Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِنَّهُٓ اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
ve lev şi'nā le rafeǎ'nāhu bihā ve lākinnehu eḣlede ilā l-erDi ve ttebeǎ hevāhu fe meṧeluhu ke meṧeli l-kelbi in teHmil ǎleyhi yelheṧ ev tetrukhu yelheṧ ƶālike meṧelu l-ḳavmi (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā fe ḳSuSi l-ḳaSaSa leǎllehum yetefekkerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Dileseydik onu, delillerimizle yüceltirdik, fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi isteğine uydu. O tıpkı köpeğe benzer; üstüne varıp kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu hal, delillerimizi yalanlayan topluluğun haline benzer; sen geçmişlerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir düşünürler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Dileseydik onu, delillerimizle yüceltirdik, fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi isteğine uydu. O tıpkı köpeğe benzer; üstüne varıp kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu hal, delillerimizi yalanlayan topluluğun haline benzer; sen geçmişlerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir düşünürler.
Adem Uğur
Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.
Ahmed Hulusi
Eğer dileseydik, onu bu işaretlerle yükseltirdik. . . Fakat o arza (bedenselliğe) yerleşti ve boş asılsız dürtülerine tabi oldu! Artık onun meseli şu köpeğin meseli gibidir: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, terketsen de dilini sarkıtıp solur. . . İşte işaretlerimizi yalanlayan topluluk, buna benzer! (Sen bu) kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.
Ahmet Tekin
Sünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, elbette onu bu âyetlerimiz sayesinde yüksek mevkilere getirirdik. Fakat o, dünyada ebedîleşeceğini zannederek, mala ve zevke düşkünlüğü saplantı haline getirdi. Şahsî arzu ve ihtiraslarının peşine düştü. Onun ibret verici hali, tıpkı köpeğin haline benzer. Sen onun üstüne varsan da havlayarak saldırır, kendi haline bıraksan da havlayarak saldırır. Âyetlerimizi yalanlayan kavimler de aynen böyledir. Bu tür kıssaları iyice anlat. Düşünmelerine vesile olur.
Ahmet Varol
Biz dileseydik onu onlarla (o ayetlerle) yükseltirdik. Ancak o kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı ve arzularına uydu. Onun durumu üstüne varsan da soluyan, kendi haline bıraksan da soluyan bir köpeğin durumuna benzer. Bu kıssayı anlat, olur ki düşünürler.
Ali Bulaç
Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.
Ali Fikri Yavuz
Eğer dileseydik, o kimseyi, bu âyetlerle iyiler derecesine yükseltirdik. Fakat o, aşağılığa saplandı ve hevâsına uydu. İşte bunun hâli, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. (bayağılık ve ızdıraptan kurtulamaz.) Âyetlerimizi yalanlıyanların hali işte böyledir. (Ey Rasûlüm) sen hâdiseyi kâfirlere anlat. Olur ki gereği gibi düşünürler.
Ali Rıza Safa
Eğer dileseydik, kesinlikle onu yüceltirdik. Fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi tutkularına kapıldı. İşte, onun durumu, üstüne varsan da dili dışarıda havlayan, kendi durumuna bıraksan da dili dışarıda havlayan köpeğin durumunun tıpkısıdır. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu, işte böyledir. Bu öyküyü anlat; böylece, belki düşünürler.
Bayraktar Bayraklı
İnsanı ayetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki, düşünsünler.
Bekir Sadak
Dileseydik, onu ayetlerimizle ustun kilardik; fakat o, dunyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, ustune varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali boyledir. Sen onlara bu kissayi anlat, belki uzerinde dusunurler.
Celal Yıldırım
Dileseydik onu âyetlerimizle yükseltir (kadrini yüce kılar)dık; ne var ki o maddeye yönelip aşağılığa bağlı kalmayı (tercih etti), hevesine uydu. Onun hali ve tutumu, üzerine varsan da kendi durumuna bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin haline benzer. İşte bu âyetlerimizi yalanlayan topluluğun misâlidir. Artık sen olayı onlara nakledip anlat, olur ki düşünürler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı, hevesinin peşine düştü. İşte böylesinin hali, kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. Âyetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu işte böyledir. Şimdi sen bu kıssayı anlat, umulur ki iyice düşünürler.
