(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
وَالَّذِينَ فِي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
ve(e)lleƶīne fī emvālihim Haḳḳun meǎ'lūmun / li s-sāili ve l-meHrūmi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve öyle kişilerdir onlar ki mallarında malûm bir hak var.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve öyle kişilerdir onlar ki mallarında malûm bir hak var.
Adem Uğur
Mallarında, belli bir hak vardır,
Ahmed Hulusi
Onlar ki, onların mallarında bilinen bir hak vardır;
Ahmet Tekin
Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, mallarında ihtiyaç sahipleri için alınması gereken belirlenmiş hakları olduğunu bilenlerdir.
Ahmet Varol
Mallarında belirli bir hak vardır.
Ali Bulaç
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:
Ali Fikri Yavuz
Onlar ki, mallarında belirli bir hak vardır:
Ali Rıza Safa
Ve mallarından belirli bir pay ayırmışlardır.
Bayraktar Bayraklı
- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
Bekir Sadak
(22-27) Ancak namaz kilip namazlarinda yoksul ve yoksuna belirli bir hak taniyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabindan korkanlar boyle degildir.
Celal Yıldırım
(24-25) Mallarında, muhtaç durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(24-25) İsteyene ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar;
Diyanet İşleri
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Diyanet İşleri (eski)
(22-27) Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Diyanet Vakfi
(24-25) Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onların mallarında belli bir hak vardır,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, mallarında belli bir hak vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlar ki mallarında vardır bir hakkı ma'lum
Erhan Aktaş
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır;
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır;
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır;
Fizilal-il Kuran
Mallarında belli bir hisse vardır.
Gültekin Onan
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.
Hamdi Döndüren
Onların mallarında belli bir pay vardır;
Hasan Basri Çantay
(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
Hasib Asutay
Onlar ki mallarında belli bir hak vardır.
Hayrat Neşriyat
(24-25) Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).
İbni Kesir
Ve onlar ki; mallarında belirli bir hak vardır;
Mehmet Okuyan
Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır.
Muhammed Esed
ve şunlar: malları üzerinde (başkasının) hak sahibi olduğunu kabul edenler,
Mustafa İslamoğlu
Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):
Ömer Nasuhi Bilmen
(23-24) Onlar ki namazları üzerine devam ederler. Ve onlar ki, mallarında bir malum hak vardır.
Ömer Öngüt
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Suat Yıldırım
(24-25) Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
Süleyman Ateş
Onların mallarında belli bir hisse vardır:
Süleymaniye Vakfı
Onlar kendi mallarında belli bir hak bulunduğunu kabul edenlerdir;
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
mallarında belli bir hakkın varlığını bilenlerdir.
Şaban Piriş
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Tefhim-ul Kuran
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.
Ümit Şimşek
Mallarında da belirli bir pay vardır:
Yaşar Nuri Öztürk
Bunların mallarında belirli bir hak vardır:
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O kəslər ki, onların mallarında məlum bir haqq vardır-
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O kəslər ki, onların mallarında müəyyən bir haqq (pay) vardır -
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
die von ihrem Hab und Gut einen Teil bestimmen
Almanca — Der Edle Quran
und die ein festgesetztes Recht an ihrem Besitz (zugestehen)
Almanca — M. A. Rassoul
und die, in deren Besitztum ein bestimmter Anteil ist
Almanca — Muhammad Zaidan
sowie denjenigen, in deren Vermögensgütern ein festgesetztes Recht ist
English (26)
Abdel Khalek Himmat
b. Who apportion a determinate share of their wealth for charitable contributions,
Abdul Haleem
who give a due share of their wealth
Abdullah Yusuf Ali
And those in whose wealth is a recognised right.
Abul A'la Maududi
and those in whose wealth there is a known right
Aisha Bewley
those in whose wealth there is a known share
Al-Hilali & Khan
And those in whose wealth there is a recognised right
Ali Quli Qarai
and in whose wealth there is a known right
Amatul Rahman Omar
And those in whose wealth there is a recognised right (- a fixed share),
Arthur John Arberry
those in whose wealth is a right known
Bijan Moeinian
… those who…
E. Henry Palmer
and in whose wealth is a reasonable due (set aside)
Edip-Layth
Those who set aside part of their wealth.
George Sale
and those of whose substance a due and certain portion is ready to be given
Hamid S. Aziz
And those in whose wealth there is a fixed portion
Mahmoud Ghali
And (they) are the ones in whose riches is a truthful (duty) known.
Marmaduke Pickthall
And in whose wealth there is a right acknowledged
Mohamed Ahmed - Samira
In whose wealth a due share is included
Muhammad Asad
and in whose possessions there is a due share, acknowledged [by them],
Mustafa Khattab
and who give the rightful share of their wealth
Progressive Muslims
And those who set aside part of their wealth.
Sahih International
And those within whose wealth is a known right
Sam Gerrans
And those in whose wealth is a due known
Shabbir Ahmed
----- And in whose wealth and possessions is a KNOWN RIGHT.
Syed Vickar Ahamed
And those in whose wealth, is a recognized right (of Allah);
Taqi Usmani
and those in whose riches there is a specified right
The Monotheist Group
And those who set aside part of their wealth.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et sur les biens desquels il y a un droit bien déterminé (la Zakât)
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ên ku di malên wan de pareke diyarkirî heye…
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en van wie er een rechtmatig aandeel in hun bezittingen is
Hollandaca — Siregar
En degenen in wier bezittingen een rechtmatig deel is.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и в их имуществах была доля [обязательная и добровольная милостыня]
Rusça — Osmanov
которые выделяют долю имущества
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och som av vad de äger (anslår) rättmätiga andelar