Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

fe mā kāne deǎ'vāhum iƶ cā'ehum be'sunā illā en ḳālū innā kunnā Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَاfe mākalmadı
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3دَعْوٰيهُمْdeǎ'vāhumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekyalvarıları
4اِذْzaman
5جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara geldiği
6بَأْسُنَاbe'sunāب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkazabımız
7اِلَّٓاillābaşka
8اَنْen
9قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemelerinden
10اِنَّاinnābiz gerçekten
11كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12ظَالِمِينَZālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlermişiz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Azâbımız geldiği zaman ancak, biz zulmetmiştik diye niyâz edebildiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Azâbımız geldiği zaman ancak, biz zulmetmiştik diye niyâz edebildiler.

Adem Uğur

Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.

Ahmed Hulusi

Azabımız onlara geldiğinde, onların seslenişleri: "Biz gerçekten zalimlermişiz" demekten başka bir şey olmadı.

Ahmet Tekin

Azâbımız onlara geldiğinde: 'Biz gerçekten Allah’a şirk koşan, rasullerini yalanlayan, inkârda, isyanda ısrar eden zâlim kimseleriz' diyerek itiraftan başka bir savunmaları olmadı.

Ahmet Varol

Kendilerine azabımız geldiğinde: 'Şüphesiz biz zalim kimselerdik' demekten başka savunmaları olmadı.

Ali Bulaç

Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

Ali Fikri Yavuz

Azabımız kendilerine geldiği zaman, yalvarış ve itirafları ancak şu olmuştu: “- Gerçekten bizler zalimlerdeniz.”

Ali Rıza Safa

Cezamız geldiğinde, şunu söylemekten başka yalvarmaları olmadı: "Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşuz!"

Bayraktar Bayraklı

Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.

Bekir Sadak

Baskinimiza ugradiklarinda, sozleri, «Gercekten biz haksizdik» demekten ibaret kalmistir.

Celal Yıldırım

Kahredici azabımız gelip çattığında, bağırıp çağırmaları sadece, «doğrusu biz zâlimler idik!» olmuş tur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Azabımız onlara gelip çattığında, “Biz gerçekten zalim kişilermişiz!” diye yakınmaktan başka söyleyecekleri söz kalmadı.

Diyanet İşleri

Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

Diyanet İşleri (eski)

Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, 'Gerçekten biz haksızdık' demekten ibaret kalmıştır.

Diyanet Vakfi

Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, «Biz gerçekten zalim kişilermişiz» demelerinden başka bir şey olmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Azabımız onlara geldiğinde «Biz gerçekten zalimlermişiz!» demelerinden başka yalvarışları kalmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Azabımız kendilerine geldiğinde: "Bizler, gerçekten zalimlerdik!" demekten başka bir iddiaları olmadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Azabımız kendilerine geldiği vakıt da "bizler hakıkaten zalimler idik" demekten başka da'vaları olmadı

Erhan Aktaş

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Fizilal-il Kuran

Azabımıza uğradıkları andaki tek feryadları «Biz gerçekten zalimdik» demekten ibaret oldu.

Gültekin Onan

Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

Hamdi Döndüren

Kendilerine azabımız geldiği zaman onların niyazları, “Biz gerçekten zâlim kimselermişiz!” demekten ibaret olmuştur.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine azabımız geldiği zaman çağrışları "Biz hakikaten zaalimlerdendik" demelerinden başka (bir şey) olmadı.

Hasib Asutay

Azabımız onlara geldiğinde, 'Biz gerçekten zalimlermişiz' demelerinden başka çağırışları olmadı.

Hayrat Neşriyat

Azâbımız onlara geldiğinde: 'Gerçekten biz zâlimlerdik!' demelerinden başka çağırışları (ve yalvarışları) da olmadı.

İbni Kesir

Baskınımız geldiği zaman, çağırışları: Biz gerçekten zalimlerdendik, demekten başka birşey olmadı.

Mehmet Okuyan

Azabımız kendilerine geldiğinde “Biz zalimlermişiz!” diye sızlanıp yalvarmaktan başka sözleri kalmamıştı.

Muhammed Esed

Ve cezamız başlarında koptuğu zaman, kendi kendilerine, "vah bize! Biz gerçekten zalim kimselerdik!" demekten başka söyleyecek sözleri olmamıştır.

Mustafa İslamoğlu

Kahredici gazabımız kendilerine gelip çatınca, "Kesinlikle bizdik haksız olan, evet biz!" itirafından başka bir savunmaları olmayacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara azabımız geldiği zaman ise onların sözleri, «Biz hakikaten zalim kimseler olmuş idik» demekten başka olmamıştır.

Ömer Öngüt

Azabımız kendilerine geldiğinde onların çağırışları: “Biz gerçekten zâlim kişilermişiz!” demelerinden başka bir şey olmadı.

Suat Yıldırım

Azabımız gelip çattığında da itiraf ve yalvarmaları: "Biz gerçekten zalim adamlarmışız!" demekten başka bir şey olmadı.

Süleyman Ateş

Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarıları kalmadı.