Diyanet İşleri
Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.
Diyanet İşleri (eski)
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.
Diyanet Vakfi
Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer dileseydik Biz onu ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere alçaklığa saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun hali, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan dilini sarkıtıp solur, bıraksan yine dilini sarkıtıp solur. İşte böyledir ayetlerimizi inkar eden o kimselerin durumu; kıssayı kendilerine bir naklet, belki biraz düşünürler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer dilese idik biz, onu o ayetlerle yükseltirdik ve lakin o, yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının ardına düştü, artık onun meseli o köpeğin meseline benzer: üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar solur; bu işte ayetlerimizi tekzib eden o kavmin meseli, kıssayı kendilerine bir nakl eyle, gerektir ki bir düşünürler
Erhan Aktaş
Dileseydik onu bununla yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğüt alırlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Dileseydik onu bununla yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğüt alırlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Dileseydik onu bununla yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, tutku ve kuruntusuna uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki düşünürler.
Fizilal-il Kuran
Eğer dileseydik bu ayetler aracılığı ile onun düzeyini yükseltirdik, fakat o yere saplandı kaldı. Onun durumu üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp hırlayarak soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu hikâyeyi onlara anlat, ola ki, üzerinde düşünürler.
Gültekin Onan
Eğer biz dileseydik, onu bununla (ayetlerimizle) yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar ki düşünsünler (yetefekkerun).
Hamdi Döndüren
Dileseydik, elbette onu o âyetler (sayesinde) yükseltirdik, ama o, tutkusunun peşine düşerek dünyaya kapıldı. Böyle birinin durumu, üstüne varsan da, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte âyetlerimizi yalanlayanların durumu da böyledir. Sen onlara, üzerinde düşünmeleri için bu kıssayı anlat!
Hasan Basri Çantay
Eğer dileseydik onu bu (ayetler) le yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevasına uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin haali gibidir ki üstüne varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. İşte ayetlerimizi yalan sayanlar güruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habibim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice düşünürler.
Hasib Asutay
Eğer biz dileseydik elbette onu bununla yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesine uydu. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan (kışkırtsan) da dilini sarkıtıp solur, (kendi haline) bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Bu kıssayı anlat, belki düşünürler.
Hayrat Neşriyat
Hâlbuki dileseydik onu onlarla (verdiğimiz âyetlerle) elbette yükseltirdik; fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin arzusuna uydu. İşte onun misâli, köpeğin misâli gibidir! Üzerine varsan da dilini çıkarıp solur, onu bıraksan da dilini çıkarıp solur! İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin misâli budur! Artık bu kıssayı (onlara) anlat; tâ ki düşünsünler.
İbni Kesir
Dileseydik onu, bununla yükseltirdik. Fakat o; yere saplandı ve hevesine uydu. Artık onun hali; o köpeğin hali gibidir ki, üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali böyledir. Sen, kıssayı anlat. Belki düşünürler.
Mehmet Okuyan
Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler.
Muhammed Esed
İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu (kışkırtılan) bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanmaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.
Mustafa İslamoğlu
Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik, ne ki o dünyaya sarıldı ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp duran köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlamaya kalkanların durumu işte böyledir. Şu halde bu kıssaları aktar, belki üzerinde düşünürler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer Biz dileseydik onu o âyetler ile yükseltirdik. Fakat o dünyaya meyletti ve hevâsına tâbi oldu. Artık onun meseli, o köpeğin meseli gibidir ki, üstüne varırsan dilini çıkarır solur veya terketsen yine dilini uzatır solur. İşte bu, âyetlerimizi tekzîp eden kavmin meselidir. Artık sen kıssaları hikaye et, belki onlar düşünüverirler.
