Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

فَقَدْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

fe ḳad keƶƶebū bi l-Haḳḳi lemmā cā'ehum fe sevfe ye'tīhim enbā'u mā kānū bihi yestehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَقَدْfe ḳadişte elbette
2كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladılar
3بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
4لَمَّاlemmāne zaman ki
5جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine geldi
6فَسَوْفَfe sevfefakat yakında
7يَأْتِيهِمْye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelecektir
8اَنْبٰٓؤُ۬اenbā'uن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberleri
9مَاşeyin
10كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11بِهِbihionunla
12يَسْتَهْزِؤُ۫نَyestehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)alay ettikleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine, gerçek olan Kur'ân gelince onu yalanlarlar, fakat yakında gelecek onlara, alay ettikleri şeye ait haberler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine, gerçek olan Kurʼân gelince onu yalanlarlar, fakat yakında gelecek onlara, alay ettikleri şeye ait haberler.

Adem Uğur

Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.

Ahmed Hulusi

Şimdi de, kendilerine Hak olarak geleni yalanladılar! Fakat alay etmekte olduklarının (ne olduğunun) haberleri yakında onlara gelecek.

Ahmet Tekin

Onlar kendilerine gerekçeli, hikmete dayalı, toplumlarında hakça düzeni gerçekleştirecek Hak kitap Kur’ân geldiğinde, Kur’ân’ı, Hakkı yalanladılar. Fakat, yakında onlara alay etmeye devam ettikleri şeyin gücünün yankıları, başlarından eksik olmayacak felâketlerin haberleri gelecektir.

Ahmet Varol

Hakk kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeylerin haberleri onlara gelecektir.

Ali Bulaç

Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.

Ali Fikri Yavuz

En büyük mûcize olan KUR’AN onlara geldiği zaman dahi; onu yalanlamışlardı. Fakat yakında, ne ile alay etmiş bulunduklarının haberleri (dünya ve ahirette çekecekleri azab) onlara gelecektir.

Ali Rıza Safa

Nitekim gerçek onlara geldiğinde yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Gerçekten onlar, kendilerine hak geldiğinde, onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara, alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.

Bekir Sadak

Gercek kendilerine gelince onu yalanladilar. Alaya aldiklari seyin haberleri kendilerine gelecektir.

Celal Yıldırım

Kendilerine (Rablerinden) hak (olan Peygamber ve Kitab) geldiğinde durmadan onu yalanladılar. Yakında ne ile alay ettiklerinin (baş döndürücü) haberi gelecektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçekten onlar, kendilerine hak geldiğinde onu yalanlamışlardır. Fakat onlara alay ettikleri şeyin haberleri ileride gelecektir.

Diyanet İşleri

Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir.

Diyanet Vakfi

Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun için apaçık hak kendilerine geldiği vakit ona yalan dediler. Fakat alay etmekte oldukları şeyin haberi yakında kendilerine gelecek!

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte en belli hak geldiği zaman da kendilerine yalan dediler, fakat yakında onlara ne ile istihza etmekte olduklarının haberleri gelecek

Erhan Aktaş

Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

Fizilal-il Kuran

Nitekim onlar kendilerine gelen gerçeği, Kur'an'ı derhal yalanladılar. Fakat alay konusu ettikleri gerçeklerin haberleri ilerde kendilerine gelecektir.

Gültekin Onan

Kendilerine hak gelince onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.

Hamdi Döndüren

İşte gerçek (Kur’an) kendilerine geldiği zaman da yalanladılar. Ama alay ettikleri şeyin haberleri yakında gelecektir!

Hasan Basri Çantay

İşte onlar hak (olan Kur'an) ı, kendilerine gelince, yalanlamışlardır. Fakat yakında onlara ne ile alay etmekde olduklarının (müdhiş) haberleri gelecekdir.

Hasib Asutay

Gerçekten onlar, kendilerine hak (2) geldiğinde onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin (azabın) haberleri onlara gelecektir.

