En'am Suresi 120. Ayet — Elfaz
Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
1وَذَرُواve ƶerūve bırakınİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek
3الْاِثْمِl-iṧmigünahınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadı
4وَبَاطِنَهُve bāTinehuve gizlisiniBağlaç+İsim+Zamirب ط نKarnı şişkin olmak, şişmek, göbeklenmek, karın, iç kısım, gizli anlam, derinlik, vadi, iç yüz, batın
5اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
6الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7يَكْسِبُونَyeksibūnekazananlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
8الْاِثْمَl-iṧmegünahMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadı
9سَيُجْزَوْنَse yuczevnecezasını çekeceklerdirGelecek Zaman Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
10بِمَاbimāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11كَانُواkānūolduklarınınMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12يَقْتَرِفُونَyeḳterifūneyapmışMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.