Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ

ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe bi l-Haḳḳi ve Savverakum fe eHsene Suverakum ve ileyhi l-meSīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yarattı
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
3وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
4بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak (hikmet) ile
5وَصَوَّرَكُمْve Savverakumص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakve sizi biçimlendirdi
6فَاَحْسَنَfe eHseneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel yaptı
7صُوَرَكُمْSuverakumص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakbiçimlerinizi
8وَاِلَيْهِve ileyhive O'nadır
9الْمَصِيرُl-meSīruص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak.dönüş

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yaratmıştır gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak ve size sûret vermiştir ve sûretinizi de en güzel bir tarzda meydana getirmiştir ve sonunda da dönülüp gidilecek yer, onun tapısıdır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yaratmıştır gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak ve size sûret vermiştir ve sûretinizi de en güzel bir tarzda meydana getirmiştir ve sonunda da dönülüp gidilecek yer, onun tapısıdır.

Adem Uğur

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

Ahmed Hulusi

Semaları ve arzı bil-Hak (Hak olarak - Esma'sının özellikleriyle) yarattı ve (Esma bileşimleri şeklinde) suretlere bürüdü de suretlerinizi en güzel yaptı! O'nadır dönüş!

Ahmet Tekin

Gökleri ve yeri, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak, hesaplı bir düzen içinde yarattı. Sizin çehrelerinizi, vücut hatlarınızı şekillendirdi. Şekillerinizi, çehrelerinizi, bedenlerinizi, itina ile yaratarak güzelleştirdi. Sonuçta yalnız O’nun huzuruna varıp hesap vereceksiniz.

Ahmet Varol

Gökleri ve yeri hak üzere yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

Ali Bulaç

Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

Ali Fikri Yavuz

Gökleri ve yeri üstün bir hikmetle yarattı. Size şekil verdi de, şekillerinizi güzel yaptı. Nihayet dönüş de O’nadır.

Ali Rıza Safa

Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Size biçim vermiş; ardından biçimlerinizi güzelleştirmiştir. Ve dönüş, O'na olacaktır.

Bayraktar Bayraklı

O, gökleri ve yeribir amaç için yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

Bekir Sadak

Gokleri ve yeri gerektigi gibi yaratmistir. Size sekil vermis ve seklinizi guzel yapmistir. Donus O'nadir.

Celal Yıldırım

O, gökleri ve yeri hakk ile yarattı ; sizi biçimlendirdi, biçiminizi güzelleştirdi. Dönüş ancak O'nadır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah gökleri ve yeri hikmetli olarak yarattı, size şekil verdi, şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş de ancak O’nadır.

Diyanet İşleri

Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.

Diyanet İşleri (eski)

Gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O'nadır.

Diyanet Vakfi

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Zira gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökleri ve yeri hak ile yarattı, sizi şekillendirdi. Şekillerinizi de güzel yaptı. Sonunda gidiş de O'nadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ki Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı ve size suret verdi, suretlerinizi güzel de yaptı, nihayet gidiş de onadır

Erhan Aktaş

Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

Fizilal-il Kuran

Gökleri ve yeri hakka dayalı olarak gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O'nadır.

Gültekin Onan

Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

Hamdi Döndüren

O, gökleri ve yeri gerçekle yaratmış ve size şekil vermiş ve şekillerinizi de güzel yapmıştır. Son dönüş O’nadır.

Hasan Basri Çantay

Gökleri ve yeri, hakk (-u adl) in ikaamesine sebeb olarak, O yaratdı, size suuret verdi, hem suuretlerinizi de güzel yapdı. Dönüş ancak Onadır.

Hasib Asutay

Gökleri ve yeri hak ile (yerli yerince) yarattı, sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. (1) Dönüş ancak O'nadır. (1. İnsan sureti, suretlerin en güzelidir.)

Hayrat Neşriyat

Gökleri ve yeri hak ile (yerli yerinde) yarattı; ve size şekil verdi, sûretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş ise ancak O’nadır.

