Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.
وَاِذْ قَالَتْ اُمَّةٌ مِنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا اللّٰهُ مُهْلِكُهُمْ اَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا مَعْذِرَةً اِلٰى رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
ve iƶ ḳālet ummetun minhum li me teǐZūne ḳavmen (a)llahu muhlikuhum ev muǎƶƶibuhum ǎƶāben şedīden ḳālū meǎ'ƶiraten ilā rabbikum ve leǎllehum yetteḳūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hani onlardan bir topluluk, Allah'ın helâk edeceği, yahut da şiddetle azaplandıracağı bir kavme ne diye öğüt verirsiniz demişti de öğüt verenler, Rabbinize karşı bir özür serdedebilelim ve belki de sakınırlar ümidiyle demişlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hani onlardan bir topluluk, Allahʼın helâk edeceği, yahut da şiddetle azaplandıracağı bir kavme ne diye öğüt verirsiniz demişti de öğüt verenler, Rabbinize karşı bir özür serdedebilelim ve belki de sakınırlar ümidiyle demişlerdi.
Adem Uğur
İçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz).
Ahmed Hulusi
Hani onlardan bir ümmet şöyle dedi: "Allah'ın kendilerini helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir kavme niçin öğüt veriyorsunuz?". . . Dediler ki: "Rabbiniz indinde mesuliyetimiz kalksın diye; ayrıca belki onlar da korunurlar (diye). "
Ahmet Tekin
İçlerinden tutkun, yetişmiş bir cemaat: 'Allah’ın helâk edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme, ne diye öğüt veriyor, sorumluluk uyarısında bulunuyorsunuz?' dedi. Öğüt verenler, uyaranlar: 'İlerde, Rabbinize verilebilecek bir cevabımız olsun, bir de, belki Allah’a sığınıp, emirlerine yapışırlar, günahlardan arınıp, azaptan korunurlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranırlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olurlar diye öğüt verip uyarıyoruz' dediler.
Ahmet Varol
İçlerinden bir topluluk: 'Allah'ın kendilerini helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azaba çarptıracağı bir topluluğa neden öğüt veriyorsunuz?' dediklerinde (öğüt verenler): 'Rabbinize karşı bir mazeretimizin olması için ve belki sakınırlar diye!' dediler.
Ali Bulaç
Onlardan bir topluluk: "Allah'ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde "Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye" dediler.
Ali Fikri Yavuz
İçlerinden bir ümmet: “- Niçin Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azâbla azâblandıracağı bir kavme nasihat ediyorsunuz?” dediği vakit, o öğüdü verenler şöyle dediler: “- Bizim nasihatımız, Rabbinizin yasağını (cumartesi balık avlamamayı) beyan etmek üzerimize vâcip olmakla, Allah katında ma’zûr tutulmamız içindir. Gerek ki, (avdan) sakınırlar.”
Ali Rıza Safa
Aralarından bir topluluk, şöyle dedi: "Allah'ın yıkıma uğratacağı veya yaman biçimde cezalandıracağı bir topluma, neden öğüt veriyorsunuz?" Şu yanıtı verdiler: "Efendinize bir açıklama yapabilmek için; belki sorumluluk bilincine erişirler diye!"
Bayraktar Bayraklı
İçlerinden bir grup, "Allah'ın helak edeceği, yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz?" deyince onlar, "Rabbimize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de sakınırlar ümidiyle" şeklinde cevap verdiler.
Bekir Sadak
Aralarindan bir topluluk: «Allah'in yok edecegi veya siddetli azaba ugratacagi bir millete nicin ogut veriyorsunuz?» dediler. Ogut verenler: «Rabbinize, hic degilse bir ozur beyan edebilmemiz icindir, belki Allah'a karsi gelmekten sakinirlar» dediler.
