A'raf Suresi 70. Ayet — Elfaz
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.
1قَالُواḳālūdediler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اَجِئْتَنَاe ci'tenāsen bize mi geldin?Soru Eki+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
3لِنَعْبُدَli neǎ'budekulluk etmemiz içinTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek
4اللّٰهَ(a)llaheAllah'aLafza-i Celal
6وَنَذَرَve neƶerave bırakalım diyeBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek
7مَاmāşeyleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8كَانَkāneolduklarıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9يَعْبُدُyeǎ'budutapıyorMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek
10اٰبَٓاؤُ۬نَاābā'unāatalarımızınİsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
11فَأْتِنَاfe 'tinā(haydi) bize getirSonuç Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatabا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
12بِمَاbimāşeyiHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13تَعِدُنَاteǐdunābizi tehdidettiğinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)
14اِنْineğerŞart Edatı
15كُنْتَkunteisenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16مِنَmine-danHarf-i Cer
17الصَّادِقِينَS-Sādiḳīnedoğrular-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.