İbni Kesir

Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Size suret verip suretlerinizi en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş, ancak O'nadır.

Mehmet Okuyan

(Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş de yalnızca O’nadır.

Muhammed Esed

O, gökleri ve yeri (deruni bir) anlam ve amaç üzere yaratmış ve size (belli bir) şekil vermiştir; hem de öyle güzel bir şekil ki. Yolculuğunuzun varışı O'nadır.

Mustafa İslamoğlu

Gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna O yarattı; ve size O şekil verdi, üstelik şeklinizi en güzel biçimde takdir etti; ama (o suret de fanidir), her halükarda dönüş O'nadır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Gökleri ve yeri hak ile yarattı ve size sûret verdi de sûretinizi güzel yaptı ve dönüş de ancak O'nadır.

Ömer Öngüt

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Size suret verip, suretlerinizi de en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş O'nadır.

Suat Yıldırım

Allah, gökleri ve yeri gerçek bir maksatla, hikmetle yarattı. Sizi yarattı, hem de size güzel güzel sûretler verdi. Dönüşünüz de O’na olacaktır.

Süleyman Ateş

Gökleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı, sizi biçimlendirdi, biçimlerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

Süleymaniye Vakfı

O, gökleri ve yeri, o gerçek için (sizleri imtihan için) yaratmış; her birinize özgün bir biçim vermiş ve biçimlerinizi güzel yapmıştır. Dönüp varılacak yer onun huzurudur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmış, size özel şekil ve yetenekler vermiş, şekillerinizi ve yeteneklerinizi güzel yapmıştır. Sonunda dönüş O'nadır.

Şaban Piriş

O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel surette şekillendirmiştir. Dönüş de O'nadır.

Tefhim-ul Kuran

Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

Ümit Şimşek

O gökleri ve yeri hak ile yarattı. Size de bir suret verdi, sonra suretinizi güzelleştirdi. Dönüş yine Onun huzurunadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. Yalnız O'nadır dönüş.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, göyləri və yeri ədalətlə yaratdı, sizə surət verib onları gözəl şəklə saldı. Dönüş də Onadır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, göyləri və yeri haqq-ədalətlə (yerli-yerində) xəlq etdi, sizə surət verdi, surətlərinizi də gözəl yaratdı. (İnsan bütün canlıların ən gözəli və ən kamilidir). Axır dönüş də Onun hüzurunadır!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Er hat die Himmel und die Erde der Wahrheit gemäß erschaffen und euch so geformt, daß eure Gestalten schön sind. Zu Ihm kehrt ihr am Ende zurück.

Almanca — M. A. Rassoul

Er schuf die Himmel und die Erde in gerechter Weise, und Er gestaltete euch und machte eure Gestalt schön, und zu Ihm ist die Heimkehr.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER erschuf die Himmel und die Erde in Gesetzmäßigkeit und gestaltete euch, dann machte eure Gestalten schön. Und zu Ihm ist das Werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He created the heavens and the earth with equity and wisdom, and gave you form and shape and how shapely He fashioned you, then back to Him is the end and the purpose for which you are destined.

Abdul Haleem

He created the heavens and earth for a true purpose; He formed you and made your forms good: you will all return to Him.

Abdullah Yusuf Ali

He has created the heavens and the earth in just proportions, and has given you shape, and made your shapes beautiful: and to Him is the final Goal.

Abul A'la Maududi

He created the heavens and the earth with Truth and shaped you, giving you excellent shapes. And to Him is your ultimate return.

Aisha Bewley

He created the heavens and the earth with truth and formed you, giving you the best of forms. And He is your final destination.

Al-Hilali & Khan

He has created the heavens and the earth with truth, and He shaped you and made good your shapes. And to Him is the final Return.

Ali Quli Qarai

He created the heavens and the earth with reason, and He formed you and perfected your forms, and toward Him is the destination.