Ömer Öngüt
Dileseydik elbette onu bu âyetlerle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer. Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünüp ibret alırlar.
Suat Yıldırım
(175-176) Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.
Süleyman Ateş
Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.
Süleymaniye Vakfı
Tercihi biz yapsaydık onu ayetlerimizle yüceltirdik. Ama o, arzularına uyarak dünyalığa kapılıp kaldı. Onun durumu köpeğin durumu gibidir. Üzerine gitsen de dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte ayetlerimiz karşısında yalana sarılan toplulukların örneği budur. Bu kıssayı tam olarak anlat, belki düşünürler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Eğer zorlasaydık, o ayetlerle onu yüceltirdik. Ama o, yere çakılıp kaldı ve arzularına uydu. O, susuz kalmış köpek gibidir; üzerine varsan dilini çıkarıp solur, bırakıp gitsen yine dilini çıkarıp solur. İşte ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o toplulukların örneği budur. Bu olayı anlat, belki düşünürler.
Şaban Piriş
Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki düşünürler.
Tefhim-ul Kuran
Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek olan haberi onlara aktar. Umulur ki düşünürler.
Ümit Şimşek
Dileseydik, onu âyetlerimizle yüceltirdik. Lâkin o yere saplandı ve heveslerinin peşine düştü. Onun hali köpeğinki gibidir: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da yine dilini çıkarıp solur. Âyetlerimizi yalanlayan topluluğun hali işte budur. Bu kıssaları onlara anlat ki üzerinde düşünsünler.
Yaşar Nuri Öztürk
Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, yere saplandı, iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz istəsəydik, bunun (həmin ayələrin) sayəsində onu ucaldardıq. Lakin o, dünyaya meyl saldı və öz istəyinə uydu. Onun məsəli itin məsəlinə bənzəyir; onu qovsan da dilini çıxardıb ləhləyər, qovmasan da. Ayələrimizi yalan hesab edənlərin məsəli belədir. Bu əhvalatları onlara danış ki, bəlkə fikirləşələr.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Əgər Biz istəsəydik, onu (həmin ayələrlə) ucaldardıq. Lakin o, yerə (dünyaya) meyl edib nəfsinin istəklərinə uydu. O elə bir köpəyə bənzəyir ki, üstünə cumsan da dilini çıxardıb ləhləyər, cummasan da (Onun üçün heç bir fərqi yoxdur). Bu, ayələrimizi yalan hesab edənlər barəsində çəkilən məsəldir. (Ey Peyğəmbərim!) Bu əhvalatları (yəhudilərə) söylə ki, bəlkə, (lazımınca) düşünsünlər!
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
Und wenn Wir gewollt hätten, hätten Wir ihn durch sie fürwahr erhöht. Aber er neigte zur Erde hin und folgte seiner Neigung. So ist sein Gleichnis das eines Hundes: Wenn du auf ihn losgehst, hechelt er; läßt du ihn (in Ruhe), hechelt er (auch). So ist das Gleichnis der Leute, die Unsere Zeichen für Lüge erklärten. Berichte die Geschichte, auf daß sie nachdenken mögen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und hätten Wir es gewollt, hätten Wir ihn dadurch erhöhen können; doch er neigte der Erde zu und folgte seiner eigenen Neigung. Er gleicht daher einem Hunde: treibst du ihn fort, so hängt er seine Zunge heraus; läßt du aber von ihm ab, so hängt er auch seine Zunge heraus. Gerade so ergeht es Leuten, die Unsere Zeichen leugnen. Darum erzähle (ihnen) die Geschichten, auf daß sie sich besinnen mögen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und hätten WIR es gewollt, hätten WIR ihm damit (den Ayat) doch eine hohe Stellung gewährt. Doch er neigte zur Erde (zum Diesseits) und folgte seinen Neigungen. So ähnelt sein Gleichnis dem Gleichnis eines Hundes: ʺWenn du ihn verjagst, hechelt er, und wenn du ihn in Ruhe läßt, hechelt er auch.ʺ Solcherart ist das Gleichnis von Leuten, die Unsere Ayat ableugneten. So erzähle die (dir offenbarten) Begebenheiten, damit sie sich entsinnen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Had We willed We Would have opened his heart's ears and influenced him with the divine course of action, and thereby exalted his best faculties to the highest spiritual honours. But he chose to direct his intellect earthward, indulge in vanities and remain low. And there, he stood similitude exact of the dog which lolls his tongue whether you drive him away or you let him alone. This is exactly the similitude of those who deny Our revelations and signs betokening Omnipotence and Authority. Therefore, recourse O Muhammad to the narratives of such persons so that they may hopefully pause to think.