Celal Yıldırım
İçlerinden bir topluluk, «Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azâb ile azâblandıracağı bir kavme neden öğüt veriyorsunuz ?» demişlerdi de, onlar da : «Rabbımıza bir özür (beyan edelim) ve bir de belki Allah'tan korkup kötülüklerden sakınırlar diye (öğüt verme ihtiyacını duyuyoruz), cevabında bulunmuşlardı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İçlerinden bir topluluk, “Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz sanki!” deyince onlar, “Rabbiniz katında bir mazeretimiz olsun diye; bir de sakınıp çekinirler ümidiyle” şeklinde cevap verdiler.
Diyanet İşleri
Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.
Diyanet İşleri (eski)
Aralarından bir topluluk: 'Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?' dediler. Öğüt verenler: 'Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar' dediler.
Diyanet Vakfi
İçlerinden bir topluluk: «Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?» dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz).
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
İçlerinden bir topluluk, «Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz» dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; «Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve içlerinden bir topluluk: "Ne diye Allah'ın helak edeceği veya çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme nasihat veriyorsunuz?" dediği vakit onlar dediler ki: "Rabbiniz tarafından mazur sayılmamız için, bir de bakarsınız belki Allah'tan korkar sakınırlar diye."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve içlerinden bir ümmed niçin Allahın helak edeceği veya şiddetli bir azab ile ta'zib eyliyeceği bir kavme va'z ediyorsunuz dediği vakit o va'ızlar dediler ki: rabbınıza i'tizar edebileceğimiz bir ma'ziret olmak için, bir de ne bilirsiniz belki Allahtan korkar sakınırlar
Erhan Aktaş
Onlardan bir topluluk dedi ki: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabb'inize mazeret beyan etmek için ve bir de belki takva sahibi olurlar."
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlardan bir topluluk dedi ki: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabb'inize mazeret beyan etmek için ve bir de belki takva sahibi olurlar."
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlardan bir topluluk: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediklerinde, onlar da: "Rabb'imize mazeret beyan etmek için ve bir de belki takva sahibi olurlar." demişlerdi.
Fizilal-il Kuran
Hani o kasabalılardan bir grup «Allah'a yokedeceği ya da ağır bir azaba çarptıracağı bir topluma ne diye öğüt veriyorsunuz» dedi de öğüt verenler «Rabbinize karşı haklı bir mazeretimiz olsun ve ola ki kötülükten sakınırlar» dediler.
Gültekin Onan
İçlerinden bir ümmet: "Tanrı'nın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde "Rabbinize karşı bir özür için veya bir ihtimal sakınabilirler diye" dediler.
Hamdi Döndüren
Hani içlerinden bir topluluk, “Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azapla cezalandıracağı bir topluma niye öğüt veriyorsunuz?” demişti. Onlar da, “Rabbinize karşı bir özür olsun diye (öğüt veriyoruz). Umulur ki sakınırlar.” demişlerdi.
Hasan Basri Çantay
Hani içlerinden bir ümmet: "Allahın kendilerini (dünyada) helak edeceği veya (ahiretde) çetin bir azab ile cezalandıracağı bir kavme ne diye öğüd veriyorsunuz?" dediği zaman onlar (o va'z edenler) de: "Rabbinize özür (dilemiye yüzümüz olsun) için. Umulur ki sakınırlar" demişlerdi.
Hasib Asutay
Hani içlerinden bir grup, 'Allah'ın helak edeceği yahut çetin bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?' dedi. (Onlar da), 'Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki sakınırlar diye (öğüt veriyoruz) ' dediler.
Hayrat Neşriyat
Hani içlerinden bir cemâatte: 'Allah’ın kendilerini helâk edici olduğu veya şiddetli bir azâb ile onları cezâlandırıcı olduğu bir kavme ne diye nasîhat ediyorsunuz?' demişti. (Nasîhat edenler ise:) 'Rabbinize bir ma'zeret (beyân etmek) için, bir de umulur ki(günah işlemekten) sakınırlar diye (nasîhat ediyoruz)!' dediler.
