İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
ve(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti lā nukellifu nefsen illā vus'ǎhā ulāike eSHābu l-cenneti hum fīhā ḣālidūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince; hiç kimseye takatinden aşırı bir teklifte bulunmayız, onlardır cennet ehli ve orada ebedî kalır onlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince; hiç kimseye takatinden aşırı bir teklifte bulunmayız, onlardır cennet ehli ve orada ebedî kalır onlar.
Adem Uğur
İnanıp da iyi işler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedî kalacaklar.
Ahmed Hulusi
İman edip imanının gereği fiiller ortaya koyanlara gelince. . . Ki biz, hiçbir nefsi, kapasitesinin üstündeki ile mükellef kılmayız; işte onlar cennet ehlidirler. . . Onlar orada ebedi kalıcılardır.
Ahmet Tekin
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, -ki biz hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği hükümlerle mükellef tutmayız- işte onlar cennet ehlidir. Ve orada ebedî yaşayacaklar.
Ahmet Varol
İman edip iyi işler işleyenler ise -ki biz hiçbir canı yapabileceğinden fazlasıyla yükümlü tutmayız- işte onlar cennete girecek olanlardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
Ali Bulaç
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
İman edip salih amel işleyenler (var ya) - ki biz herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz- işte onlar, cennetliktirler, onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Ali Rıza Safa
İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; hiç kimseye gücünün yeteceğinden aşırısını yüklemeyiz. Cennetin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
Hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yapmasını önermediğimiz halde inanıp iyi işler yapanlar cennetliktirler, onlar orada süreli kalacaklardır.
Bekir Sadak
Inanan ve yararli is isleyenler ki kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukleriz iste cennetlikler onlardir, orada temelli kalacaklardir.
Celal Yıldırım
Onlar ki imân edip güzel-yararlı amellerde bulunurlar —ki biz her kişiye ancak güç getirebileceğini yükleriz— işte onlardır Cennet yaranları ve onlardır orada ebedî kalıcılar!
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar cennetliklerdir. Orada onlar ebedî kalıcıdırlar.
Diyanet İşleri
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
Diyanet İşleri (eski)
İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır.
Diyanet Vakfi
İnanıp da iyi işler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedî kalacaklar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
İman edenler ve iyi amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İman edip iyi işler yapan kimseler ise, -Biz kişiye gücünün üstünde birşey yüklemeyiz.- cennetin sakinleridirler ve orada sonsuza dek kalacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
İyman edib iyi iyi işler yapan kimseler -ki bir nefse ancak vüs'ünü teklif ederiz- bunlar işte eshabı Cennettirler ve hep onda muhalleddirler
Erhan Aktaş
İman edip salihatı yapanlar - ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İman edip salihatı yapanlar- ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İman edip salihatı yapanlar- ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Cennet halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Fizilal-il Kuran
İman edip iyi ameller işleyenlere gelince biz hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemeyiz. Onlar orada ebedi olarak kalmak üzere cennetliktirler.
Gültekin Onan
İnanıp salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabıdır. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.
Hamdi Döndüren
İman edip, iyi işler yapanlara gelince; -Biz onlardan hiçbirine gücünün yeteceğinden başkasını yüklemeyiz- işte onlar cennetliktir, orada sürekli olarak kalacaklardır.
Hasan Basri Çantay
İman edip de güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) — ki biz hiç bir kimseye gücü yeteceğinden başkasını yüklemeyiz— onlar cennetin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
Hasib Asutay
İnanıp da salih amel işleyenlere gelince -ki biz hiçbir kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- işte onlar cennetliktir, onlar orada ebedi kalacaklardır.
Hayrat Neşriyat
Îmân edip sâlih ameller işleyenler, ki (biz) kimseyi gücünün yetmeyeceği (bir şey)ile mükellef tutmayız, işte onlar Cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
İbni Kesir
İman edip te salih ameller işleyenlere gelince; Biz, hiç kimseye gücünün yeteceğinden baikasını yüklemeyiz. İşte onlar, cennetliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.
Mehmet Okuyan
İman edip iyi işler yapanlara gelince –ki kimseye gücünün üzerinde bir görev yüklemeyiz–, işte onlar da cennet halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.