Abdul Haleem
if it had been Our will, We could have used these signs to raise him high, but instead he clung to the earth and followed his own desires- he was like a dog that pants with a lolling tongue whether you drive it away or leave it alone. Such is the image of those who reject Our signs. Tell them the story so that they may reflect.
Abdullah Yusuf Ali
If it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires. His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue, or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect.
Abul A'la Maududi
Now had We so willed We could indeed have exalted him through those signs, but he clung to earthly life and followed his carnal desires. Thus his parable is that of the dog who lolls out his tongue whether you attack him or leave him alone. Such is the parable of those who reject Our signs as false. Narrate to them these parables that they may reflect.
Aisha Bewley
If We had wanted to, We would have raised him up by them. But he gravitated towards the earth and pursued his whims and base desires. His metaphor is that of a dog: if you chase it away, it lolls out its tongue and pants, and if you leave it alone, it lolls out its tongue and pants. That is the metaphor of those who deny Our Signs. So tell the story so that hopefully they will reflect.
Al-Hilali & Khan
And had We willed, We would surely have elevated him therewith but he clung to the earth and followed his own vain desire. So his parable is the parable of a dog: if you drive him away, he lolls his tongue out, or if you leave him alone, he (still) lolls his tongue out. Such is the parable of the people who reject Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). So relate the stories, perhaps they may reflect.
Ali Quli Qarai
Had We wished, We would have surely raised him by their means, but he clung to the earth and followed his [base] desires. So his parable is that of a dog: if you make for it, it lolls out its tongue, and if you let it alone, it lolls out its tongue. Such is the parable of the people who deny Our signs. So recount these narratives, so that they may reflect.
Amatul Rahman Omar
Had We so willed We would have exalted him (in ranks) thereby (- by means of these Our commandments), but he remained inclined to (the material things of) this world and followed his low desires. His case therefore is like that of a dog, if you bear down upon it, it lolls its tongue out or if you leave it alone, it still lolls out its tongue. Such is the case with the people who cry lies to Our commandments; (they do not give up their evil ways whether you warn them or not). So narrate to them the account (of the people of old) that they may reflect.
Arthur John Arberry
And had We willed, We would have raised him up thereby; but he inclined towards the earth and followed his lust. So the likeness of him is as the likeness of a dog; if thou attackest it it lolls its tongue out, or if thou leavest it, it lolls its tongue out. That is that people's likeness who cried lies to Our signs. So relate the story; haply they will reflect.
Bijan Moeinian
If I wanted, I could have [deprived him of his freedom of choice and have] elevated him by the means of those revelations. His choice was to stick to the world and follow his own lusts. Such person is like a dog whose tongue is always out as a sign of his continuous lust. His life story is similar to those people who chose to disregard My Revelations. Go on and relate these stories to them, perhaps they come to their senses.
E. Henry Palmer
Had we pleased we would have exalted him thereby, but lie crouched upon the earth and followed his lust, and his likeness was as the likeness of a dog, whom if thou shouldst attack he hangs out his tongue, or if thou should leave him, hangs out his tongue too. That is the likeness of the people who say our signs are lies. Tell them then these tales - haply they may reflect.
Edip-Layth
Had We willed, We could have elevated him by it, but he stuck to the earth and he followed his wishful thinking. His example is like the dog; if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our signs. Relate the stories, perhaps they will think.
