En'am Suresi 38. Ayet — Elfaz
Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.
1وَمَاve māyoktur kiİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
2مِنْminhiçbirHarf-i Cer
3دَابَّةٍdābbetinyürüyen hayvanİsimد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak
4فِيfī-ndeHarf-i Cer
5الْاَرْضِl-erDiyeryüzü-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6وَلَاve lāve hiçbirBağlaç+Harf-i Nefi
8يَطِيرُyeTīruuçanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şans
9بِجَنَاحَيْهِbi cenāHayhiiki kanadıylaHarf-i Cer+İsim+Zamirج ن حYan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek.
10اِلَّٓاillāolmasınlarHasr Edatı
11اُمَمٌumemunbirer ümmetİsimا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]
12اَمْثَالُكُمْemṧālukumsizin gibiSıfat+Zamirم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.
13مَاmāHarf-i Nefi
14فَرَّطْنَاferraTnābiz eksik bırakmamışızdırMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıف ر طÖnceden gelmek, ihmal etmek, ihmalkâr olmak, atlamak, aşırı olmak, terk etmek, aceleci veya haksız davranmak, yetersiz kalmak, sınırları aşmak, müsrif/aşırı olmak, adaletsizlik, başkalarını geçmek. mufratun - önceden gönderilip terk edilmek ve bırakılmak.
15فِيfīHarf-i Cer
16الْكِتَابِl-kitābiKitaptaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
17مِنْminhiçbirHarf-i Cer
18شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
19ثُمَّṧummesonra, ayrıcaBağlaç
20اِلٰىilā-(nin huzuru)naHarf-i Cer
21رَبِّهِمْrabbihimRableri-İsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
22يُحْشَرُونَyuHşerūnetoplanacaklardırMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).