Muhammed Esed
Ama imana erişen, doğru ve yararlı işler yapan kimseler -(ki) şüphesiz, Biz kimseye taşıyabileceği yükten fazlasını yüklemeyiz- işte, ebediyyen kalmak üzere cennete girecek olan bunlardır;
Mustafa İslamoğlu
Fakat kim imana erer ve imanıyla uyumlu işler yaparsa -(ki) Biz hiç kimseye taşıyacağından fazlasını yüklemeyiz- işte, içinde ebedi kalmak üzere cennete girecek olan da bunlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki imân ettiler ve iyi amellerde bulundular. Biz ise hiçbir nefsi, iktidarının fevkinde birşey ile mükellef kılmayız. İşte onlar cennet sahipleridir. Onlar orada ebedî kalıcılardır.
Ömer Öngüt
İman edip de sâlih ameller işleyenlere gelince, -ki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- işte onlar cennet ehlidirler, onlar orada ebedî kalacaklardır.
Suat Yıldırım
İman edip makbul ve güzel işler yapanlar ise -ki hiç kimseye Biz gücünün yetmeyeceği yük yüklemeyiz- cennetlik olup, orada ebedî kalacaklardır.
Süleyman Ateş
İnanıp iyi işler yapanlar, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- İşte onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.
Süleymaniye Vakfı
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz- böyleleri cennet ahalisidir; onlar orada ölümsüzdürler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz; böyleleri cennet ahalisidir; onlar da orada ölümsüzdürler.
Şaban Piriş
İman eden ve doğruları yapanlar ise -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz.- bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler.
Tefhim-ul Kuran
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı) dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.
Ümit Şimşek
İman edip güzel işler yapanlara gelince: Biz kimseye gücünden fazla birşey yüklemeyiz. Onlar Cennet ehlidir; orada ebediyen kalacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar -ki biz, her benliğe ancak yaratılış kapasitesi ölçüsünde görev yükleriz- ise cennetin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
İman gətirib yaxşı əməl edənlər isə Cənnət sakinləridir. Onlar orada əbədi qalacaqlar. Biz hər kəsi yalnız onun qüvvəsi çatdığı qədər yükləyirik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
İman gətirib yaxşı işlər görənlər isə - Biz heç kəsi qüvvəsi yetdiyindən artıq yükləmərik – cənnətlikdirlər, onlar orada əbədi qalacaqlar!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Diejenigen aber, die glauben und gute Werke verrichten - Wir bürden keinem mehr auf als er tragen kann - gehören ins Paradies, wo sie ewig bleiben werden.
Almanca — Der Edle Quran
Diejenigen aber, die glauben und rechtschaffene Werke tun - Wir erlegen keiner Seele mehr auf, als sie zu leisten vermag -, jene sind Insassen des (Paradies)gartens. Ewig werden sie darin bleiben.
Almanca — M. A. Rassoul
Diejenigen aber, die glauben und gute Werke tun - Wir belasten keine Seele über ihr Vermögen hinaus -, sie sind die Bewohner des Paradieses; darin sollen sie auf ewig verweilen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Doch denjenigen, die den Iman verinnerlicht und gottgefällig Gutes getan haben, WIR gebieten einer Seele nur das, was sie vermag. Diese sind die Weggenossen der Dschanna. Darin werden sie ewig bleiben.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety, realize that We do not charge a soul with more than it can bear. It is they who have the rightful claim to Paradise wherein they shall have passed through nature to Eternity.
Abdul Haleem
But those who believe and do good deeds- and We do not burden any soul with more than it can bear- are the people of the Garden and there they will remain.
Abdullah Yusuf Ali
But those who believe and work righteousness,- no burden do We place on any soul, but that which it can bear,- they will be Companions of the Garden, therein to dwell (for ever).
Abul A'la Maududi
And those who believe and do good - We do not impose upon any of them a burden beyond his capacity. They are the people of Paradise. And there they shall abide.
Aisha Bewley
As for those who have iman and do right actions – We impose on no self any more than it can bear – they are the Companions of the Garden, remaining in it timelessly, for ever.
Al-Hilali & Khan
But those who believed (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism), and worked righteousness - We tax not any person beyond his scope - such are the dwellers of Paradise. They will abide therein.
Ali Quli Qarai
As for those who have faith and do righteous deeds —We task no soul except according to its capacity— they shall be the inhabitants of paradise, and they shall remain in it [forever].
Amatul Rahman Omar
(As for) those who believe and do deeds of righteousness - We charge no soul except according to its capacity. It is these who are the rightful owners of Paradise where they shall abide for ever.
Arthur John Arberry
And those who believe, and do deeds of righteousness -- We charge not any soul, save according to its capacity; those are the inhabitants of Paradise, therein dwelling forever;
Bijan Moeinian
As to those who chose to believe and did good deeds, they are worthy of Paradise. After all, I do not ask more than one can take [to be eligible for ending up in Paradise and] to live there forever.