İbni Kesir
Hani, içlerinden bir topluluk demişti ki: Allah'ın kendilerini helak edeceği veya çetin bir azab ile cezalandıracağı bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? Onlar da: Rabbınıza karşı mazeret olsun ve belki sakınırlar diye, demişlerdi.
Mehmet Okuyan
Hani içlerinden bir topluluk da “Allah’ın kendilerini (dünyada) helak edeceği veya (ahirette) şiddetli bir şekilde azap edeceği bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediklerinde, (öğüt verenler) şöyle demişlerdi: “Rabbinize mazeret(imiz) olsun; bir de umulur ki takvâlı (duyarlı) olurlar diye (öğüt veriyoruz).”
Muhammed Esed
Ve ne zaman onların içinden bazıları, (Sebt günü bozguncularını durdurmaya çalışan kimselere): "Allahın zaten ortadan kaldırmak yahut (en azından) zorlu bir azapla cezalandırmak üzere olduğu bir topluluğa ne diye öğüt veriyorsunuz" diye sorduklarında, bu erdemli kişiler şöyle cevap verdiler: "Rabbinizin katında sorumlu olmayalım diye; ve (bir de, bu bozguncular) belki böylece Allaha karşı sorumluluk bilincine erişirler diye!"
Mustafa İslamoğlu
Ne zaman ki onlardan bir topluluk (söz konusu sapkınlara karşı çıkanlara), "Niçin Allah'ın (bu dünyada) helak edeceği, veya (ahirette) şiddetli bir azaba uğratacağı birilerine öğüt verip duruyorsunuz ki?" dediklerinde, onlar şu cevabı verdiler: "Rabbinizin katında sorumlu olmayalım diye; bir de, belki sorumluluklarını hatırlarlar umuduyla!"
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hani onlardan bir cemaat de dedi ki: «Allah Teâlâ'nın kendilerini helâk edeceği ve şiddetli bir azap ile muazzep kılacağı bir gürûha ne için nasihatta bulunuyorsunuz?» Dediler ki: «Rabbinize karşı itizarda bulunmak için.» Ve umulur ki, ittikada bulunurlar.
Ömer Öngüt
İçlerinden bir topluluk: “Allah'ın helâk edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir topluluğa ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediler. Onlar da: “Rabbinize karşı mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'tan korkarlar diye. ” cevabını verdiler.
Suat Yıldırım
Hani onlardan bir cemaat: "Allah’ın yerle bir edeceği veya şiddetli bir felaket göndereceği şu gürûha ne diye boşuna öğüt verip duruyorsunuz?" demişti. O salih kişiler de: "Rabbinize mazeret arz edebilmek için! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah’a karşı gelmekten nihayet sakınırlar ümidiyle öğüt veriyoruz." diye cevap verdiler.
Süleyman Ateş
İçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azabedeceği bir kavme artık ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi. Dediler ki: "Rabbinize ma'zeret (beyan edebilmek) için, bir de belki korunurlar diye (öğüt veriyoruz)."
Süleymaniye Vakfı
İçlerinden bir toplum (öğüt verenlere) şöyle demişti: "Allah'ın yok edeceği ya da çetin bir cezaya çarptıracağı bu halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki "Hem Rabbinize karşı bir mazeretimiz olsun hem de belki bunlar yanlışlardan sakınırlar diye (bunu yapıyoruz)."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İçlerinden bir toplum (ümmet) şöyle demişti: "Allah'ın etkisizleştireceği ya da ağır azaba uğratacağı bir topluluğa (kavime) ne diye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki "Rabbinize karşı mazaretimiz olsun diye. Belki de (bu uyarılarımız sayesinde) çekinip kendilerini korurlar"
Şaban Piriş
Onlardan bir topluluk şöyle diyordu: -Allah'ın helak edeceği ve şiddetli bir ceza ile cezalandıracağı topluma niye öğüt veriyorsunuz? -Rabbinize karşı bir mazeret olsun ve belki sakınırlar! diye cevap verdiler..
