De ki: "Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?" "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ قُلْ لِلّٰهِ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ اَلَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ḳul li men mā fī s-semāvāti ve l-erDi ḳul li (a)llahi ketebe ǎlā nefsihi r-raHmete le yecmeǎnnekum ilā yevmi l-ḳiyāmeti lā raybe fīhi (e)lleƶīne ḣasirū enfusehum fe hum lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2لِمَنْli menkimindir?
3مَاolanlar
4فِي
5السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
6وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde
7قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
8لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ındır
9كَتَبَketebeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetO yazmıştır
10عَلٰىǎlāüstüne
11نَفْسِهِnefsihiن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi
12الرَّحْمَةَr-raHmeteر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmet etmeyi
13لَيَجْمَعَنَّكُمْle yecmeǎnnekumج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.sizi elbette toplayacaktır
14اِلٰىilā
15يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününde
16الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
17لَا
18رَيْبَraybeر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekşüphe olmayan
19فِيهِfīhivarlığında
20اَلَّذِينَ(e)lleƶīneama kimseler
21خَسِرُواḣasirūخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyana sokan(lar)
22اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerini
23فَهُمْfe humonlar
24لَا
25يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmazlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Kimindir ne varsa göklerde ve yeryüzünde? De ki: Allah'ın; rahmet etmeyi gerekli kıldı özüne. Kıyâmet günü hepinizi de tapısında toplayacak ve hiç şüphe yok o günün geleceğinde. Kendilerine ziyan edenlerdir inanmayanlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Kimindir ne varsa göklerde ve yeryüzünde? De ki: Allahʼın; rahmet etmeyi gerekli kıldı özüne. Kıyâmet günü hepinizi de tapısında toplayacak ve hiç şüphe yok o günün geleceğinde. Kendilerine ziyan edenlerdir inanmayanlar.

Adem Uğur

(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.

Ahmed Hulusi

De ki: "Semalar ve arzda olanlar (Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği manaların açığa çıkması için yoktan {birbirlerine GÖRE} var kıldıkları) kimindir?" De ki: "Allah'ındır!" Rahmeti (Er-Rahman ismi özelliği sonucu alemleri yaratmayı) nefsi üzerine yazmıştır! Sizi, kendisinde hiç şüphe olmayan kıyamet sürecinde toplayacaktır! Nefslerini hüsrana uğratanlar; işte onlar, iman etmezler!

Ahmet Tekin

'Göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar kimindir, kimin tasarrufundadır?' diye sor. 'Rahmetini ve merhametini ihsan edeceğini yazılı olarak kendisine farz kılan, ilke edinen Allah’ındır' de. Sizi, gerçekleşeceğinde ve hesaba çekileceğinizde şüphe olmayan kıyamet gününe elbette toplayıp getirecektir. Kendilerini, birbirlerini zarara, ziyana uğratanlar, işte onlar iman etmeyecekler.

Ahmet Varol

De ki: 'Göklerde ve yerde olanlar kimindir?.' 'Allah'ındır' de. O rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. Muhakkak ki, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde sizi biraraya toplayacaktır. Kendi kendilerini zarara sokanlar, işte onlar iman etmezler.

Ali Bulaç

De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Göklerde ve yerde olan şeyler kimin?” (Eğer cevap verilmezse) de ki: Allah’ındır. O, kendi üstüne rahmeti yazdı. Muhakkak ki sizi kıyamet gününe (götürüp) toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Nefislerine ziyan edenler, işte onlar, iman etmezler.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, kimin malıdır?" De ki: "Allah'ın malıdır. Rahmeti, Kendi üzerine yazmıştır. Hakkında kuşku olmayan Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle sizi toplayacaktır!" Kendilerini yıkıma uğratanlar; inanmayanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Göklerde ve yerde olan her şey kime aittir?" De ki: "Rahmeti ve şefkati kendisine ilke edinen Allah'a aittir. Sizi varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar."

Bekir Sadak

De ki: «Goklerde ve yerde olanlar kimindir?", «Allah'indir» de. O, rahmet etmeyi kendi uzerine almistir; and olsun ki, sizi vukuu suphe goturmeyen kiyamet gununde toplayacaktir. Kendilerine yazik ettiler; cunku onlar inanmazlar.

