De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."

قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

ḳul inne l-mevte elleƶī tefirrūne minhu fe innehu mulāḳīkum ṧumme turaddūne ilā ǎālimi l-ğaybi ve ş-şehādeti fe yunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنَّinneşüphesiz
3الْمَوْتَl-mevteم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
4الَّذِيelleƶī
5تَفِرُّونَtefirrūneف ر رKaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri.sizin kaçtığınız
6مِنْهُminhukendisinden
7فَاِنَّهُfe innehumutlaka
8مُلَاقِيكُمْmulāḳīkumل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.sizi bulacaktır
9ثُمَّṧummesonra, ayrıca
10تُرَدُّونَturaddūneر د دGeri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek, karşılık vermek, cevaplamak. Maraddun - dönülen yer. Mardud - eski haline getirilmiş, önlenmiş. İrtadda (8. fiil) - geri dönmek, tekrar dönmek, iade edilmek. Taradda (5. fiil) - tedirgin olmak, ileri geri hareket etmek.döndürüleceksiniz
11اِلٰىilā
12عَالِمِǎālimiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen'e
13الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigörünmeyeni
14وَالشَّهَادَةِve ş-şehādetiش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve görüneni
15فَيُنَبِّئُكُمْfe yunebbiukumن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberve O size haber verecektir
16بِمَاbimāşeyleri
17كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
18تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Gerçekten de ondan kaçıp durduğunuz ölüm yok mu; hiç şüphe yok ki size ulaşacaktır o da sonra gizliyi de, görüneni de bilen mâbudun tapısına götürüleceksiniz, derken size, bütün yaptıklarınızı haber verecek.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Gerçekten de ondan kaçıp durduğunuz ölüm yok mu; hiç şüphe yok ki size ulaşacaktır o da sonra gizliyi de, görüneni de bilen mâbudun tapısına götürüleceksiniz, derken size, bütün yaptıklarınızı haber verecek.

Adem Uğur

De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

Ahmed Hulusi

De ki: "Kendisinden kaçmaya çalıştığınız ölüm mutlaka size ulaşacaktır! Sonra gayb ve şehadeti Bilen'e döndürülürsünüz; sizde yapmakta olduklarınızın getirisinin haberini açığa çıkarır!"

Ahmet Tekin

'Sizin, kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle sizinle buluşacaktır. Üstelik, duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz. O, işlediğiniz amelleri birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekecektir.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Kendisinden kaçtığınız o ölüm, mutlaka size gelip çatacaktır. Sonra gizli olanı da açık olanı da bilene döndürülürsünüz; O size yapmakta olduklarınızı bildirir'.

Ali Bulaç

De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “-Haberiniz olsun, o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelib size kavuşacaktır. Sonra hem gizliyi, hem aşikârı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O, size neler yaptığınızı haber verecektir; (buna göre sizi cezalandıracaktır).

Ali Rıza Safa

De ki: "Kuşkusuz, kaçmakta olduğunuz ölüm, kesinlikle sizi bulacaktır. Sonra, gizli gerçekleri ve görünenleri Bilene döndürüleceksiniz; yaptıklarınızı size bildirecektir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Kendisinden kaçtığınız ölüm kesinlikle size ulaşacaktır. Sonra, görülmeyen ve görülen her şeyi bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size neler yaptığınızı bildirecektir."

Bekir Sadak

De ki: «Dogrusu kendisinden kactiginiz olum mutlaka karsiniza cikacaktir; sonra; goruleni de gorulmeyeni de bilen Allah'a donduruleceksiniz, O size islediklerinizi haber verecektir."*

Celal Yıldırım

De ki: (Şu korkup) kaçtığınız ölüm, mutlaka sizinle buluşacaktır. Sonra da ortada olanı da olmayanı da bilen (O Yüce Kudret)e döndürüleceksiniz ; O da yapageldikleriniz! size bir bir haber verecektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şöyle de: “Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır. Sonra akıl ve duyularla idrak edilemeyeni de edileni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O da size yapıp etmiş olduklarınızı bildirecektir.”

