Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.

قَالُوا اَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ اللّٰهَ وَحْدَهُ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

ḳālū e ci'tenā li neǎ'bude (a)llahe veHdehu ve neƶera mā kāne yeǎ'budu ābā'unā fe 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2اَجِئْتَنَاe ci'tenāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksen bize mi geldin?
3لِنَعْبُدَli neǎ'budeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etmemiz için
4اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
5وَحْدَهُveHdehuو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.tek olan
6وَنَذَرَve neƶeraو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekve bırakalım diye
7مَاşeyleri
8كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
9يَعْبُدُyeǎ'buduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapıyor
10اٰبَٓاؤُ۬نَاābā'unāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekatalarımızın
11فَأْتِنَاfe 'tināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek(haydi) bize getir
12بِمَاbimāşeyi
13تَعِدُنَاteǐdunāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bizi tehdidettiğin
14اِنْineğer
15كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
16مِنَmine-dan
17الصَّادِقِينَS-Sādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğrular-

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemizi ve atalarımızın taptıklarını bırakmamızı sağlamak için mi geldin? Doğru söyleyenlerdensen tehdît ettiğin şeyi meydana getir bakalım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dediler ki: Sen bize tek Allahʼa kulluk etmemizi ve atalarımızın taptıklarını bırakmamızı sağlamak için mi geldin? Doğru söyleyenlerdensen tehdît ettiğin şeyi meydana getir bakalım.

Adem Uğur

Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "TEK olan O Allah'a kulluk edelim, babalarımızın tapınmakta olduklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğini getir (görelim)!"

Ahmet Tekin

Onlar: 'Sen bize, tek Allah’ı ilâh tanımamız, candan müslümanlar olarak Allah’a teslim olmamız, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet etmemiz, tek O’nun şeriatına bağlanmamız, O’na boyun eğmemiz, atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer söylediklerinin arkasında isen, söylediklerinde doğru isen, bizi tehdit ettiğin o azâbı getir.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar: 'Sen bize, babalarımızın taptığı şeyleri bırakmamız ve yalnız Allah'a kulluk etmemiz için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen bize, tehdit ettiğin şeyi getir' dediler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarınızı bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım."

Ali Fikri Yavuz

Hûd’a kavminin kâfirleri şöyle dediler: “- Sen, bize yalnız Allah’a ibadet ve itaat etmemiz, bir de babalarımızın tapındıkları putları terk etmemiz için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi korkutup durduğun azabı başımıza getir bakalım.”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Allah'a, Tek ve Eşsiz olarak hizmet etmemiz ve atalarımızın hizmet ettiklerini bırakmamız için mi bize geldin? Bize gözdağı verdiğin şeyi artık getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Sen bize, tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir."

Bekir Sadak

«ize yalniz Allah'a kulluk etmemizi, babalarimizin taptiklarini birakmamizi soylemek icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen haydi bizi tehdit ettigin azaba ugrat» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, «yalnız Allah'a ibâdet etmemiz ve babalarımızın İbâdet edip taptıklarını terketmemiz için mi geldin ?! Haydi eğer doğrulardan isen bizi tehdîd edip durduğun azabı getir» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dediler ki: “Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) getir bize!”

Diyanet İşleri

Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'Bize yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı söylemek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azaba uğrat' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki: «Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen bize yalnız Allah'a tapalım ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi korkuttuğun o azabı başımıza getir de görelim! dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya, dediler: sen bize yalnız Allaha tapalım atalarımızın tapageldiklerini bırakalım diyemi geldin, eğer sadıklardan isen haydi bizi tehdid edib durduğun o azabı başımıza getir görelim

Erhan Aktaş

"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

Fizilal-il Kuran

Soydaşları ona dedi ki: Sen bize tek Allah'a kulluk edelim, atalarımızın taptıkları ilâhları bırakalım diye mi geldin. Eğer söylediklerin doğru ise ilerde çarpılacağımızı söylediğin azabı şimdi başımıza getir, bakalım.

Gültekin Onan

Dediler ki: Sen bize yalnızca Tanrı'ya kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir bakalım.

Hamdi Döndüren

Onlar dediler ki: “Sen bize, tek Allah’a ibadet etmemizi ve atalarımızın tapmakta olduklarını terk etmemizi bildirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen tehdit etmekte olduğun o azabı bize getir!”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Sen bize yalınız Allaha kulluk etmemiz, atalarımızın tapmakda olduklarını bırakmamız için mi geldin? O halde doğruculardan isen bizi tehdid etmekde olduğun şey'i (azabı) getir bize".

Hasib Asutay

(Onlar) dediler ki: 'Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: '(Sen) bize, 'Bir olan Allah’a ibâdet edelim ve atalarımızın tapageldiklerini bırakalım’ diye mi geldin? Eğer (iddiânda) doğru kimselerden isen, haydi bizi (kendisiyle) tehdîd etmekte olduğun (azâb)ı bize getir!'