Tefhim-ul Kuran
Onlardan bir topluluk: «Allah'ın kendilerini yıkıma uğratmak veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?» dediğinde «Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye» dediler.
Ümit Şimşek
İçlerinden bir topluluk, onları sakındırmaya çalışanlara, 'Allah'ın helâk edeceği veya şiddetli bir azapla cezalandıracağı bir kavme niçin öğüt verip duruyorsunuz?' dediklerinde, onlar dediler ki: 'Rabbimize karşı bir özür olsun diye. Bakarsınız, onlar da Allah'a karşı gelmekten sakınırlar.'
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinden bir topluluk şöyle dedi: "Allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz? Dediler ki: "Rabbinize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de korunup sakınırlar ümidiyle."
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlardan (dəniz kənarındakı qəsəbədə yaşayan İsrail oğullarından) bir dəstə: ″Allahın məhv edəcəyi və ya şiddətli əzab verəcəyi bir tayfaya nə üçün öyüd–nəsihət verirsiniz?″ – dediyi zaman, (nəsihət verənlər) onlara cavab olaraq: ″(İnsanları yaxşı işlərə sövq etmək, pis işlərdən çəkindirmək bizə vacib olduğundan) bu, Rəbbiniz qarşısında üzrxahlıq etmək üçündür. Bəlkə, onlar (bu öyüd-nəsihətdən nəticə çıxarıb) pis əməllərdən çəkinsinlər!″ – dedilər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Einmal fragte eine Gruppe unter ihnen: ʺWarum predigt ihr überhaupt für diese Menschen, die Gott vernichten oder qualvoll bestrafen wird?ʺ Sie antworteten: ʺDas tun wir, um uns eurem Herrn gegenüber der Ermahnungspflicht zu entledigen und in der Hoffnung, sie würden fromm werden.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Und als eine Gemeinschaft von ihnen sagte: ʺWarum ermahnt ihr Leute, die Allah vernichten oder mit strenger Strafe strafen wird?ʺ, sagten sie: ʺAls eine Entschuldigung bei eurem Herrn und auf daß sie gottesfürchtig werden mögen.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und als eine Gemeinschaft unter ihnen sagte: ʺWarum ermahnt ihr Leute, die Allah vernichten oder mit einer strengen Strafe bestrafen will?ʺ - da sagten sie (die Ermahner): ʺZur Entschuldigung vor eurem Herrn, und damit sie gottesfürchtig werden mögen.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Und (erinnere daran), als eine Umma von ihnen sagte: ʺWozu ermahnt ihr Leute, die ALLAH zugrunde richten oder mit einer qualvollen Peinigung peinigen wird?ʺ Sie sagten: ʺ(Unsere Ermahnung ist) eine Entschuldigung vor eurem HERRN und damit sie vielleicht Taqwa gemäß handeln.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Those indifferent among the people of Mussa, said to those concerned: "why waste your breath admonishing people destined to suffer annihilation or condemnation!". "This said the concerned, "is only to discharge the duty imposed by Allah, your Creator, toward these people, they might hope fully open their hearts' ears and be dutiful to Him".
Abdul Haleem
how, when some of them asked [their preachers], ‘Why do you bother preaching to people God will destroy, or at least punish severely?’ [the preachers] answered, ‘In order to be free from your Lord’s blame, and so that they may perhaps take heed.’
Abdullah Yusuf Ali
When some of them said: "Why do ye preach to a people whom Allah will destroy or visit with a terrible punishment?"- said the preachers:" To discharge our duty to your Lord, and perchance they may fear Him."
Abul A'la Maududi
And recall when a party of them said: 'Why do you admonish a people whom Allah is about to destroy or punish severely?' They said: 'We admonish them in order to be able to offer an excuse before Your Lord, and in the hope that they will guard against disobedience.'
