Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

ve mā yeƶkurūne illā en yeşā'e (a)llahu huve ehlu t-teḳvā ve ehlu l-meğfirati

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2يَذْكُرُونَyeƶkurūneذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekonlar öğüt almazlar
3اِلَّٓاillādışında
4اَنْen
5يَشَاءَyeşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilemesi
6اللّٰهُ(a)llahuAllah
7هُوَhuveO'dur
8اَهْلُehluا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarehli
9التَّقْوٰىt-teḳvāو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişitakva
10وَاَهْلُve ehluا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarve ehli
11الْمَغْفِرَةِl-meğfiratiغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekmağfiret

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Allah'ın dilediğinden başkası öğüt alamaz; odur çekinilmeye değer ve yarlıgayıp suçları örter.

Adem Uğur

Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.

Ahmed Hulusi

Allah dilemedikçe onlar zikredemezler (hatırlayıp değerlendiremezler). . . O, takvanın ehlidir (dilediğinde korunmayı izhar eder) ve mağfiretin ehlidir (dilediğinde mağfiretini oluşturur).

Ahmet Tekin

Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde onlar da öğüt alabilirler. O, takva esaslarını-Kur’ân esaslarını ortaya koymaya, korunmaya-takvaya dayalı düzeni kurdurmaya, kulluk ve sorumluluk şuurlarıyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkararak şahsiyetlerini korumaya, dinî ve sosyal görevleri konusunda insanları bilinçlendirmeye, azabından korunulmaya tekehil olan varlıktır, koruma kalkanına almakta, bağışlamakta da kudret ve hükümranlık sahibidir.

Ahmet Varol

Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. Kendisinden sakınılmaya lâyık olan O'dur, bağışlamaya yetkili (ehil) olan da O'dur.

Ali Bulaç

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.

Ali Fikri Yavuz

Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da O’dur, bağışlayacak da O...

Ali Rıza Safa

Allah dilemedikçe, zaten öğüt alamazlar. O, sorumluluk bilincine erişmenin ve bağışlanmanın kaynağıdır.

Bayraktar Bayraklı

Böylece zaten onlar Allah'ın dilediğini ancak öğüt almış olurlar. Çünkü saygı duyulması gereken O'dur. Bağışlayacak olan da O'dur.

Bekir Sadak

Allah dilemeksizin ogut alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layiktir ve bagislamaya daha ehildir. *

Celal Yıldırım

Ancak Allah'ın dilediği kimseler düşünüp öğüt alır. Korkulmaya değer olan da O'dur; bağışlamaya lâyık olan da O'dur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O’dur, mağfiret sahibi de O’dur.

Diyanet İşleri

Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

Diyanet İşleri (eski)

Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.

Diyanet Vakfi

Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber Allah dilemeyince, düşünmezler; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da!

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de

Erhan Aktaş

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.

Fizilal-il Kuran

Fakat Allah dilemedikçe onlar bundan ders alamazlar. O kendisinden korku duyulmaya ve affetmeye lâyıktır.

Gültekin Onan

Tanrı dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takva ehli ve mağrifet ehli (olan) O'dur.

Hamdi Döndüren

Ancak onlar, Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Çünkü koruyacak olan da, bağışlayacak olan da O’dur!

Hasan Basri Çantay

Bununla beraber Allahın dileyeceğinden başkaları o öğüdü almazlar ki (Onun azabından) korunmıya ehil olan da odur, yarlığanmıya ehil olan da o.

Hasib Asutay

Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya layık olan da O'dur, bağışlamaya ehil olan da O'dur.

Hayrat Neşriyat

Bununla berâber, Allah (hikmetine binâen kendi lütfundan) dilemedikçe nasîhat almazlar! (Kendisinden) sakınılmaya lâyık olan da, bağışlamaya ehil olan da O’dur!

İbni Kesir

Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O, takvaya ehildir, mağfirete ehildir.

Mehmet Okuyan

(Bunu yapanlar), Allah’ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. Takvâya (duyarlı davranılmaya) layık olan da bağışlayan da O’dur.

Muhammed Esed

Ama o (öteki dünyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikçe ondan ders almazlar çünkü O, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin kaynağıdır.

Mustafa İslamoğlu

zaten onlar ancak Allah'ın dilemesi durumunda öğüt alabilirler. O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Maamafih düşünüp tefekkür edemezler, meğer ki Allah dilesin, kendisinden korkulacak olan ve mağfiret buyurmaya ehl olan da ancak O (Hâlık-i Kerîm)dir.

Ömer Öngüt

Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha lâyıktır, mağfiret sahibi de O'dur.

Suat Yıldırım

Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O’dur.

Süleyman Ateş

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).

Süleymaniye Vakfı

Onlar, ancak Allah'ın gerekeni yapması ile bu bilgiden yararlanırlar. Allah, her türlü yanlıştan sakınan ve hep bağışlayandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah'ın onayladıklarıdır. Böylesi, Allah'tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.

Şaban Piriş

Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O'dur, bağış sahibi O'dur.

Tefhim-ul Kuran

Allah dilemedikçe, onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.