Hayrat Neşriyat

İşte (onlar,) kendilerine geldiğinde, o hak olan (Kur’ân’)ı gerçekten yalanladılar. Fakat (o) kendisi ile alay etmekte oldukları şeyin haberleri, ileride onlara gelecektir.

İbni Kesir

Onlar; kendilerine gelince, hakkı yalanladılar. Ama alaya aldıkları şeyin haberi onlara gelecektir.

Mehmet Okuyan

Elbette onlar, kendilerine gerçek (bilgi) geldiğinde onu yalanlamışlardı. Alay edip durdukları şeylerin haberleri ileride kendilerine gelecektir.

Muhammed Esed

ve şimdi kendilerine gelmiş olan bu hakikati de böyle yalanlıyorlar. Ama, zaman içinde, o alay ettikleri şeyi anlayacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Ve kendilerine gelen hakikati yalanlamışlardır. Yakında onlar, alay ettikleri şeyin ne olduğunu öğrenecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte onlar hakkı kendilerine geldiği vakit tekzîp ettiler. Fakat onlara ne ile istihzâ eder olduklarının haberleri atiyen gelecektir.

Ömer Öngüt

Hak onlara geldiğinde onu yalanladılar. Fakat alaya aldıkları şeyin haberleri yakında kendilerine gelecektir.

Suat Yıldırım

Hakikat kendilerine gelince onu yalan saydılar, alay ettiler; fakat alay ettikleri şeyin haberlerini, onunla alay etmenin ne demek olduğunu yakında öğrenirler!

Süleyman Ateş

İşte, kendilerine gelen hakkı da yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecek(uyarıldıkları azab onları kuşatacak)tır.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine gelen gerçekler/ayetler karşısında kesinlikle yalana sarıldılar. Hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine gelen o gerçek karşısında yalan yanlış şeylere sarıldılar. Hafife alıp durdukları şeyin haberleri yakında onlara ulaşacaktır.

Şaban Piriş

Onlara hak geldiği zaman onu hemen yalanlamışlardır. Alaya aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya almakta olduklarının haberleri onlara gelecektir.

Ümit Şimşek

İşte, kendilerine hak geldiğinde onu da yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberi yakında onlara ulaşacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece hakkı, kendilerine geldiği anda yalanladılar. Fakat yakında onlara, alay etmekte oldukları şeyin haberleri gelecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara haqq gəldikdə onu yalan saydılar. İstehza etdikləri şeyin xəbəri onlara tezliklə çatacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara haqq olan (Qurʼan) gəldiyi zaman onu yalan hesab etdilər. (Müşriklərin) məsxərəyə qoyduqlarının (Qurʼanın müsəlmanların qalib gələcəyi, müşriklərin məğlub olacağı və axirətdə şiddətli əzab görəcəkləri barəsindəki) xəbərləri onlara gəlib çatacaq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben die Wahrheit spöttisch geleugnet, als sie ihnen mitgeteilt wurde; sie werden gewiß erfahren, was ihnen als Vergeltung für ihren Spott geschehen wird.

Almanca — Der Edle Quran

So erklärten sie die Wahrheit für Lüge, als sie zu ihnen kam. Aber zu ihnen werden die Nachrichten kommen von dem, worüber sie sich lustig zu machen pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

So haben sie die Wahrheit für Lüge erklärt, als sie zu ihnen kam; bald aber soll ihnen von dem Kunde gegeben werden, was sie verspotteten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und bereits haben sie die Wahrheit (den Quran) verleugnet, als diese zu ihnen kam, so werden ihnen noch Mitteilungen gemacht über das, was sie zu verspotten pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They rejected the truth and counselled deaf to the Quran when it was presented to them to guide them into all truth. But soon shall they realize the truth of all that has been discoursed in this Quran which they hold up to ridicule.

Abdul Haleem

So they denied the truth when it came to them, but the very thing they laughed at will be brought home to them.

Abdullah Yusuf Ali

And now they reject the truth when it reaches them: but soon shall they learn the reality of what they used to mock at.

Abul A'la Maududi

and thus they gave the lie to the Truth that has now come to them. Soon they will come upon some news concerning what they had mocked at.