Süleymaniye Vakfı

Baskınımız gelince şunun dışında söyleyecek sözleri kalmamıştı: "Biz, gerçekten yanlışlar içindeyiz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Baskınımız gelince şundan başka bir haykırışları olmamıştır: "Biz, yanlışlar içindeydik!"

Şaban Piriş

Azabımız onlara geldiği vakit, feryatları "Biz, gerçekten zalimler idik!" demekten başka bir şey olmadı.

Tefhim-ul Kuran

Zorlu azabımız onlara geliverince yakarabildikleri: «Biz gerçekten zulme sapanlardandık» demelerinden başka olmadı.

Ümit Şimşek

Kendilerine azabımız geldiği zaman onların 'Biz gerçekten zalimmişiz' sözünden başka bir diyecekleri yoktu.

Yaşar Nuri Öztürk

Azabımız onlara gelip çattığında, yaptıkları, şu çığlığı yükseltmekten başka birşey olmamıştır: Biz gerçekten zalimlerdik!

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Əzabımız onları haqladığı zaman onların çağırışları: “Həqiqətən, biz zalım olmuşuq!”– deməkdən başqa bir şey olmadı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unsere Strafe über sie kam, konnten sie nichts anderes sagen als: ʺWir sind fürwahr ungerechte Menschen gewesen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So war ihr Ausruf, als Unsere Gewalt über sie kam, nur, daß sie sagten: ʺWir haben gewiß Unrecht getan.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Ihr Ausruf war nichts anderes, als Unsere Strafe über sie kam, als daß sie sagten: ʺ Wir waren wahrlich Frevler!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann hatten sie keine anderen Rufe, als Unsere Peinigung sie überraschte, außer daß sie sagten: ʺGewiß, wir waren Unrecht-Begehende.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When our anger was displayed in action, nothing did they say with pining regrets and vain repentance but: "we were wrongful of actions".

Abdul Haleem

their only cry when Our punishment came to them was, ‘How wrong we were!’

Abdullah Yusuf Ali

When (thus) Our punishment took them, no cry did they utter but this: "Indeed we did wrong."

Abul A'la Maududi

And when Our scourge fell upon them their only cry was: 'We are indeed transgressors.'

Aisha Bewley

And their only utterance, when Our violent force came down upon them, was the cry: ‘Truly we have been wrongdoers!’

Al-Hilali & Khan

No cry did they utter when Our Torment came upon them but this: "Verily, we were Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)".

Ali Quli Qarai

Then their cry, when Our punishment overtook them, was only that they said, ‘We have indeed been wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

So that their cry meant nothing when Our punishment came upon them except that they (apologisingly) said, `Truly we were wrong-doing people. '

Arthur John Arberry

and they but cried, when Our might came upon there, 'We were evildoers. ';

Bijan Moeinian

The punishment came so fast upon them that they had only time to say: "How unjust we were. "

E. Henry Palmer

was only to say, 'Verily, we were unjust!'

Edip-Layth

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

George Sale

And their supplication, when our punishment came upon them, was no other than that they said, verily we have been unjust.

Hamid S. Aziz

7:5. And their cry, when Our wrath came upon them, was only to say, "Verily, we were unjust (wrongdoers)!"

Mahmoud Ghali

So, in no way did they have a plea as Our violence came to them, except that they said, "Surely we were unjust. "

Marmaduke Pickthall

No plea had they, when Our terror came unto them, save that they said: Lo! We were wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And when Our punishment overtook them they had nothing to say except crying out: "We have indeed been sinners. "

Muhammad Asad

And when Our punishment came upon them, they had nothing to say for themselves, and could only cry, "Verily, we were wrongdoers!"

Mustafa Khattab

Their only cry—when overwhelmed by Our torment—was, "We have indeed been wrongdoers."

Progressive Muslims

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

Sahih International

And their declaration when Our punishment came to them was only that they said, "Indeed, we were wrongdoers!"

Sam Gerrans

And their cry when Our might came to them was only that they said: “We were wrongdoers!”

Shabbir Ahmed

They had no plea when Our Requital came to them, but they said, "We were indeed unjust, and used to oppress the vulnerable. "

Syed Vickar Ahamed

When Our punishment got them, they did not say anything except this: Truly, we did wrong!

Taqi Usmani

So, when Our punishment came upon them, they could say nothing but cry, "We were wrongdoers indeed."

The Monotheist Group

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ezabê me bi ser wan de hat, bes ev digotin: Bêguman em sitemkar bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij konden, wanneer Ons geweld over hen kwam, slechts roepen: ʺWij hebben onrecht gedaan.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hunne smeeking, toen onze straf hen bereikte, was niets anders dan dat zij zeiden: waarlijk wij zijn goddeloos geweest.

Hollandaca — Siregar

En hun smeekbede, toen Onze bestraffing tot hen kwam, was slechts dat zij zeiden: ʺVoorwaar, wij waren onrechtplegers.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И было зовом их [словами признания собственного злодеяния], когда приходила к ним Наша ярость [наказание], только то, что они говорили: «Поистине, мы были злодеями!»

Rusça — Osmanov

А когда настигала их Наша кара, они только и стенали: ʺВоистину, мы были нечестивцами!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och då slaget föll kunde de inte säga mer än detta: ʺJa, vi gjorde sannerligen stor orätt!ʺ