İbni Kesir

Dediler ki: Sen, bize; yalnız Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Şayet sadıklardan isen; tehdit ettiklerini getir bize.

Mehmet Okuyan

(Onlar) şöyle demişlerdi: “Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi (bunları mı demeye) geldin? Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize getir!”

Muhammed Esed

Şöyle cevap verdiler: "Bir tek Allaha kulluk edelim de atalarımızın kulluk edegeldiği bütün öteki tanrıları bırakalım diye mi geldin bize? Eğer doğru sözlü biriysen, haydi getir (de görelim) bizi tehdit edip durduğun azabı!"

Mustafa İslamoğlu

Onlar dediler ki: "Sen bize bir tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapa geldiği şeyleri bırakmamız için mi geldin? Tamam, eğer sözünün arkasındaysan haydi getir bizi tehdit edip durduğun azabı!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Sen bize geldin mi ki, yalnız bir tanrıya tapalım ve babalarımızın tapar olduklarını terkeyleyelim! Haydi, eğer sen doğru sözlü kimselerden isen bizi korkutur olduğun şeyi bize getir bakalım.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın taptıklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru sözlülerden isen hadi bizi tehdit edip durduğun azabı başımıza getir. ”

Suat Yıldırım

"Yâ!" dediler "Sen bize yalnız Allah’a ibadet edelim, atalarımızın taptıklarını ise bırakalım diye mi geldin?Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi, bizi tehdit edip durduğun o felaketi başımıza getir de görelim!"

Süleyman Ateş

Dediler ki; "Ya, demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdid ettiğin(o azab)ı bize getir!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Şimdi sen bize, sadece Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın kulluk ettikleri şeyleri bırakalım diye mi geldin? Doğru sözlülerdensen bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Sen bize, atalarımızın kul oldukları şeyleri bırakıp bir tek Allah'a kul olalım diye mi geldin? Eğer doğru sözlü biriysen bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım."

Şaban Piriş

-Bir tek ilaha kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi bize geldin? Bizi tehdit ettiğin azabı haydi başımıza getir. Doğru söyleyenlerden isen! dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru sözlülerden isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım.»

Ümit Şimşek

Onlar 'Yoksa sen atalarımızın taptıklarını bırakıp da yalnız Allah'a kulluk edelim diye mi bize geldin?' dediler. 'Eğer doğru söylüyorsan, bize vaad ettiğin azabı getir de görelim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bize bizi tehdit ettiğini getir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Yanımıza gəlmisən ki, atalarımızın ibadət etdiklərini buraxıb tək Allaha ibadət edək? Əgər doğru danışanlardansansa, bizə vəd etdiyin əzabı gətir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Hud tayfasının kafirləri) dedilər: ″Sən bizə yalnız Allaha ibadət etməyimiz və atalarımızın tapındıqları bütlərdən əl çəkməyimiz üçünmü gəldin? Əgər doğru danışanlardansansa, bizi qorxutduğun (bizi təhdid etdiyin əzabı) bir gətir görək!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, damit wir Gott allein dienen und von den Gottheiten, die unsere Väter anbeteten, ablassen? Bring uns doch, was du uns verheißen hast, wenn du nur Wahres sagst!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, damit wir Allah allein dienen und das verlassen, dem unsere Väter immer gedient haben? Bring uns doch her, was du uns androhst, wenn du zu den Wahrhaftigen gehören solltest!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, damit wir Allah allein verehren und das verlassen (sollen), was unsere Väter anbeteten? Bring uns denn her, was du uns (an Drohung) versprichst, wenn du wahrhaftig bist!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺBist du etwa zu uns gekommen, damit wir ALLAH alleine dienen und von dem ablassen, dem unsere Ahnen dienten?! Also lasse uns das zuteil werden, wovor du uns warnst, solltest du von den Wahrhaftigen sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they said to him: "Did you come to us O Hud to induce us to worship Allah alone and renounce the form of religious worship practiced by our fathers and the gods to whom they paid reverence and veneration!". " Then bring to pass the punishment you have promised, if in fact you declare the truth".

Abdul Haleem

They said, ‘Have you really come to tell us to serve God alone and to forsake what our forefathers served? If what you say is true, bring us the punishment you threaten.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Comest thou to us, that we may worship Allah alone, and give up the cult of our fathers? bring us what thou threatenest us with, if so be that thou tellest the truth!"

Abul A'la Maududi

They said: 'Have you come to us that we should worship none other than Allah and forsake all whom our forefathers were wont to worship? Then bring upon us the scourge with which you have threatened us if you are truthful?'

