Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

فَرِيقًا هَدٰى وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ الضَّلَالَةُ اِنَّهُمُ اتَّخَذُوا الشَّيَاطِينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

ferīḳan hedā ve ferīḳan Haḳḳa ǎleyhimu D-Delāletu innehumu tteḣaƶū ş-şeyāTīne evliyā'e min dūni (a)llahi ve yeHsebūne ennehum muhtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَرِيقًاferīḳanف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir topluluğu
2هَدٰىhedāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola iletti
3وَفَرِيقًاve ferīḳanف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ve bir topluluğa da
4حَقَّHaḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak oldu
5عَلَيْهِمُǎleyhimuüzerlerine
6الضَّلَالَةُD-Delāletuض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapıklık
7اِنَّهُمُinnehumuçünkü onlar
8اتَّخَذُواtteḣaƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmektuttular
9الشَّيَاطِينَş-şeyāTīneش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüşeytanları
10اَوْلِيَٓاءَevliyā'eو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdostlar
11مِنْmin
12دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşka
13اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
14وَيَحْسَبُونَve yeHsebūneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ve sanıyorlar
15اَنَّهُمْennehumkendilerinin de
16مُهْتَدُونَmuhtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yolda olduklarını

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Halkın bir bölüğünü doğru yola sevketmiştir, bir bölüğüyse sapıklığı haketti. Zanneder misiniz Allah'ı bırakıp da Şeytanları dost edinenler doğru yolu bulmuşlardır?

Abdulkadir Gölpınarlı

Halkın bir bölüğünü doğru yola sevketmiştir, bir bölüğüyse sapıklığı haketti. Zanneder misiniz Allahʼı bırakıp da Şeytanları dost edinenler doğru yolu bulmuşlardır?

Adem Uğur

O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Ahmed Hulusi

Bir kısmınıza hidayet etti, bir kısmınız üzerine de dalalet hak oldu! Muhakkak ki onlar (dalalet hak olanlar), Allah'ı bırakıp şeytanları (saptıranları) dostlar edindiler. . . Sanıyorlar ki kendileri hidayet üzeredirler!

Ahmet Tekin

Allah bir kısmına hak yolu aydınlatıcı bilgiler verip doğruyu buldurarak, huzuruna getirecek. Bir kısmı da, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, hak ederek, hak yoldan uzak bir hayat içinde, helâke maruz durumda, huzura gelecekler. Bunlar Allah’ın dışında, kulları durumundaki şeytanları, şeytanî güçleri dost, velî, otorite edinmişlerdi. Bir de, doğru yolu bulduklarını zannediyorlardı.

Ahmet Varol

(Allah) bir grubu doğru yola yöneltti, bir grup için de sapıklık hak oldu. Onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmekte ve kendilerinin doğru yol üzere olduklarını sanmaktadırlar.

Ali Bulaç

Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

Ali Fikri Yavuz

Allah bir kısmına hidayet verdi ve bir kısmına da sapıklık inip yerleşti. Çünkü, Allah’ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler. Bir de zannederler ki, kendileri hidayettedirler.

Ali Rıza Safa

Bir kümeyi doğru yola eriştirecek, bir küme de sapkınlığı hak edecektir. Çünkü onlar, Allah'ın yerine şeytanları dost edindiler. Üstelik doğru yola eriştiklerini sanıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Allah, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Bekir Sadak

Allah insanlardan bir takimini dogru yola eristirdi, fakat bir takimi da sapikligi haketti, cunku bunlar Allah'i birakip seytanlari dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmislardi.

Celal Yıldırım

Bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hakkoldu. Çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi de kendilerini doğru yolda sanmışlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Diyanet İşleri

Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.

Diyanet Vakfi

O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet hakkoldu, çünkü bunlar, Allahı bırakıb Şeytanları evliya ittihaz ettiler, bir de kendilerini hidayette zannederler

Erhan Aktaş

Bir kısmını doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları evliya edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir kısmını doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları evliya edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir kısmını hidayete iletti. Bir kısmı da, dalaleti hak etti. Zira onlar, Allah'tan başka şeytanları evliya edindiler. Ve kendilerini de hidayette sanıyorlar!

Fizilal-il Kuran

Allah, insanların bir kesimini doğru yola iletti, bir kesimi de sapıklığı haketti. Çünkü onlar Allah'ı bir yana bırakarak şeytanları dost edindiler ve (buna rağmen) doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Gültekin Onan

Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar Tanrı'yı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

Hamdi Döndüren

O, bir grup insanı doğru yola iletti, bir grubuna ise sapıklık gerçek oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdi. Böyle iken onlar doğru yola erdiklerini sanıyorlardı!

Hasan Basri Çantay

(Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allahı bırakıb şeytanları kendilerine dostlar ve amirler edindiler, öyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten doğru yolu bulmuşlardır.