E. Henry Palmer
But those who believe and do what is right - we will not oblige a soul more than its capacity - they are the fellows of Paradise, they shall dwell therein for aye.
Edip-Layth
As for those who acknowledge and do good; We do not burden a person beyond its capacity; those are the dwellers of paradise, in it they will abide.
George Sale
But they who believe, and do that which is right, -- we will not load any soul but according to its ability, -- they shall be the companions of paradise; they shall remain therein for ever.
Hamid S. Aziz
But those who believe and do what is right - We will not oblige a soul with more than it's capacity - they are the companions of the Garden; they shall dwell therein.
Mahmoud Ghali
And (the ones) who have believed, and have done deeds of righteousness-We do not charge a self except according to its capacity-those are the Companions of the Garden; they are therein eternally (abiding).
Marmaduke Pickthall
But (as for) those who believe and do good works - We tax not any soul beyond its scope - Such are rightful owners of the Garden. They abide therein.
Mohamed Ahmed - Samira
As for those who believe and do good, We never burden a soul beyond capacity. They are men of Paradise where they will abide for ever.
Muhammad Asad
But those who attain to faith and do righteous deeds - [and] We do not burden any human being with more than he is well able to bear - they are destined for paradise, therein to abide,
Mustafa Khattab
As for those who believe and do good—We never require of any soul more than what it can afford—it is they who will be the residents of Paradise. They will be there forever.
Progressive Muslims
As for those who believe and do good; We do not burden a soul beyond its means; those are the dwellers of Paradise, in it they will abide.
Sahih International
But those who believed and did righteous deeds - We charge no soul except [within] its capacity. Those are the companions of Paradise; they will abide therein eternally.
Sam Gerrans
And those who heed warning and do righteous deeds: — We burden not any soul save to its capacity — those are the companions of the Garden; therein they abide eternally.
Shabbir Ahmed
On the other hand, those who attain conviction in Divine Laws and work to augment the individual and collective potential of humanity, will succeed in attaining paradise of their own making (3:136). (The paradise of people's own making will never be lost; it will be their heritage in the life to come (2:25), (3:133), (55:45-47)). We never assign goals to people that are beyond their capacity.
Syed Vickar Ahamed
But for those who believe and do righteousness— We place no burden on any soul, except that which it can bear- They will be Companions of the Garden, to live in there (for ever).
Taqi Usmani
Those who believe and do good deeds,-We do not obligate anyone beyond his capacity-they are the people of Paradise; they shall remain there for ever.
The Monotheist Group
As for those who believe and do good; We do not burden a soul except with what it can bear; those are the dwellers of the Paradise, in it they will abide.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et ceux qui croient et font de bonnes œuvres - Nous nʹimposons aucune charge à personne que selon sa capacité - ceux-là seront les gens du Paradis: ils y demeureront éternellement.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ên ku bawerî anîn û karên rind kirin -em tu kesî zêdeyî hêza wî binbar nakin- ew xelkê bihiştê ne û ew ê heta bi hetayê tê de bimînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij die geloven en de deugdelijke daden doen -- aan niemand wordt meer dan hij kan dragen opgelegd -- zij zijn het die in de tuin thuishoren; zij zullen daarin altijd blijven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Doch zij, die gelooven en doen wat recht is (en wij zullen geene ziel eene zwaardere last opleggen dan die zij kan dragen), zullen de gezellen van het paradijs zijn; eeuwig zullen zij daarin verblijven.
Hollandaca — Siregar
En degenen die geloven en goede werken verrichten, Wij belasten niemand (van hen) dan naar zijn vermogen: zij zijn degenen die de bewoners van het Paradijs zijn. Zij zijn daarin eeuwig levenden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А те, которые уверовали и совершали праведные деяния [совершали только ради Аллаха то, что повелел Аллах Сам непосредственно и через Своего Посланника] (по мере своих сил), – (ведь) Мы возлагаем на душу только возможное для нее, – они (станут) обитателями Рая, (и) они в нем [в Раю] будут пребывать вечно.
Rusça — Osmanov
И ни на кого, кто уверовал и творил благое, Мы не возложили [ноши], кроме как посильной. И будут они обитателями рая и будут пребывать в нем вечно.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de som tror och lever rättskaffens - Vi lägger inte på någon en tyngre börda än han kan bära - deras arvedel är paradiset och där skall de förbli till evig tid.