Diyanet İşleri

De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz, O size işlediklerinizi haber verecektir.'

Diyanet Vakfi

De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O size (bütün) yaptıklarınızı haber verecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Haberiniz olsun, o kaçıp durduğunuz ölüm, mutlaka gelip size çatacaktır; sonra O, bütün görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz de O size neler yaptığınızı haber verecektir."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: haberiniz olsun o kaçıp durduğunuz ölüm muhakkak gelip size çatacak, sonra, o bütün gayb ve şehadeti bilene iade olunacaksınız da o size neler yaptığınızı haber verecektir

Erhan Aktaş

De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

Fizilal-il Kuran

De ki: «Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra, görüleni de görülmeyeni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir.»

Gültekin Onan

De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Tanrı)ya döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir."

Hamdi Döndüren

De ki: “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra, görünmeyeni ve görüneni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Sizin hakıykaten kaçıb durduğunuz ölüm (yok mu?) o, size elbette gelib çattadır. Sonra (hepiniz), gizliyi de, aşikarı da bilen (Allah) a döndürüleceksiniz de O, size neler yapardınız haber verecekdir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonunda görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz de O size yaptıklarınızı haber verecektir.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Doğrusu kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, sonunda mutlaka o, sizi bulucudur; sonra gizli olanı da görüneni de hakkıyla bilene (Allah’a) döndürüleceksiniz; artık (O), size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.'

İbni Kesir

De ki: Gerçekten sizin kaçıp durduğunuz ölüme muhakkak yakalanacaksınız. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O; size neler yaptığınızı haber verecektir.

Mehmet Okuyan

De ki: “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm şüphesiz ki sizi yakalayacaktır. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)’a döndürüleceksiniz ve yaptıklarınızı size bildirecektir.”

Muhammed Esed

De ki: "Bakın, kendisinden kaçtığınız ölüm, eninde sonunda sizi yakalayacaktır; o zaman, hem yaratılmışların zihinsel kavrayışlarının ötesinde olanları, hem de duyular yoluyla yahut akıl ile kavranabilen şeyleri bilen Allah'a döndürüleceksiniz; ve O, orada size (hayatta iken) yaptıklarınızın tümünü gösterecektir.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Bakın, şu kendisinden kaçtığınız ölüm var ya, işte o sizi mutlaka yakalayacaktır. Ardından idraki aşan ve idrak edilebilen tüm hakikatleri bilene döndürüleceksiniz: ve size yapıp ettikleriniz bir bir haber verilecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «O ölüm ki, siz ondan firar edersiniz. Şüphe yok ki o size gelip kavuşacaktır. Sonra gaybı da, âşikâreyi de bilene döndürüleceksiniz. (O da) Size neler yapar olduklarınızı haber verecektir.»

Ömer Öngüt

De ki: "Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir. "

Suat Yıldırım

De ki: "Sizin kaçtığınız o ölüm var ya, o mutlaka sizi karşılayacaktır. Sonra da görünmeyen ve görünen ne varsa hepsini bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz, O da sizin yaptıklarınızı tek tek bildirecek (ve ondan ötürü karşılığını verecektir).

Süleyman Ateş

De ki: "Sizin, kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen'e döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecektir.

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra, gaybı /algılanamayanı da şehadeti /algılanabileni de bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. O size, neler yaptığınızı bildirecektir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Kendisinden kaçtığınız ölüm sizi yakalayacaktır. Sonra, gizliyi de açıkta olanı da bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. Yapıp ettiklerinizi size, O bildirecektir".

Şaban Piriş

De ki: -Kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da gizli ve açığı bilene döndürüleceksiniz, O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Hiç tartışmasız sizin kendisinden kaçmakta bulunduğunuz ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.»