Ümit Şimşek

Ancak Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Korkulmaya lâyık olan da Odur, günahları bağışlayacak olan da.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bilin ki, Allah istəmədikcə onlar xatırlaya bilməzlər. Mütləq qüdrətindən qorxub çəkinməyə layiq olan da, bağışlamağa qadir olan da Odur!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bununla belə, Allah istəməsə, onlar əsla öyüd ala bilməzlər. Qorxub çəkinməyə də, bağışlamağa da layiq olan ancaq Odur!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sie werden aber (seiner) nicht gedenken, außer daß Allah es will. Ihm gebührt die Gottesfurcht und Ihm gebührt die Vergebung.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie werden sich nicht ermahnen lassen, bis es Allah so will. Er ist der Ehrfurcht und der Vergebung Würdig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie erinnern sich nicht, außer wenn ALLAH will. ER ist würdig für die Taqwa und würdig für die Vergebung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But no wish would be fulfilled until Allah has so willed, He is Reverence personified. He is the Creator Who merits profound reverence and He is the Absolute Source of forgiveness, and to those who repent, perhaps He will relent and quit them all His debt.

Abdul Haleem

they will only take heed if God so wishes. He is the Lord who should be heeded, the Lord of forgiveness.

Abdullah Yusuf Ali

But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness.

Abul A'la Maududi

But they will not benefit from it unless Allah Himself so wills. He is worthy to be feared; and He is worthy to forgive (those that fear Him).

Aisha Bewley

But they will only pay heed if Allah wills. He is entitled to be feared and entitled to forgive.

Al-Hilali & Khan

And they will not receive admonition unless Allâh wills; He (Allâh) is the One, deserving that mankind should be afraid of, and should be dutiful to Him, and should not take any Ilâh (god) along with Him, and He is the One Who forgives (sins).

Ali Quli Qarai

And they will not remember unless Allah wishes. He is worthy of [your] being wary [of Him] and He is worthy to forgive.

Amatul Rahman Omar

But these (deniers) will not remember it unless Allâh (so) will. He alone is worthy to be taken as a shield and He alone is most worthy of granting protection.

Arthur John Arberry

And they will not remember, except that God wills; He is worthy to be feared, -- worthy to forgive.

Bijan Moeinian

Only those who deserve the blessing of God will believe in it. In God alone you will find righteousness and in God alone you will find forgiveness.

E. Henry Palmer

but none will remember it except God please. He is most worthy of fear; and he is most worthy to forgive!

Edip-Layth

None will take heed except if God wills. He is the source of righteousness and the source of forgiveness.

George Sale

But they shall not be warned, unless God shall please. He is worthy to be feared; and he is inclined to forgiveness.

Hamid S. Aziz

But none will remember (or heed) unless Allah wills. He is the source of fear (or righteousness) and the source of Mercy.

Mahmoud Ghali

And in no way will they remember, except that Allah decides. He is The Source (Literally: The only Qualified One) of piety and The Source of forgiveness.

Marmaduke Pickthall

And they will not heed unless Allah willeth (it). He is the fount of fear. He is the fount of Mercy.

Mohamed Ahmed - Samira

But they will not remember except as God wills: He is worthy to be feared, and He is worthy of forgiving

Muhammad Asad

But they [who do not believe in the life to come] will not take it to heart unless God so wills: [for] He is the Fount of all God-consciousness, and the Fount of all forgiveness.

Mustafa Khattab

But they cannot do so unless Allah wills. He ˹alone˺ is worthy to be feared and entitled to forgive.

Progressive Muslims

And none will remember except if God wills. He is the source of righteousness and the source of forgiveness.

Sahih International

And they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness.

Sam Gerrans

And they will not remember save that God wills; He is worthy of prudent fear and worthy to forgive.

Shabbir Ahmed

But they will not take it to heart except in accordance with Allah's Law of Guidance. (4:88). He is the Source of security, and the Source of forgiveness and protection. (76:30), (81:29).

Syed Vickar Ahamed

And they will not keep it in memory (mind) except as Allah wills: He is the One Who deserving the righteousness (with prayer and supplication to Him) and He is the One Who grants forgiveness (of the sins).

Taqi Usmani

And they will not take advice unless Allah so wills. He is worthy to be feared, and worthy to forgive.

The Monotheist Group

And none will remember except if God wills. He is the source of righteousness and the source of forgiveness.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais ils ne se rappelleront que si Allah veut. Cʹest Lui qui est Le plus digne dʹêtre craint; et cʹest Lui qui détient le pardon.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bes ê ku Xwedê ji bo wî viyabe dê şîretê jê wergire. Her Xwedê ye hêjayî parêzkariyê û hêjayî gunehjêbirinê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij denken er slechts aan als God het wil. Hem komt het toe gevreesd te worden en Hem komt het toe te vergeven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Doch zij zullen niet gewaarschuwd worden tenzij het Gode zal behagen. Hij is waardig gevreesd te worden, en hij is geneigd te vergeven.

Hollandaca — Siregar

En zij trekken er geen lering uit, behalve als Allah het wil. Hij is het Die vrees toekomt en Hij is het Die het toekomt om te vergeven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Но не вспомнят они (Коран) [не смогут получить пользу от него], если Аллах не пожелает (этого). (Ведь. только) Он – Тот, (наказания) Которого нужно остерегаться, (и только Он – Тот) Кто дарует прощение (тем, кто уверует и станет Ему покорным)!

Rusça — Osmanov

Но они не запомнят, если только не захочет Аллах. Он - тот, кого надлежит бояться и кто прощает.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de kommer inte att lägga den på minnet annat än om Gud vill. Det är Han som är värd att fruktas, Han ensam som förlåter synd.