Aisha Bewley

They said, ‘Have you come to us to make us worship Allah alone and abandon what our fathers used to worship? Then bring us what you have promised us if you are telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "You have come to us that we should worship Allâh Alone and forsake that which our fathers used to worship. So bring us that wherewith you have threatened us if you are of the truthful."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Have you come to [tell] us that we should worship Allah alone and abandon what our fathers have been worshiping? Then bring us what you threaten us with, should you be truthful. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `Have you come to us that we may worship Allâh alone and renounce that which our fathers worshipped? Bring down on us the punishment you threaten us with, if you are of the truthful. '

Arthur John Arberry

They said, 'Why, hast thou come to us that we may serve God alone, and forsake that our fathers served? Then bring us that thou promisest us, if thou speakest truly. '

Bijan Moeinian

They replied: "Do you mean that we should worship only God and forget about [our "cultural roots" and about what our] forefathers were used to worship? If you are truthful, then subject us to that punishment [of your Lord] that you are talking about so much. "

E. Henry Palmer

They said, 'Hast thou come to us that we may worship God alone, and leave what our fathers used to worship? then bring us what thou dost threaten us with, if thou art of those who tell the truth!'

Edip-Layth

They said, "Have you come to us to serve God alone and abandon what our fathers had served? Bring us what you promise if you are of the truthful ones!"

George Sale

They said, art thou come unto us, that we should worship God alone, and leave the deities which our fathers worshipped? Now bring down that judgement upon us, with which thou threatenest us, if thou speakest truth.

Hamid S. Aziz

They said, "Have you come to us that we may serve Allah alone, and forsake what our fathers used to worship? Then bring upon us what you threaten us with, if you are truthful!"

Mahmoud Ghali

They said, "Have you come to us that we may worship Allah alone and leave out what our fathers were worshiping? Then come up to us with what you promise us, in case you are of the sincere. "

Marmaduke Pickthall

They said: Hast come unto us that we should serve Allah alone, and forsake what our fathers worshipped? Then bring upon us that wherewith thou threatenest us if thou art of the truthful!

Mohamed Ahmed - Samira

They answered: "Have you come to say to us that we should worship only one God, abandoning those our ancestors had worshipped? If so, bring on us what you threaten us with, if what you say is true. "

Muhammad Asad

They answered: "Hast thou come to us [with the demand] that we worship God alone, and give up all that our forefathers were wont to worship? Bring about, then, that [punishment] with which thou hast threatened us, if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

They said, "Have you come to us so that we would worship Allah alone and abandon what our forefathers used to worship? Then bring us what you threaten us with, if what you say is true!"

Progressive Muslims

They said: "Have you come to us to serve God alone and abandon what our fathers had served Bring us what you promise if you are of the truthful ones!"

Sahih International

They said, "Have you come to us that we should worship Allah alone and leave what our fathers have worshipped? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful. "

Sam Gerrans

They said: “Hast thou come to us that we should serve God alone and leave what our fathers served? Then bring thou us what thou promisest us, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

They said, "Have you come to us that we worship Allah alone and give up what our forefathers worshiped? Bring upon us what you threaten us with, if you are truthful. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Do you come to us (saying), that we may worship Allah alone, and give up the way (for worship) of our fathers? So bring us what you threaten us with, if you are (really) telling the truth!"

Taqi Usmani

They said, "Have you come to us that we should worship Allah alone and give up what our fathers used to worship? Now, bring upon us that (scourge) with which you threaten us if you are one of the truthful."

The Monotheist Group

They said: "Have you come to us to serve God alone and abandon what our fathers had served? Bring us what you promise if you are of the truthful ones!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺEs-tu venu à nous pour que nous adorions Allah seul, et que nous délaissions ce que nos ancêtres adoraient? Fais donc venir ce dont tu nous menaces, si tu es du nombre des véridiquesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: (Ey Hûd!) Erê ma tu ji bo me hatî ku em her ji Xwedê re îbadetê bikin û em dev ji yên ku bav û kalên me ji wan re îbadet kirin, berdin?! Vêca eger bera tu ji rastbêjan bî, de haydê ew ezabê ku tu me pê ditirsînî bi ser me de bîne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺBen jij tot ons gekomen, opdat wij God alleen zullen dienen en wat onze vaderen dienden verlaten? Breng wat jij ons aanzegt als jij tot hen die gelijk hebben behoort.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden tot hem: Zijt gij tot ons gekomen, dat wij God alleen aanbidden en de goden verlaten zouden, die door onze vaderen werden aangebeden? Zorg dat uwe bedreigingen in vervulling gaan, indien gij oprecht zijt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(‘Адиты) сказали: «Не для того ли ты пришел (о, Худ), чтобы мы поклонялись только одному Аллаху и оставили то, чему поклонялись наши отцы [идолов]? Приведи же нам то, чем ты угрожаешь нам [наказание], если ты – из числа правдивых!»

Rusça — Osmanov

Они спросили: ʺДля того ли ты пришел к нам, чтобы [заставить] нас поклоняться единому Аллаху и отречься от того, чему поклонялись наши отцы? Осуществи же свою угрозу, если ты говоришь правдуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Då) svarade de: ʺHar du kommit för att begära av oss att vi överger det som våra förfäder dyrkade och att vi inte tillber någon annan än Gud? Nedkalla då över oss det (straff) som du hotar oss med, om du har talat sanning!ʺ