Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.

وَمَا وَجَدْنَا لِاَكْثَرِهِمْ مِنْ عَهْدٍ وَاِنْ وَجَدْنَا اَكْثَرَهُمْ لَفَاسِقِينَ

ve mā vecednā li ekṧerihim min ǎhdin ve in vecednā ekṧerahum le fāsiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2وَجَدْنَاvecednāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulmadık
3لِاَكْثَرِهِمْli ekṧerihimك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çoklarında
4مِنْminhiç
5عَهْدٍǎhdinع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.sözünde durma
6وَاِنْve inve fakat
7وَجَدْنَاvecednāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulduk
8اَكْثَرَهُمْekṧerahumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çoklarını
9لَفَاسِقِينَle fāsiḳīneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkmış

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların çoğunu, sözlerinde durur bulmadık ve çoğunu ancak hadlerini aşmış kötü kişiler bulduk.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların çoğunu, sözlerinde durur bulmadık ve çoğunu ancak hadlerini aşmış kötü kişiler bulduk.

Adem Uğur

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Ahmed Hulusi

Onların çoğunluğunda, verdikleri söze sadakat bulamadık. . . Onların çoğunluğunu, Hakk'a itaatten çıkmış bulduk.

Ahmet Tekin

Onların çoğunda, sözünde durma diye birşey bulamadık, gerçek şu ki, onların çoğunun, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıktığını, fâsık, âsi, bozguncu olduklarını gördük.

Ahmet Varol

Onların çoğunda bir ahde bağlılık görmedik. Çoğunu ancak fasık kimseler olarak bulduk.

Ali Bulaç

Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük.

Ali Fikri Yavuz

Adı geçen ümmetlerin çoğunda, verdikleri söze bağlılık bulmadık. Şu bir gerçek ki, onların çoğunu, itaatten çıkan kimseler bulduk.

Ali Rıza Safa

Onların çoğunda, verdikleri söze bağlılık bulmadık. Üstelik onların çoğunu, kesinlikle yoldan çıkmış olarak bulduk.

Bayraktar Bayraklı

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Bekir Sadak

Onlarin cogunda ahde baglilik gormedik, cogunu fasik kimseler olarak bulduk.

Celal Yıldırım

Biz onların çoğunda ahde vefanın (izini) bulamadık. Çoğunu, şüphe yok ki fâsık (ilâhî buyruk ve sınırın dışına çıkmış) bulduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Diyanet İşleri

Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.

Diyanet İşleri (eski)

Onların çoğunda ahde bağlılık görmedik, çoğunu fasık kimseler olarak bulduk.

Diyanet Vakfi

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çoğunda verdikleri söze bağlılık görmedik. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış fasıklar gördük.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem ekserisinde ahde vefa görmedik, şu muhakkak ki ekserisini taatten çıkar fasıklar gördük

Erhan Aktaş

Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık olarak bulduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık olarak bulduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık olarak bulduk.

Fizilal-il Kuran

Onların çoğunda söze bağlılık diye bir şey bulamadık, tersine çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Gültekin Onan

Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasık (olarak) gördük.

Hamdi Döndüren

Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey göremedik. Belki pek çoğunu gerçekten fâsıklar olarak bulduk.

Hasan Basri Çantay

Biz onların çoğunda ahd (e vefa) bulmadık, onların çoğunu muhakkak ki itaatden çıkmış kimseler bulduk.

Hasib Asutay

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk. (32) (32. Bundan sonraki âyetlerde Musa (a.s.)'ın Mısırda Firavun ve kavmini tevhid dinine daveti ve İsrailoğullarını Mısır esaretinden kurtarma mücadelesi anlatılır.)

Hayrat Neşriyat

Hem onların çoğunda ahde vefâ diye bir şey bulmadık. Fakat doğrusu onların çoğunu gerçekten fâsık kimseler bulduk.

İbni Kesir

Onların çoğunda Biz, ahde vefa görmedik. Onların çoğunu fasıklar olarak bulduk.

Mehmet Okuyan

Onların çoğunda sözünde durma bulamamıştık; çoğunu yoldan çıkmış bulmuştuk.

Muhammed Esed

Ve Biz onların çoğunda doğru olan şeylere karşı (içsel) bir bağlılık bulmadık tersine, onların çoğunu onmaz günahkarlar olarak bulduk.

Mustafa İslamoğlu

Ve biz onların çoğunu (fıtrat) sözleşmesine sadık bulmadık; aksine onların çoğunu sapıtmış bulduk.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz onların çokları için ahde vefa görmedik. Ve şüphesiz ki, Biz onların ekserisini fâsık kimseler bulduk.

Ömer Öngüt

Onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulamadık, onların çoğunu yoldan çıkmış fâsık kimseler olarak bulduk.

Suat Yıldırım

Biz onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulmadık; onların ekserisinin sadece itaat dışına çıkmış kimseler olduğunu gördük.

Süleyman Ateş

Onların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık.

Süleymaniye Vakfı

Onların çoğunun verdikleri hiçbir sözde durduklarını görmedik ama çoğunun gerçekten yoldan çıkmış kimseler olduğunu gördük.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların çoğunun verdiği sözü tutmadığını gördük. Onların çoğunun yoldan çıktığını gördük.

Şaban Piriş

Onların çoğunu sözünde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Tefhim-ul Kuran

Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük.

Ümit Şimşek

Onların çoğunda Biz ahde vefadan eser görmedik. Çoğunu da yoldan çıkmış kimseler olarak bulduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların birçoğunda ahde vefadan eser bulamadık. Onların birçoğunu, tam fasıklar olarak bulduk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların əksəriyyətini vədə xilaf çıxan gördük. Onların çoxunu günahkar gördük.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların əksəriyyətində əhdə vəfa görmədik. (Əksinə) onların əksəriyyətini (Allahın itaətindən çıxmış, Onun əmrlərini pozmuş) günahkar kəslər gördük.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir fanden in den meisten keine Treue zum Bund mit Gott, sondern fanden, daß die meisten durch und durch Frevler waren.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir fanden bei den meisten von ihnen keine Vertragstreue, sondern Wir fanden (, daß) die meisten von ihnen fürwahr Frevler (waren).

Almanca — M. A. Rassoul

Und bei den meisten von ihnen fanden Wir keine Vertragstreue, sondern Wir fanden die meisten von ihnen als Frevler vor.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR stellten bei den meisten von ihnen keine Vertragstreue fest. Jedoch stellten WIR die meisten von ihnen als Fasiq fest.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We found most of them irresolute and untrue to their covenant and promise, and in the hearts of most of them reigned vices, follies and falsehood.

Abdul Haleem

We found that most of them did not honour their commitments; We found that most of them were defiant.

Abdullah Yusuf Ali

Most of them We found not men (true) to their covenant: but most of them We found rebellious and disobedient.

Abul A'la Maududi

We did not find most of them true to their covenants; indeed We found most of them to he transgressors.

Aisha Bewley

We did not find many of them worthy of their contract. We found most of them deviators.

Al-Hilali & Khan

And most of them We found not true to their covenant, but most of them We found indeed Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

We did not find in most of them any [loyalty to] covenants. Indeed We found most of them to be transgressors.

Amatul Rahman Omar

We did not find in most of them any (regard for the observance of their) covenant; indeed, We found most of them disobedient (and transgressors).

Arthur John Arberry

We found no covenant in the most part of them; indeed, We found the most part of them ungodly.

Bijan Moeinian

They proved that most of them do not have the least respect for their promises (like the Jews who God took a solemn covenant from them and they broke it) and, thus, most of them prefer to live in corruption.

E. Henry Palmer

Nor did we find in most of them a covenant; but we did find most of them workers of abomination.

Edip-Layth

We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them corrupt.

George Sale

And We found not in most of them any observance of covenant and, surely, We found most of them to be evil-doers.

Hamid S. Aziz

Nor did We find most of them true to their covenant; but We did find most of them workers of abomination.

Mahmoud Ghali

And in no way did We find (loyalty to any) covenant in most of them, and decidedly We found most of them immoral indeed.

Marmaduke Pickthall

We found no (loyalty to any) covenant in most of them. Nay, most of them We found wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

We did not find many of them faithful to their promises, and found many of them disobedient.

Muhammad Asad

and in most of them We found no [inner] bond with anything that is right -and most of them We found to be iniquitous indeed.

Mustafa Khattab

We did not find most of them true to their covenant. Rather, We found most of them truly rebellious.

Progressive Muslims

And We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them corrupt.

Sahih International

And We did not find for most of them any covenant; but indeed, We found most of them defiantly disobedient.

Sam Gerrans

And We found not for most of them any covenant; but We found most of them perfidious.

Shabbir Ahmed

And in most of them We found no bond with their honored stature of humanity (17:70). And We found that most of them slip away from the Permanent Values.

Syed Vickar Ahamed

We did not find most of them, those men (true) to their promise: But We found most of them rebellious and disobedient.

Taqi Usmani

We did not find with most of them any covenant (unbroken), and surely We have found most of them sinners.

The Monotheist Group

And We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous nʹavons trouvé chez la plupart dʹentre eux aucun respect de lʹengagement; mais Nous avons trouvé la plupart dʹentre eux pervers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ji pirên wantu soz û peyman nedit digel ku me pirên wan jî dît ku her jirêderketî bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben gemerkt dat de meesten van hen geen verbintenissen kennen en Wij hebben gemerkt dat de meesten van hen verdorven zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij vonden, in het grootste gedeelte van hen geen trouw aan hun verbond; maar wij bevonden dat het grootste deel van hen boosdoeners waren.

Hollandaca — Siregar

En Wij troffen de meesten van hen aan als mensen die zich niet aan een verbond hielden. En de meesten van ben troffen Wij zeker aan als zwaar zondigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

У большинства из них [предыдущих общин] Мы не находили (исполнения) договора; и действительно нашли Мы большинство из них непокорными.

Rusça — Osmanov

У большей части из них Мы не нашли [верности] завету. Воистину, Мы убедились, что большинство из них - нечестивцы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hos de flesta av dem såg Vi (ingen trohet mot) löften eller (ingångna) avtal; ja, de flesta av dem fann Vi vara trotsiga syndare.