Ümit Şimşek

De ki: Kaçıp durduğunuz ölüm mutlaka gelip sizi bulacaktır. Sonra da görünür ve görünmez herşeyi bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız; yaptıklarınızı O size bildirecek.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söyle: "O kaçmakta olduğunuz ölüm, işte o, size mutlaka ulaşacaktır. Sonra, görülmeyeni de görüleni de bilene döndürüleceksiniz. O, size yapıp etmiş olduklarınızı haber verecektir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Qaçdığınız ölüm sizi mütləq haqlayacaqdır. Sonra siz qeybi və aşkarı Bilənin hüzuruna qaytarılacaqsınız. O da sizə nə etdiklərinizi xəbər verəcəkdir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) De: ″(Qorxub) qaçdığınız ölüm sizi mütləq yaxalayacaqdır. Sonra siz gizlini də, aşkarı da bilənin (Allahın) hüzuruna qaytarılacaqsınız. O da sizə (dünyada) nələr etdiyinizi (bir-bir) xəbər verəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺDer Tod, vor dem ihr flieht, wird euch einholen. Ihr werdet zum Allwissenden, der das Verborgene und das Sichtbare kennt, zurückgebracht, und Er wird euch über eure Taten berichten und euch belangen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Gewiß, der Tod, vor dem ihr flieht -, gewiß, er wird euch begegnen. Hierauf werdet ihr zu dem Kenner des Verborgenen und des Offenbaren zurückgebracht, und dann wird Er euch kundtun, was ihr zu tun pflegtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺDer Tod vor dem ihr flieht, wird euch sicher ereilen. Dann werdet ihr zu Dem zurückgebracht werden, Der es kennt, das Verborgene und das Sichtbare; und Er wird euch verkünden, was ihr zu tun pflegtet.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺGewiß, der Tod, vor dem ihr flieht, wird euch doch noch begegnen, dann werdet ihr zu Dem Allwissenden über das Verborgene und das Sichtbare zurückgeschickt, dann wird ER euch Mitteilung machen über das, was ihr zu tun pflegtet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "The death you try to flee from shall confront you and triumph over you, then you shall be conveyed back to Him Who knows the secret feelings and thoughts, the hidden from sight, the invisible and the unseen and all that is concealed. He also knows the openly avowed, the openly disclosed and all that is revealed, then shall He inform you of all that you had done".

Abdul Haleem

so say, ‘The death you run away from will come to meet you and you will be returned to the One who knows the unseen as well as the seen: He will tell you everything you have done.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "The Death from which ye flee will truly overtake you: then will ye be sent back to the Knower of things secret and open: and He will tell you (the truth of) the things that ye did!"

Abul A'la Maududi

Tell them: "The death from which you flee will certainly overtake you. Then you will be returned to Him Who fully knows what is hidden and what is manifest. Thereupon He will let you know all that you used to do."

Aisha Bewley

Say: ‘Death, from which you are fleeing, will certainly catch up with you. Then you will be returned to the Knower of the Unseen and the Visible and He will inform you about what you did.’

Al-Hilali & Khan

Say (to them): "Verily, the death from which you flee will surely meet you, then you will be sent back to (Allâh), the All-Knower of the unseen and the seen, and He will tell you what you used to do."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Indeed the death that you flee will indeed encounter you. Then you will be returned to the Knower of the sensible and the Unseen, and He will inform you about what you used to do.’

Amatul Rahman Omar

Say, `The death from which you flee is sure to overtake you. Then you will be brought before the Knower of the unseen and the seen, and He will inform you of the truth about all that you had been doing.'

Arthur John Arberry

Say: 'Surely death, from which you flee, shall encounter you; then you shall be returned to the Knower of the Unseen and the Visible, and He will tell you that you have been doing. '

Bijan Moeinian

Say: "The death that you are trying to avoid will catch up with you sooner or later; then you have to meet your Lord Who knows everything which is open and secret. He will tell you what you have been doing."

E. Henry Palmer

Say, 'Verily, the death from which ye flee will surely meet you; then shall ye be sent back to Him who knows the unseen and the visible, and He will inform you of that which ye have done!'

Edip-Layth

Say, "The death that you are fleeing from, it will come to find you. Then you will be returned to the Knower of all secrets and declarations, then He will inform you of everything you had done."

George Sale

Say, verily death, from which ye fly, will surely meet you: Then shall ye be brought before Him who knoweth as well what is concealed as what is discovered; and He will delare unto you that which ye have done.