Aisha Bewley

They deny the truth each time it comes to them but news of what they were mocking will certainly reach them.

Al-Hilali & Khan

Indeed, they rejected the truth (the Qur’ân and Muhammad صلى الله عليه وسلم)[1] when it came to them, but there will come to them the news of that (the torment) which they used to mock at.

Ali Quli Qarai

They certainly denied the truth when it came to them, but soon there will come to them the news of what they have been deriding.

Amatul Rahman Omar

So they have already cried lies to this perfect truth when it came to them, but soon there shall come to them the news of ( the fulfillment of the prophecies) that they have been taking very lightly.

Arthur John Arberry

They cried lies to the truth when it came to them, but there shall come to them news of that they were mocking.

Bijan Moeinian

Since they have rejected the truth, which is hereby presented to them, pretty soon they have to face the consequence of what they were mucking at.

E. Henry Palmer

and they have called the truth a lie now that it has come to them, but there shall come to them the message of that at which they mocked.

Edip-Layth

They have denied the truth when it came to them. The news will ultimately come to them of what they were mocking.

George Sale

So they rejected the truth when it came to them; but soon shall come to them the tidings of that at which they mocked.

Hamid S. Aziz

And now they reject the truth that has come to them, but soon shall come to them a message (They shall learn the truth) about that at which they mocked.

Mahmoud Ghali

So they already cried lies to the Truth as soon as it came to them. Then the tidings of whatever they used to mock will eventually come up to them.

Marmaduke Pickthall

And they denied the truth when it came unto them. But there will come unto them the tidings of that which they used to deride.

Mohamed Ahmed - Samira

So they disbelieved the truth when it came to them; but they will soon come to know the reality of what they had ridiculed.

Muhammad Asad

and so they give the lie to this truth now that it has come unto them. In time, however, they will come to understand what it was that they were wont to deride.

Mustafa Khattab

They have indeed rejected the truth when it came to them, so they will soon face the consequences of their ridicule.

Progressive Muslims

They have denied the truth when it came to them. The news will ultimately come to them of what they were mocking.

Sahih International

For they had denied the truth when it came to them, but there is going to reach them the news of what they used to ridicule.

Sam Gerrans

So have they denied the truth when it came to them; and there will come to them a report of that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

And so they are denying this Truth as it has come to them. However, soon they will come to understand what they used to ridicule.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, they reject the truth when it reaches them: But soon shall they learn the reality of what they used to make fun about.

Taqi Usmani

So they rejected the truth when it came to them.Now there shall come to them a full account of what they used to ridicule.

The Monotheist Group

They have denied the truth when it came to them. The news will ultimately come to them of what they were mocking.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils traitent de mensonge la vérité quand celle-ci leur vient. Mais ils vont avoir des nouvelles de ce dont ils se moquent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema heqî ji wan re hat, wan bawerî pê neanî. Lê paşê xebera cezayê ya ku pê tinaz kirin, dê ji wan re bê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben immers de waarheid geloochend toen die tot hen kwam. Maar de mededelingen over dat, waarmee zij de spot dreven zullen tot hen komen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij hebben de waarheid geloochend, nadat zij tot hen was gekomen: maar eene boodschap zal tot hen komen, nopens hetgeen zij bespot hebben.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker. zij loochenden de Waarheid toen die tot hen kwam, maar spoedig zullen berichten hen bereiken over wat zij plachten te bespotten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже отвергли они [неверующие] истину [пророчество Мухаммада и ту Веру, Закон и Книгу, с которыми он был послан], когда она [та истина] пришла к ним. И вскоре придут к ним [к тем неверующим] вести о том, над чем они насмехались [когда они получат наказание, они узнают, к чему привели эти насмешки и издевательства]!

Rusça — Osmanov

И объявляли они ложью истину, когда она являлась к ним. Но дойдут до них вести о [каре за их] глумление.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och de kallar sanningen för lögn, när den (nu) har kommit till dem. Men (en dag) skall de få veta vad det var som de brukade skämta om.