Amatul Rahman Omar

He created the heavens and the earth with an eternal purpose and to suit the requirements of truth and wisdom. And He shaped you and made your shapes beautiful, and to Him is the ultimate return.

Arthur John Arberry

He created the heavens and the earth with the truth, and He shaped you, and shaped you well; and unto Him is the homecoming.

Bijan Moeinian

God has not created the heavens and the earth on vain. Your Lord has created you of the best quality. Know that one day you will return to Him.

E. Henry Palmer

He created the heavens and the earth in truth; and has formed you and made excellent your forms; and unto Him the journey is!

Edip-Layth

He created the heavens and the earth with truth. He designed you and made your design the best, and to Him is the final destiny.

George Sale

He hath created the heavens and the earth with truth; and He hath fashioned you, and given you beautiful forms: And unto Him must ye all go.

Hamid S. Aziz

He created the heavens and the earth with Truth, and He formed you, then made goodly your forms, and to Him is the final goal.

Mahmoud Ghali

He created the heavens and the earth with the Truth, and He fashioned you (and) so made fair your fashioning; and to Him is the Destiny.

Marmaduke Pickthall

He created the heavens and the earth with truth, and He shaped you and made good your shapes, and unto Him is the journeying.

Mohamed Ahmed - Samira

He created the heavens and the earth with deliberation, and gave you form, and shaped you well; and to Him is your returning.

Muhammad Asad

He has created the heavens and the earth in accordance with [an inner] truth, and has formed you - and formed you so well; and with Him is your journey's end.

Mustafa Khattab

He created the heavens and the earth for a purpose. He shaped you ˹in the womb˺, perfecting your form. And to Him is the final return.

Progressive Muslims

He created the heavens and the Earth with truth, and He designed you and perfected your design, and to Him is the final destiny.

Sahih International

He created the heavens and earth in truth and formed you and perfected your forms; and to Him is the [final] destination.

Sam Gerrans

He created the heavens and the earth in truth, and He formed you and made good your forms; and to Him is the journey’s end.

Shabbir Ahmed

He created the heavens and the earth in Truth and with a Sublime Purpose. And He formed you and formed you so well with beautiful potentials. And unto Him is the Final Destination.

Syed Vickar Ahamed

He has created the heavens and the earth in proper proportions, and has given you shape, and made your shapes beautiful: And to Him is the final return.

Taqi Usmani

He has created the heavens and the earth rightly, and shaped your figures, and made your figures good, and to Him is the final return.

The Monotheist Group

He created the heavens and the earth with the truth, and He designed you and perfected your design, and to Him is the final destiny.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il a créé les cieux et la terre en toute vérité et vous a donné votre forme et quelle belle forme Il vous a donnée! Et vers Lui est le devenir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij heeft de hemelen en de aarde in waarheid geschapen en jullie gevormd; Hij heeft jullie een mooie vorm gegeven. En bij Hem is de bestemming.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij heeft de hemelen en de aarde in waarheid geschapen, heeft u gevormd en u eene schoone gedaante gegeven, en tot hem moet gij allen gaan.

Hollandaca — Siregar

Hij heeft de hemelen en de aarde in Waarheid geschapen en Hij heeft jullie gevormd en jullie vorm nauwkeurig gemaakt. En tot Hem is de terugkeer.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сотворил Он небеса и землю (и все что в них) по истине [в совершенном виде, по Своей мудрости, с определенной целью], придал вам (о, люди) (человеческий) облик и сделал ваши облики прекрасными [сделал человека красивее, чем многие другие создания]. И к Нему (предстоит) возвращение (в Судный День)!

Rusça — Osmanov

Он создал небеса и землю в истине, придал вам [человеческий] облик и сделал сей облик прекрасным. И к Нему вам предстоит возвратиться.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han har skapat himlarna och jorden i enlighet med en plan och ett syfte; Han har format er (och gett er) den bästa skapnad och Han är målet för er färd.