(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
فَتَنَادَوْا مُصْبِحِينَ اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِمِينَ
fe tenādev muSbiHīne / eni ğdū ǎlā Harṧikum in kuntum Sārimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı.
Adem Uğur
Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
Ahmed Hulusi
Sabah olurken (kalktıklarında) birbirlerine seslendiler:
Ahmet Tekin
Sabah olmak üzereyken birbirlerine seslendiler.
Ahmet Varol
Sabahleyin birbirlerine seslendiler.
Ali Bulaç
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Ali Fikri Yavuz
Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Ali Rıza Safa
Sabahleyin, birbirlerine seslendiler:
Bayraktar Bayraklı
- Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: "Eğer ürünlerinizi devşirecekseniz erkenden bostanlarınıza gidiniz!"
Bekir Sadak
(21-22) Sabah erken: «Urunlerinizi devsirecekseniz erken cikin» diye birbirlerine seslendiler.
Celal Yıldırım
Sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler:
Diyanet İşleri
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
Diyanet İşleri (eski)
(21-22) Sabah erken: 'Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın' diye birbirlerine seslendiler.
Diyanet Vakfi
(21-22) (Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken: Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin! diye birbirlerine seslendiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler
Erhan Aktaş
Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
Fizilal-il Kuran
Sabahleyin birbirlerine seslendiler.
Gültekin Onan
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Hamdi Döndüren
Sabahleyin birbirine seslendiler.
Hasan Basri Çantay
İşte sabaha karşı birbirlerini çağırdılar.
Hasib Asutay
Sabahleyin birbirine seslendiler:
Hayrat Neşriyat
(21-22) Nihâyet sabaha ulaşan kimseler iken: 'Eğer (bahçenizi) devşirecek olanlarsanız, erkenden mahsûlünüzün başına gidin!' diye birbirlerine seslendiler.
İbni Kesir
Sabah erken birbirlerine seslendiler;
Mehmet Okuyan
Sabah olurken birbirlerine şöyle seslenmişlerdi:
Muhammed Esed
Sabah erken kalktıklarında birbirlerine seslendiler:
Mustafa İslamoğlu
Derken, sabahın köründe birbirlerine seslendiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(20-21) Artık o bostan yanarak simsiyah kesilmiş gibi bir hale dönüverdi. Derken sabahladıkları vakit birbirlerine seslendiler.
Ömer Öngüt
Sabah olurken birbirine seslendiler:
Suat Yıldırım
(21-22) Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: "Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!"
Süleyman Ateş
Sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Süleymaniye Vakfı
Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler:
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sabah olunca bahçenin sahipleri biribirlerine seslendiler:
Şaban Piriş
Sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Tefhim-ul Kuran
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Ümit Şimşek
Sabah olduğunda seslendiler:
Yaşar Nuri Öztürk
Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar səhər qalxdıqda bir-birlərini çağırdılar:
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar səhər qalxıb bir-birini belə səslədilər:
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Am Morgen riefen sie einander zu:
Almanca — Der Edle Quran
Da riefen sie bei Tagesanbruch einander zu:
Almanca — M. A. Rassoul
Dann riefen sie am Morgen einander zu
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann riefen sie einander am Morgen (zu):
English (26)
Abdel Khalek Himmat
When they woke up they held discourse to hasten the course of action and expedite their desire.
Abdul Haleem
Still they called each other at daybreak,
Abdullah Yusuf Ali
As the morning broke, they called out, one to another,-
Abul A'la Maududi
At daybreak they called out to one another:
Aisha Bewley
In the morning they called out to one another,
Al-Hilali & Khan
Then they called out one to another as soon as the morning broke.
Ali Quli Qarai
At dawn they called out to one another,
Amatul Rahman Omar
Meanwhile they called one to another at the break of dawn,
Arthur John Arberry
In the morning they called to one another,
Bijan Moeinian
As they woke up they said:…
E. Henry Palmer
And they cried to each other in the morning,
Edip-Layth
They called on one another when they awoke.
George Sale
And they called the one to the other as they rose in the morning, saying,
Hamid S. Aziz
And they called out to each other in the morning (unaware of what had happened),
Mahmoud Ghali
Then in the (early) morning they called out to one another,
Marmaduke Pickthall
And they cried out one unto another in the morning,
Mohamed Ahmed - Samira
At daybreak they called to each other:
Muhammad Asad
Now when they rose at early morn, they called unto one another,
Mustafa Khattab
Then by daybreak they called out to each other,
Progressive Muslims
They called on one another when they awoke.
Sahih International
And they called one another at morning,
Sam Gerrans
Then called they to one another in the morning:
Shabbir Ahmed
Now, in the morning, they called out unto one another.
Syed Vickar Ahamed
As the morning broke, they called out, one to another—
Taqi Usmani
So, they called out each other as the morning broke,
The Monotheist Group
They called on one another when they awoke.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Le (lendemain) matin, ils sʹappelèrent les uns les autres:
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Serê sibehê gazî hev kirin da ku herin nav baxçê xwe.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen riepen zij ʹs morgens tegen elkaar:
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij riepen elkander, toen zij des morgens opstonden, zeggende:
Hollandaca — Siregar
Toen riepen zij tot elkaar in de ochtend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И позвали они один другого, когда настало утро:
Rusça — Osmanov
Утром они стали звать друг друга:
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
I gryningen ropade de till varandra: