who fulfil their vows and dread the Day whose woe shall be spread far and wide;

Aisha Bewley

They fulfil their vows and fear a Day whose evil will spread far and wide.

Al-Hilali & Khan

They (are those who) fulfil (their) vows, and they fear a Day whose evil will be wide-spreading.

Ali Quli Qarai

They fulfill their vows and fear a day whose ill will be widespread.

Amatul Rahman Omar

They fulfill (their) vows (by doing their duty to God and mankind) and fear a day the woes of which shall be wide spread.

Arthur John Arberry

They fulfil their vows, and fear a day whose evil is upon the wing;

Bijan Moeinian

The believers are those who fulfill their vows and are afraid of the day that its terror will reach the guilty one as far as he is.

E. Henry Palmer

They who fulfill their vows, and fear a day, the evil which shall fly abroad,

Edip-Layth

They fulfill their vows, and they fear a day whose consequences are widespread.

George Sale

These fulfil their vow, and dread the day, the evil whereof will disperse itself far abroad;

Hamid S. Aziz

Because they fulfil their vows and fear a day the evil of which spreads far and wide.

Mahmoud Ghali

They fulfill (their) vows and fear a Day whose evil is spread all over;

Marmaduke Pickthall

(Because) they perform the vow and fear a day whereof the evil is wide-spreading,

Mohamed Ahmed - Samira

Those who fulfil their vows and fear the Day whose evil shall be diffused far and wide,

Muhammad Asad

[The truly virtuous are] they [who] fulfil their vows, and stand in awe of a Day the woe of which is bound to spread far and wide,

Mustafa Khattab

They ˹are those who˺ fulfil ˹their˺ vows and fear a Day of sweeping horror,

Progressive Muslims

They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.

Sahih International

They [are those who] fulfill [their] vows and fear a Day whose evil will be widespread.

Sam Gerrans

They fulfil the vow, and fear a day the evil of which will be widespread,

Shabbir Ahmed

They fulfill their vows and pledges and fear (and therefore, guard against) the times when chaos and corruption might sweep the society.

Syed Vickar Ahamed

They make (their) vows, and they fear a Day whose sorrow spreads far and wide.

Taqi Usmani

They (are the ones who) fulfill their vows, and fear a day whose evil (events) will spread far and wide,

The Monotheist Group

They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils accomplissent leurs vœux et ils redoutent un jour dont le mal sʹétendra partout.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ew bend e), nezr û peymanên xwe tînin cih û ji rojeke wisa ditirsin ku kes ji şerê wê veder nîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij vervullen hun geloften en zijn bang voor een dag waarvan het kwaad om zich heen grijpt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Deze vervullen hunne gelofte en vreezen den dag, waarvan rampen zich zeer ver uitstrekken.

Hollandaca — Siregar

Zij vervulden hun geloften. En zij vreesden een Dag waarvan het kwaad verschrikkelijk is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они (в своей земной жизни) исполняли обеты (которые они дали на повиновение Аллаху) и боялись (наказания Аллаха) в День (Суда), зло которого распространяется (на всех, кроме тех, кого помиловал Аллах).

Rusça — Osmanov

Они верны своим обетам и страшатся дня, бедствия которого простираются [повсюду].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Det är) de som står fast vid sina löften och som bävar för den Dag då skräcken skall överskugga allt,