Aisha Bewley
When a group of them said, ‘Why do you rebuke a people whom Allah is going to destroy or severely punish?’ they said, ‘So that we have an excuse to present to your Lord, and so that hopefully they will gain taqwa. ’
Al-Hilali & Khan
And when a community among them said: "Why do you preach to a people whom Allâh is about to destroy or to punish with a severe torment?" (The preachers) said: "In order to be free from guilt before your Lord (Allâh), and perhaps they may fear Allâh."
Ali Quli Qarai
When a group of them said, ‘Why do you advise a people whom Allah will destroy or punish with a severe punishment?’ They said, ‘As an excuse before your Lord, and [with the hope] that they may be Godwary. ’
Amatul Rahman Omar
And (ask them what happened to those people) when a section from amongst them said (to another section), `Why do you admonish a people whom Allâh is going to destroy completely, or whom He is going to punish with a severe punishment?' They answered, `We do it so that it may serve as an excuse (to be absolved from blame) before your Lord and that they may become secure (against the punishment). '
Arthur John Arberry
And when a certain nation of them said, 'Why do you admonish a people God is about to destroy or to chastise with a terrible chastisement?' They said, 'As an excuse to your Lord; and haply they will be godfearing. '
Bijan Moeinian
When some of them [who were not violating the Sabbath but were "respecting" the freedom of choice of those who were breaking the law] asked [those who had assumed their God ordained responsibility to invite people to the righteousness and forbid them from wrongdoings]: "Why do you [do not mind your business and] bother to preach the people whom God is going to destroy or severely punish?" The preachers said: "In order to accomplish our God assigned duty and hoping that they may come to their senses [in the last moments] and respect the Lord. "
E. Henry Palmer
And when a nation from amongst them said, 'Why do ye warn a people whom God would destroy, or punish with severe torment?' they said, 'As an excuse to your Lord, that haply they may fear. '
Edip-Layth
A nation from amongst them said, "Why do you preach to a people whom God will destroy or punish a painful retribution?" They said, "To fulfill our duty to your Lord, and perhaps they may become aware."
George Sale
And when a party among them said to another party, 'Why do you admonish a people whom Allah is going to destroy or punish with a severe punishment?' They said, 'In order to be absolved from blame before your Lord and that they may turn to righteousness. '
Hamid S. Aziz
And when a community from amongst them said, "Why do you warn a people whom Allah would destroy, or punish with severe torment?" they said, "In order to do our duty to our Lord, that per chance (or possibly) they may fear (evil). "
Mahmoud Ghali
And as a (certain) nation of them said, "Why do you admonish a people whom Allah (is) causing to perish or tormenting with a strict torment?" They said, " (As) a (possible) excuse to your Lord, and that possibly they would be pious. ".
Marmaduke Pickthall
And when a community among them said: Why preach ye to a folk whom Allah is about to destroy or punish with an awful doom, they said: In order to be free from guilt before your Lord, and that haply they may ward off (evil).
Mohamed Ahmed - Samira
When a Section of them said: "Why do you admonish a people whom God is about to destroy or to punish severely?" They replied: "To clear ourselves of blame before your Lord, and that they may fear God.
Muhammad Asad
And whenever some people among them asked [those who tried to restrain the Sabbath-breakers], "Why do you preach to people whom God is about to destroy or [at least] to chastise with suffering severe?" -the pious ones would answer, "In order to be free from blame before your Sustainer, and that these [transgressors, too,] might become conscious of Him. "
Mustafa Khattab
When some of ˹the righteous among˺ them questioned ˹their fellow Sabbath-keepers˺, "Why do you ˹bother to˺ warn those ˹Sabbath-breakers˺ who will either be destroyed or severely punished by Allah?" They replied, “Just to be free from your Lord’s blame, and so perhaps they may abstain.”