Celal Yıldırım

De ki: Göklerde ve yerde olan kimindir? De ki: Allah'ındır. O, rahmeti kendine gerekli kılmıştır. And olsun ki, meydana geleceğinde hiç şüphe olmayan Kıyamet günü sizi bir araya getirip toplayacaktır. Kendilerine yazık edenler (var ya), işte onlar (Allah'a ve Kıyamete) inanmazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor. De ki: “Allah’ındır. O, kendi üzerine rahmeti yazmıştır. Sizi, gerçekleşmesinde asla şüphe olmayan kıyamet gününde mutlaka toplayacaktır.” Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

Diyanet İşleri

De ki: "Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?" "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'göklerde ve yerde olanlar kimindir?', 'Allah'ındır' de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.

Diyanet Vakfi

(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. «Allah'ındır» de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Göklerde ve yerde olanlar kimindir?» «Allah'ındır» de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Göklerde ve yerde ne varsa kimindir?" "Allah'ındır!" de. O, merhametli olmayı kendine yazdı. Muhakkak sizi varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacak. Kendilerine yazık edenler iman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kimin şu Göklerdeki ve Yerdeki? de "Allahın" de, o kendi uhdesine rahmeti yazdı, her halde sizi kıyamet gününe toplıyacak, bunda şüpheye mahal yok, nefislerine yazık edenlerdir ki iyman etmezler

Erhan Aktaş

De ki: "Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?" De ki: "Rahmeti Kendi üzerine yazan Allah'ındır." O, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet gününde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran ettiler, işte onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?" De ki: "Rahmeti Kendi üzerine yazan Allah'ındır." O, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran ettiler, işte onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?" De ki: "Rahmeti Kendi üzerine yazan Allah'ındır." O, kendisinden kuşku olmayan Kıyamet Günü'nde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran ettiler, işte onlar iman etmezler.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Göklerde ve yerde olanlar kimindir?» De ki; «Allah'ındır.» O merhametliliği üzerine görev yazdı. Sizleri geleceği kuşkusuz olan Kıyamet günü kesinlikle biraraya getirecektir. Kendilerine kıyanlar var ya, buna sadece onlar inanmazlar.

Gültekin Onan

De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Tanrı'nındır." O rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde / içinde / hakkında kuşku olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefslerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.

Hamdi Döndüren

De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimin?” De ki: “Allah’ındır.” O, merhamet etmeyi kendi zatına ilke edindi. Sizi varlığında hiç şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Ama kendilerine yazık edenler var ya, işte onlar iman etmezler.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Göklerde ve yerde olan her şey kimin?" De ki: "Allahındır". O, rahmeti kendi üstüne yazmışdır. Hepinizi, hakkında hiç bir şübhe olmayan kıyamet gününe (götürüb) toplayacakdır. Nefislerini sen büyük ziyana uğratanlar (yok mu?). İşte iman etmeyecek olanlar onlardı..

Hasib Asutay

De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O, merhamet etmeyi kendi üzerine yazmıştır. Sizi elbette varlığında hiç şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar iman etmezler.

Hayrat Neşriyat

(Ve yine) de ki: 'Göklerde ve yerde bulunanlar kimindir?' (Yine sen cevab ver de:)'Allah’ındır!' de! (O,) rahmet (etmey)i kendi üzerine yazmıştır. Sizi, (geleceği) hakkında hiç şübhe olmayan kıyâmet gününe mutlaka toplayacaktır. Kendilerini hüsrâna uğratan o kimseler yok mu, işte onlar îmân etmezler.

İbni Kesir

De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? Allah'ındır, de. O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır. Andolsun ki; hepinizi, hakkında hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Nefislerini ziyana uğratanlar, işte onlar inanmazlar.

Mehmet Okuyan

(Onlara) “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor (ve) “Merhamet etmeyi kendi zatına yazmış olan Allah’a aittir.” de! Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar inanmazlar.

Muhammed Esed

De ki: "Kime aittir göklerde ve yerde olan her şey?" De ki: "Rahmeti ve şefkati kendisine ilke edinen Allaha". O, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan Kıyamet Günü hepinizi bir araya mutlaka toplayacaktır: ama kendilerine yazık edenler (var ya), işte (Ona) inanmayı reddedenler onlardır;

Mustafa İslamoğlu

"Kime aittir göklerde ve yerdeki her şey?" diye sor! "Kendisine rahmeti prensip edinen Allah'a" diye cevap ver! Geleceğine dair hiçbir kuşku bulunmayan Kıyamet Günü'nde, elbet hepinizi bir araya toplayacaktır. Kendisini kaybeden kimselere gelince: onlar artık iman etmezler.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Göklerde ve yerde olan şeyler kimindir?» De ki: «Allah Teâlâ'nındır. O kendi zâtı üzerine rahmeti yazmıştır. Elbette sizleri Kıyamet gününe toplayacaktır. Bunda şüphe yoktur.» O kimseler ki, nefislerine ziyankar olmuşlardır. İşte onlar imân etmezler.