George Sale
And if We pleased, We would have exalted him thereby; but he inclined to the earth and followed his evil desires. His case, therefore, is like the case of a thirsty dog; if thou drive him away, he hangs out his tongue and if thou leave him, he hangs out his tongue. Such is the case of the people who disbelieve in Our Signs. So relate to them this narrative that they may reflect.
Hamid S. Aziz
Had We pleased We would have exalted him thereby (with Our Signs), but he clung to the earth and followed his own lust, and his likeness was as the likeness of a dog, whom if you should attack he hangs out his tongue, or if you should leave him, hangs out his tongue too. Such is the likeness of the people who say our Signs (revelations) are lies. Tell them then these tales - per chance (or possibly) they may reflect.
Mahmoud Ghali
And if We had decided, We would indeed have raised him thereby, but he clung to the earth and closely followed his prejudice. So the likeness of him is like the likeness of a dog: in case you burden it, it lolls (its tongue out), or (in case) you leave it, it lolls (its tongue out). That is the likeness of the people who have cried lies to Our signs. So narrate (these) narratives that possibly they would meditate..
Marmaduke Pickthall
And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefor his likeness is as the likeness of a dog: if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.
Mohamed Ahmed - Samira
We wished to exalt him, but he loved baseness and followed his lust. His likeness is that of a dog who hangs out his tongue if you drive him away, and still hangs it out if you leave him alone. Such is the case of the people who deny Our signs. Narrate this history to them; they may haply reflect.
Muhammad Asad
Now had We so willed, We could indeed have exalted him by means of those [messages]: but he always clung to the earth and followed but his own desires. Thus, his parable is that of an [excited] dog: if thou approach him threateningly, he will pant with his tongue lolling; and. if thou leave him alone, he will pant with his tongue lolling. Such is the parable of those who are bent on giving the lie to Our messages. Tell [them], then, this story, so that they might take thought.
Mustafa Khattab
If We had willed, We would have elevated him with Our signs, but he clung to this life—following his evil desires. His example is that of a dog: if you chase it away, it pants, and if you leave it, it ˹still˺ pants. This is the example of the people who deny Our signs.[1] So narrate ˹to them˺ stories ˹of the past˺, so perhaps they will reflect.
Progressive Muslims
Had We wished, We could have elevated him by it, but he stuck to the Earth and he followed his desire. His example is like the dog, if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our revelations. Relate the stories, perhaps they will think.
Sahih International
And if We had willed, we could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought.
Sam Gerrans
And had We willed, We would have raised him thereby; but he clung to the earth and followed his vain desire. So his likeness is as the likeness of a dog: if thou win him over, he pants; or if thou leave him, he pants. That is the likeness of the people who deny Our proofs; so relate thou to them the story, that they might reflect.
Shabbir Ahmed
He could have raised himself in honor according to Our Laws, but he clung to the earth and followed his own desire. Therefore his likeness is as the likeness of a dog. Whether you pet him or scold him, he pants. Such is the example of people who deny Our Revelations in practice. (The Revelation of Allah lightens your burdens, while man-made dogmas burden you (7:157)). So relate this narration that they may reflect.
Syed Vickar Ahamed
And if it had been Our Will, We should have raised him with Our Signs; But he was tempted (down) to the earth, and followed his own useless desires. So the similarity is that of a dog: If you attack him, he puts out his tongue (and pants), or if you leave him alone, he (still) hangs out his tongue (and pants). That is the similarity of those who reject Our Signs; So relate the stories; So that they may think.
Taqi Usmani
If We so willed, We would have elevated him thereby; but he clung to the earth and followed his desires. So, his example is like the example of a dog, if you attack him, he pants with his tongue protruding, and if you leave him alone he still pants with his tongue protruding. That is the example of those who rejected Our signs. So, relate the chronicles, so that they may ponder.
