Cin Suresi 9. Ayet — Elfaz
"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
1وَاَنَّاve ennāve elbette bizBağlaç+Harf-i Nasb+Zamir
2كُنَّاkunnāidikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3نَقْعُدُneḳ'ǔduotururMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yeri
4مِنْهَاminhāonunHarf-i Cer+Zamir
5مَقَاعِدَmeḳāǐdeoturma yerlerindeİsimق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yeri
6لِلسَّمْعِli s-sem'ǐdinlemeğe mahsusHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
7فَمَنْfe menartık kimİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
8يَسْتَمِعِyestemiǐdinlemek isteseMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
9الْاٰنَl-āneşimdiMarife (Belirlilik Takısı)+Zaman Zarfı
10يَجِدْyecidbulurMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak
11لَهُlehukendisiniHarf-i Cer+Zamir
12شِهَابًاşihābenbir ışınİsimش ه بYakmak/kavurmak, beyazlığın siyahlığa üstün geldiği bir renk haline gelmek. Şihab (çoğulu şuhub) - alevli ateş, parlak alev/meteor, yıldız, nüfuz eden alev, parlayan yıldız, canlı/neşeli, alev, meşale, ışık saçan veya parlayan ateş, kayan veya düşen yıldız. Şihab el-harb - korkusuz savaşçı, savaşta keskin ve enerjik olan kişi.