Hasib Asutay

O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapkınlık hak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Hayrat Neşriyat

(Kullarının) bir kısmına (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyet verdi, bir kısmına da (küfür ve isyanlarına binâen) dalâlet hak oldu. Çünki onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler; (böyle iken) bir de gerçekten kendilerinin hidâyete ermiş kimseler olduklarını zannederler.

İbni Kesir

Bir kısmını hidayete erdirdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar; Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dostlar edindiler. Ve onlar; kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

Mehmet Okuyan

Bir kısmı(nızı) doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O’na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah’ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi.

Muhammed Esed

O, (sizden) bazılarını doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazıları(nız) için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak: Çünkü, bakın, onlar Allahı bırakıp (kendi) kötü dürtülerini kendilerine dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak!"

Mustafa İslamoğlu

O, bazılarını doğru yola sevk edecek; fakat bazıları için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz hale gelecek: Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytan(i duyguların)ın hakimiyetine girecek; üstelik doğru yolu bulduklarını sanarak...

Ömer Nasuhi Bilmen

Bir cemaate hidâyet etti, bir cemaatin üzerlerine de dalâlet hak oldu. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı (O'na ubûdiyeti) bırakıp şeytanları dostlar ittihaz ettiler. Ve zannederler ki, onlar hidâyete ermişlerdir.

Ömer Öngüt

O, bir topluluğu hidayete erdirdi, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Böyle iken onlar kendilerinin doğru yolda bulunduklarını, hidayete erdirilmiş olduklarını zannederler.

Suat Yıldırım

Bir kısmına hidâyet buyurdu, bir kısmına da dalâlet müstehak oldu; çünkü bunlar Allah’tan başka şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda zannediyorlar!

Süleyman Ateş

(O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah bir takımının doğru yolda olduğunu onaylar. Bir takımı da sapık sayılmayı hak eder. Sapıklar, şeytanları Allah'tan daha yakın konumda tutan, üstelik kendilerini doğru yolda sananlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah bir kesimin doğru yolda olduğunu onaylar. Bir kesim de sapık sayılmayı hak eder. Onlar şeytanları Allah'tan yakın konumda tutar, üstelik doğru yolda olduklarını sanırlar.

Şaban Piriş

O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah'ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar.

Tefhim-ul Kuran

Bir kısmına hidayet verdi, bir kısmı da sapıklığı haketi. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

Ümit Şimşek

O sizin bir kısmınıza hidayet nasip etti; bir kısmınız ise sapıklığı kendileri hak etti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdir; hâlâ da kendilerini doğru yolda sanırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah Öz bəndələrinin bir qismini doğru yola yönəltdi, digərlərinə isə haqq yoldan azmaq layiq görüldü. Çünki onlar Allahı qoyub şeytanları özlərinə dost tutdular və elə güman edirlər ki, doğru yoldadırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah) insanların bir qismini doğru yola yönəltdi, onların bir qismi isə (haqq yoldan) azmağa layiq görüldü. Çünki onlar Allahı qoyub şeytanları özlərinə havadar tutmuşdular və özlərinin doğru yolda olduqlarını güman edirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Im Jenseits gibt es Menschen, die Gott rechtleitete und andere, die Er irregehen ließ, denn sie haben aus eigener Entscheidung die Satane anstelle Gottes zu Vertrauten genommen und wähnten, rechtgeleitet zu sein.

Almanca — Der Edle Quran

Einen Teil hat Er rechtgeleitet, an einem (anderen) Teil aber hat sich das Irregehen bewahrheitet, denn sie haben sich die Satane anstatt Allahs zu Schutzherren genommen und meinen, sie seien rechtgeleitet.

Almanca — M. A. Rassoul

Eine Schar hat Er geleitet, einer anderen aber wurde nach Gebühr Irrtum zuteil, da sie sich die Satane zu Beschützern außer Allah genommen hatten; und (sie) meinen, sie seien rechtgeleitet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Eine Gruppe leitete ER recht und eine Gruppe ließ ER mit Recht abirren, gewiß, diese haben die Satane als Wali anstelle von ALLAH und sie glauben, sie wären rechtgeleitet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Some, He has justly guided to His path of righteousness, and some deserved to be lost in the maze of error; they chose to take AL-Shaytan and the satanic as their guide and be under their tutelage besides that of Allah, and they deduce they are assuming the right course.

Abdul Haleem

Some He has guided and some are doomed to stray: they have taken evil ones rather than God as their masters, thinking that they are rightly guided.

Abdullah Yusuf Ali

Some He hath guided: Others have (by their choice) deserved the loss of their way; in that they took the evil ones, in preference to Allah, for their friends and protectors, and think that they receive guidance.

Abul A'la Maududi

A party He has guided to the Right Way, and for another party straying is justly its due for they have taken satans, rather than Allah, as their guardians, even though they think that they are rightly-guided.

Aisha Bewley

Children of Adam! wear fine clothing in every mosque and eat and drink but do not be profligate. He does not love the profligate.