Progressive Muslims
And a nation from amongst them said: "Why do you preach to a people whom God will destroy or punish a painful retribution" They said: "A plea to your Lord, and perhaps they may be aware. "
Sahih International
And when a community among them said, "Why do you advise [or warn] a people whom Allah is [about] to destroy or to punish with a severe punishment?" they [the advisors] said, "To be absolved before your Lord and perhaps they may fear Him. "
Sam Gerrans
And when a community among them said: “Why admonish you a people whom God will destroy or punish with a severe punishment?” they said: “As justification before your Lord; and that they might be in prudent fear.”
Shabbir Ahmed
The kind-hearted among them kept reminding the violators. And others said, "Why do you preach a people whom Allah's Requital is going to destroy or punish them with a severe torment?" The counselors said, "In order to be free of guilt before your Lord that we failed to advise. And in the hope that they walk aright."
Syed Vickar Ahamed
When some of them said: "Why do you teach to a people whom Allah will destroy or come down with a terrible punishment?"— Said the teachers: "To fulfill our duty to your Lord, so that they may fear Him. "
Taqi Usmani
When a group of them said, "Why do you exhort a people whom Allah is going to destroy or chastise with a severe punishment?" They said, “To absolve ourselves before your Lord, and in order that they may fear Allah.”
The Monotheist Group
And a nation from among them said: "Why do you preach to a people whom God will destroy or punish a painful retribution?" They said: "A plea to your Lord, and perhaps they may be aware."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand parmi eux une communauté dit: ʺPourquoi exhortez-vous un peuple quʹAllah va anéantir ou châtier dʹun châtiment sévère?ʺ Ils répondirent: ʺPour dégager notre responsabilité vis-à-vis de votre Seigneur; et que peut-être ils deviendront pieux!ʺ
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Civatekê ji wan got: (Gelî civata şîretkaran!) ji bo çi hûn li qewmekî wisa şîret dikin ku Xwedê dê wan helak bike; wan ji holê radike yan jî ew ê ezabekî pir dijwar bide wan? (Şîretkaran) Gotin: (em şîretan dikin) da ku li cem Xwedayê we ji me re bibe hêncet û belkî ew xwe biparêzin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En toen een gemeenschap van hen zei: ʺWaarom vermanen jullie mensen die God zal vernietigen of met een strenge bestraffing straffen?ʺ Zij zeiden: ʺAls verontschuldiging tot jullie Heer en opdat zij misschien godvrezend zullen worden.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En toen een deel hunner tot de anderen zeide: Waarom waarschuwt gij een volk, hetwelk God verdelgen of met eene gestrenge kastijding straffen wil? Antwoordden zij: Dit is eene verontschuldiging voor ons bij uwen Heer ten einde zij zich zullen behoeden.
Hollandaca — Siregar
En (gedenkt) toen eem gemeenschap onder hen zei: ʺWaarom vermanen jullie een volk dat Allah zal vernietigen of bestraffen met een harde bestraffing?ʺ Zij zeiden: ʺOpdat wij niet beschuldigd zullen worden bij jullie Heer en hopelijk zullen zij (Allah) vrezen.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот сказала (одна) община из них (другой общине): «Почему вы увещаете людей (нарушающих субботу), которых Аллах погубит или накажет сильным наказанием?» (Увещевавшие) сказали: «Для оправдания пред вашим Господом (так как мы исполняем Его повеление удерживать людей от запретного и повелевать благое), и, может быть, они [нарушители] станут остерегаться (наказания)!»
Rusça — Osmanov
[Вспомни] также, как некоторые люди из их числа вопрошали: ʺРади чего вы читаете наставления людям, которых погубит или сурово накажет Аллах?ʺ Они ответили: ʺЧтобы оправдаться перед вашим Господом. Да к тому же, быть может, они станут богобоязненнымиʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och då några frågade dem (som ville varna sabbatsbrytarna): ʺVarför förmanar ni människor som Gud kommer att låta förgås eller drabbas av ett strängt straff?ʺ svarade de (som ville varna): ʺFör att fria oss från skuld inför er Herre och i förhoppningen att de skall frukta Gud.ʺ