Hamid S. Aziz

Say, "The death from which you flee, that will surely overtake you, then you shall be sent back to the Knower of the unseen and the seen, and He will inform you of that which you used to do. "

Mahmoud Ghali

Say, "Surely, the death from which you flee will surely then meet you; thereafter you will be turned back to The Knower of the Unseen and the Witnessed. Then He will fully inform you of whatever you were doing."

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): Lo! the death from which ye shrink will surely meet you, and afterward ye will be returned unto the Knower of the Invisible and the Visible, and He will tell you what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "Death from which you run, will surely come to you. You will then be sent back to Him who knows the unknown and the known, who will tell you what you used to do.

Muhammad Asad

Say: "Behold, the death from which you are fleeing is bound to overtake you - and then you will be brought back unto Him who knows all that is beyond the reach of a created being's perception as well as all that can be witnessed by a creature's senses or mind, whereupon He will make you truly understand all that you were doing [in life].

Mustafa Khattab

Say, "The death you are running away from will inevitably come to you. Then you will be returned to the Knower of the seen and unseen, and He will inform you of what you used to do."

Progressive Muslims

Say: "The death that you are fleeing from, it will come to find you. Then you will be returned to the Knower of all secrets and declarations, then He will inform you of everything you had done."

Sahih International

Say, "Indeed, the death from which you flee - indeed, it will meet you. Then you will be returned to the Knower of the unseen and the witnessed, and He will inform you about what you used to do."

Sam Gerrans

Say thou: “The death from which you flee, it will meet you. Then will you be sent back to the Knower of the Unseen and the Seen, and He will tell you what you did.”

Shabbir Ahmed

Say, "Behold, the death from which you shrink so much is bound to overtake you, and then you will be returned to the Knower of the Invisible and the Visible. And then He will inform you of what you truly accomplished."

Syed Vickar Ahamed

Say: "Verily, the death from which you run away will really overtake you: Then will you be sent back to the All—Knower (Al-Aalam) of things that are unseen and seen: And He will tell you the things that you did!"

Taqi Usmani

Say, "Indeed, the death from which you (try to) run away has to visit you, then you will be sent back to the Knower of the Unseen and the seen, and He will tell you what you used to do.

The Monotheist Group

Say: "The death that you are fleeing from, it will come to find you. Then you will be returned to the Knower of all secrets and declarations, then He will inform you of everything you had done."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺLa mort que vous fuyez va certes vous rencontrer. Ensuite vous serez ramenés à Celui qui connaît parfaitement le monde Invisible et le monde visible et qui vous informera alors de ce que vous faisiezʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ew mirina ku hûn jê direvin teqez ew dê her bigihê we. Piştre hûn ê bi bal zanayê bi ya nepenî û darîçav ve bên vegerandin. Vêca ew, bi çiqas tiştên we kirî dê we agahdar bike.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺDe dood waarvoor jullie vluchten zal jullie inhalen. Dan zullen jullie naar de Kenner van het verborgene en het waarneembare worden teruggebracht. Hij zal jullie dan meedelen wat jullie aan het doen waren.ʺ

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺVoorwaar, de dood die jullie trachten te voorkomen zal jullie zeker vinden, daarna zullen jullie worden teruggevoerd naar de Kenner van het onwaarneembare en het waarneembare en Hij zal jullie dan mededelen wat jullie plachten te doen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им): «Смерть, от которой вы убегаете, – она поистине встретит вас (когда закончится ваш жизненный срок). (И) затем (в День Суда) вы будете возвращены к Знающему сокровенное и явное [к Аллаху], и Он сообщит вам то, что вы делали (и вы получите воздаяние за все ваши деяния)».

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺВоистину, смерть, от которой вы бежите, настигнет вас, и потом вы вновь предстанете перед Тем, кому ведомо сокровенное и явное. И Он откроет вам то, что вы вершилиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺDöden, som ni vill fly från, skall infinna sig till det möte (som är utsatt) för er och då skall ni föras åter till Honom som känner allt det som är dolt för människor och det som de kan bevittna, och då skall Han låta er veta vad era handlingar (var värda).ʺ