Al-Hilali & Khan

A group He has guided, and a group deserved to be in error; (because) surely they took the Shayâtîn (devils) as Auliyâ’ (protectors and helpers) instead of Allâh, and think that they are guided.

Ali Quli Qarai

A part [of mankind] He has guided and a part has deserved [to be consigned to] error, for they took devils for guardians instead of Allah, and supposed they were guided.

Amatul Rahman Omar

There is a party whom He has guided aright, but there is another party, straying has become an established fact with them. Verily, they have taken the evil ones for friends to the exclusion of Allâh, yet they deem they are rightly guided.

Arthur John Arberry

a part He guided, and a part justly disposed to error -- they have taken Satans for friends instead of God, and think them guided. '

Bijan Moeinian

God has guided some and left some (who deserved) alone to get lost. The latter are those who chose satans as their guardians and yet think that they are paving the right path.

E. Henry Palmer

A sect He guides, and for a sect of them was error due; verily, they did take the devils for their patrons instead of God, and they did count that they were guided. '

Edip-Layth

A group He has guided and a group has deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!

George Sale

A part of mankind hath He directed; and a part hath been justly led into error, because they have taken the devils for their patrons besides God, and imagine that they are rightly directed.

Hamid S. Aziz

A section is led by His guidance, while error has just hold on another, for, verily, they did take the devils for their patrons instead of Allah, and deemed that they were guided. "

Mahmoud Ghali

A group He has guided, and errancy has come true against (another) group. " Surely they have taken to themselves Ash-Shayatîn (The all-vicious ones, i.e., the devils) for patrons, apart from Allah, and they reckon that they are (right) guided.

Marmaduke Pickthall

A party hath He led aright, while error hath just hold over (another) party, for lo! they choose the devils for protecting supporters instead of Allah and deem that they are rightly guided.

Mohamed Ahmed - Samira

A Section (among them) were guided, a section were bound to go astray, (for) instead of God they took the devils as their friends; yet they think they are on the right path.

Muhammad Asad

some [of you] He will have graced with His guidance, whereas, for some a straying from the right path will have become unavoidable: for, behold, they will have taken [their own] evil impulses for their masters in preference to God, thinking all the while that they have found the right path!"

Mustafa Khattab

He has guided some, while others are destined to stray. They have taken devils as their masters instead of Allah—thinking they are ˹rightly˺ guided.

Progressive Muslims

A group He has guided and a group have deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!

Sahih International

A group [of you] He guided, and a group deserved [to be in] error. Indeed, they had taken the devils as allies instead of Allah while they thought that they were guided.

Sam Gerrans

A faction He guided, and upon a faction was misguidance due: they took the satans as allies instead of God, and think they are guided.

Shabbir Ahmed

But there will be two parties among people. Some of them will walk aright according to the Divine Laws of Guidance while others will ally with Satans as their friends. They take their religious leadership as their masters instead of Allah, and think that they are rightly guided (7:3), (22:13).

Syed Vickar Ahamed

Some (people, ) He has guided: Others (by their own doing) have earned the loss of their Way; By doing that, they took the Satans', by (their own) choice over Allah, as their friends and their protectors, and think that they receive guidance.

Taqi Usmani

He has led a group to guidance; and established for another group is misguidance. Indeed, they have taken the devils for their friends, instead of Allah, and they think that they are on the right path.

The Monotheist Group

A group He has guided and a group have deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il guide une partie, tandis quʹune autre partie a mérité lʹégarement parce quʹils ont pris, au lieu dʹAllah, les diables pour alliés, et ils pensent quʹils sont bien-guidés!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Een gedeelte heeft Hij op het goede pad gebracht en voor een gedeelte is de dwaling een feit geworden, want zij hebben zich de satans in plaats van God als beschermers genomen en zij denken dat hun de goede richting gewezen is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Sommigen heeft hij geleid, en een deel heeft hij met recht in dwaling gelaten, daar zij de duivels tot beschermers naast God namen, en zich verbeeldden, dat zij op den rechten weg werden geleid.

Hollandaca — Siregar

Een groep heeft Hij leiding gegeven en voor een andere groep is hun dwaling terecht. Voorwaar, zij namen de Satans als beschermers, naast Allah, en zij dachten dat zij waarlijk rechtgeleiden waren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Часть (Своих рабов) Он [Аллах] повел верным путем [привел к Вере], а относительно части (Его рабов) оказалось суждено заблуждение [неверие]. Поистине, они [те, относительно которых оказалось суждено заблуждение] взяли шайтанов покровителями [сторонниками и защитниками] вместо Аллаха и они [эти заблудшие] думают, что они идут верным путем!»

Rusça — Osmanov

Одних из вас Аллах направил на прямой путь, другим Он прежопределил заблуждение за то, что, отвергнув Аллаха, они признали шайтанов [своими] покровителями и полагают, что избрали прямой путь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Några (av er) har Han väglett och några har dömt sig själva att gå vilse, eftersom de har valt att låta sig styras av (sina) onda impulser hellre än av Gud - och ändå tror de att de är på rätt väg.ʺ