The Monotheist Group
And if We had wished, We could have raised him with it, but he stuck to the earth and he followed his desire. His example is like the dog, if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our revelations. So tell the stories, perhaps they will think.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et si Nous avions voulu, Nous lʹaurions élevé par ces mêmes enseignements, mais il sʹinclina vers la terre et suivit sa propre passion. Il est semblable à un chien qui halète si tu lʹattaques, et qui halète aussi si tu le laisses. Tel est lʹexemple des gens qui traitent de mensonges Nos signes. Eh bien, raconte le récit. Peut-être réfléchiront-ils!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Eger me viyabûya me yê bi ayetên xwe qedir bidayê û merteba wî bilind kiribûya, lê belê wî bi dinyayê girt û li pey daxwaza xwe çû. Vêca meseleya wî wekî meseleya kûçik e; eger tu bi ser de biçî dê zimanê xwe derêxe û bike helkehelk, eger tu bi ser de neçî dîsa dê zimanê xwe derêxe û bike helkehelk. Ha ev e rewşa wê civata ku bi ayetên me bawerî nayîne. Vê qiseyê bibêje da ku ew jê îbret bigirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En als Wij gewild hadden dan hadden Wij hem daardoor verhoogd, maar zijn neigingen waren op de aarde gericht en hij volgde zijn geneigdheid. Hij lijkt bijvoorbeeld op een hond. Als je hem aanvalt dan laat hij zijn tong uit de bek hangen en laat je hem met rust, dan laat hij zijn tong uit de bek hangen. Daarop lijken de mensen die Onze tekenen loochenen. Vertel dus het verhaal; misschien zullen zij nadenken.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En indien het ons had behaagd, zouden wij hem zekerlijk daardoor tot wijsheid hebben verheven, maar hij bleef aan de aarde gehecht en volgde zijne eigen begeerten. Hij gelijkt op een hond, die, wanneer gij hem wegjaagt, de tong uitsteekt, of indien gij u van hem verwijdert, mede de tong uitsteekt. Dit is de gelijkenis van hen, die onze teekens van valschheid beschuldigen. Herhaal hun dus deze geschiedenis, opdat zij die in overweging zouden mogen nemen.
Hollandaca — Siregar
En als Wij het hadden gewild, dan zouden Wij hem daarmee (met Onze Verzen) hebben verheven, maar hij neigde naw de aarde en volgde zijn hegeerte. Zijn gelijkenis is als de gelijkenis van de hond; als je hem wegjaagt, dan hijgt bij, en als je hem met rust laat dan hijgt hij. Dat is de gelijkenis van het volk dat Onze Verzen loochent, vertel daarom de geschiedenissen. Hopelijk zullen zij nadenken.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А если бы Мы пожелали, то возвысили бы его посредством этого. Но однако он приник к земле [предпочел мирские блага Вечной жизни] и последовал за своей прихотью. И по примеру подобен он собаке: если бросишься на нее (прогоняя ее), высовывает язык и, если оставишь ее (в покое), (тоже) высовывает. [Этому человеку одинаково: призываешь ты его или не призываешь.] Это – притча о людях, которые отвергли Наши знамения. Рассказывай же (о, Посланник) рассказом, – может быть, они [твой народ] станут размышлять!
Rusça — Osmanov
Если бы Мы захотели, то возвысили бы его посредством откровения. Но он прельстился земными [благами] и подчинился своим низменным желаниям. И подобен он псу: если ты замахнешься на него, он огрызается; и если оставишь его в покое, тоже огрызается. Сказанное - притча о тех, которые отвергают Наши знамения. Так поведай же им [завещанное] иносказательно, - быть может, они призадумаются.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Om Vi hade velat kunde Vi ha låtit honom resa sig (ur förnedringen) med hjälp av (budskapen), men hans hela håg stod till jordiska ting och han ville bara följa sina egna böjelser. Han kan liknas vid en hund som flåsar med hängande tunga vare sig du kommer hotfullt emot honom eller lämnar honom i fred. Detta är liknelsen om dem som påstår att Våra budskap är lögn. Berätta därför denna historia - kanske skall den (väcka) dem till eftertanke.