Ömer Öngüt

De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah'ındır. ” O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır. Andolsun ki hepinizi, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde bir araya toplayacaktır. Kendilerini hüsrana uğratanlara gelince, onlar iman etmezler.

Suat Yıldırım

(12-13) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah’ındır" de. O, rahmet etmeyi Kendisine ilke edinmiştir. O, geleceğinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet günü sizi bir araya toplayacaktır. Kendilerini en büyük ziyana uğratanlardır ki iman etmezler. Halbuki gecede ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O her şeyi işitir ve bilir.

Süleyman Ateş

De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üstüne yazmış(acımayı kendisine prensip edinmiş)tir. Sizi elbette varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar, inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

"Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" diye sor ve de ki "Allah'ındır!" O, bol bol ikramda bulunmayı kendine görev yazmıştır. Geleceğinde şüphe olmayan Kıyamet /mezardan kalkış günü hepinizi, kesinlikle bir araya toplayacaktır. Kendilerini hüsrana uğratanlar, buna inanmayanlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" diye sor ve de ki "Allah'ındır." O, ikramı bol olmayı kendi üzerine yazmıştır. (Mezardan) kalkış günü hepinizi kesinlikle bir araya toplayacaktır. Bunda şüphe yoktur. Ama kendilerine yazık edenler, işte onlar buna inanmayacaklardır.

Şaban Piriş

Yine de ki: - Göklerde ve yerde olanlar kimindir? -Kendisine merhametli olmayı yazmış olan Allah'ındır! de! Hakkında hiç bir şüphe bulunmayan kıyamet günü sizi elbette bir araya getirecektir. Kendilerini hüsrana atanlar, işte onlar, iman etmezler.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Göklerde ve yerde olanlar kimindir?» De ki: «Allah'ındır.» O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinden kuşku olmayan kıyamet gününde tartışmasız toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.

Ümit Şimşek

De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O, kendi üzerine rahmeti yazdı. Geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde O sizi toplayacaktır. Kendilerini hüsrana düşürmüş olanlar işte buna inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Sor: "Kimindir gökler ve yer?" Cevap ver: "Allah'ındır." O Allah ki, rahmeti öz benliği üzerine yazmıştır. O sizi, varlığında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde bir araya mutlaka toplayacaktır. Benliklerini hüsrana yuvarlamış kişiler var ya, onlar iman etmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Göylərdə və yerdə olanlar kimə məxsusdur?” De: “Allaha məxsusdur!” Allah Özünə rəhmli olmağı yazmışdır. Gələcəyinə şübhə edilməyən Qiyamət günündə sizi O toplayacaqdır. Özlərini ziyana uğradanlar iman gətirməzlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Göylərdə və yerlərdə olanlar kimindir?″ De: ″Allahındır!″ O Öz- Özünə rəhmli olmağı yazmışdır. (Bəndələrinə qarşı rəhmli olmağı Özü üçün əzəldən O Müəyyən etmişdir). Olacağına heç bir şübhə edilməyən qiyamət gününə sizi O toplayacaqdır. Özlərinə zərər vuranlar, əlbəttə, iman gətirməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺWem gehört alles, was in den Himmeln und auf Erden ist?ʺ Sprich: ʺDas gehört alles Gott allein.ʺ Er hat sich selbst Barmherzigkeit vorgeschrieben. Er versammelt euch alle am Jüngsten Tag, über den es keinen Zweifel gibt. Er bestraft die Ungläubigen, die ihre Seelen verloren haben.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Wem gehört, was in den Himmeln und auf der Erde ist? Sag: Allah. Er hat Sich Selbst Barmherzigkeit vorgeschrieben. Er wird euch ganz gewiß zum Tag der Auferstehung versammeln, an dem es keinen Zweifel gibt. (Schaut; wie das Ende) derjenigen (war), die ihre Seelen verloren haben, denn sie glaubten nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWem gehört das, was in den Himmeln und was auf Erden ist?ʺ Sprich: ʺAllah.ʺ Er hat Sich Selbst Barmherzigkeit vorgeschrieben. Er wird euch gewiß weiter versammeln bis zum Tage der Auferstehung. Darüber besteht kein Zweifel. Jene aber, die ihrer selbst verlustig gegangen sind, glauben es nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺWem gehört das, was in den Himmeln und auf Erden ist?ʺ Sag: ʺALLAH!ʺ ER hat Sich Selbst der Gnade verpflichtet. ER wird euch doch noch zu einem Tag der Auferstehung versammeln, an dem es keinerlei Zweifel gibt. Diejenigen, die sich selbst zum Scheitern gebracht haben, diese werden den Iman nicht verinnerlichen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Ask them: "To whom do you think the universe belongs!" and say to them: "Rest assured that all things including the earth and the Heavens and all that is in them, constituting a systematic whole, belong to Allah alone, Who ascribed mercy unto Himself to give people a chance to repent before the undoubted Day of Resurrection when He shall gather you all to His August Presence. There and then shall the infidels who denied Him realize that they were born to be great losers".

Abdul Haleem

Say, ‘To whom belongs all that is in the heavens and earth?’ Say, ‘To God. He has taken it upon Himself to be merciful. He will certainly gather you on the Day of Resurrection, which is beyond all doubt. Those who deceive themselves will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

Say: "To whom belongeth all that is in the heavens and on earth?" Say: "To Allah. He hath inscribed for Himself (the rule of) Mercy. That He will gather you together for the Day of Judgment, there is no doubt whatever. It is they who have lost their own souls, that will not believe.

Abul A'la Maududi

Ask thern: 'To whom belongs all that is in the heavens and on the earth?' Say: 'Everything belongs to Allah.' He has bound Himself to the exercise of mercy (and thus does not chastise you for your disobedience and excesses instantly). Surely He will gather you all together on the Day of Resurrection - the coming of which is beyond doubt; but those who have courted their own ruin are not going to believe.

Aisha Bewley

Say: ‘To whom does everything in the heavens and earth belong?’ Say: ‘To Allah. ’ He has made mercy incumbent on Himself. He will gather you to the Day of Rising about which there is no doubt. As for those who have lost their own selves, they have no iman.

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "To whom belongs all that is in the heavens and the earth?" Say: "To Allâh. He has prescribed Mercy for Himself.[1] Indeed He will gather you together on the Day of Resurrection, about which there is no doubt. Those who have lost themselves will not believe [in Allâh as being the only Ilâh (God), and Muhammad صلى الله عليه وسلم as being one of His Messengers, and in Resurrection].

Ali Quli Qarai

Say, ‘To whom belongs whatever is in the heavens and the earth?’ Say, ‘To Allah. He has made mercy incumbent upon Himself. He will surely gather you on the Day of Resurrection, in which there is no doubt. Those who have ruined their souls will not have faith.’

Amatul Rahman Omar

Ask (them), `To whom belongs all that lies in the heavens and in the earth?' Then (since they will not be able to answer), say, `(It belongs) to Allâh. ' He has taken upon Himself (the rule of) mercy (so He does not take the sinners to task immediately). He will continue to assemble you together till the Day of Resurrection. There is no doubt in it. Yet those who have lost their souls will not believe.

Arthur John Arberry

Say: 'To whom belongs what is in the heavens and in the earth?' Say: 'It is God's. He has prescribed for Himself mercy. He will surely gather you to the Resurrection Day, of which is no doubt. Those who have lost their souls, they do not believe.

Bijan Moeinian

Ask: "Who owns whatever there is in the heavens and the earth?" Then [when you face their silence] say: "To the Lord; the One Who has decided to be Merciful. He will surely gather you all together on the Day of Judgment. Only those who have lost their souls choose not to believe."

E. Henry Palmer

Say, 'Whose is what is in the heavens and the earth?' Say, 'God's, who has imposed mercy on himself. ' He will surely gather you together for the resurrection day. There is no doubt in that, but those who waste their souls will not believe.

Edip-Layth

Say, "To whom is all that is in heavens and earth?" Say, "To God." He has decreed mercy on Himself, that He will gather you to the day of Resurrection in which there is no doubt. Those who have lost themselves, they do not acknowledge.

George Sale

Say, 'To whom belongs what is in the heavens and the earth?' Say, 'To Allah. ' He has taken upon Himself to show mercy. He will certainly continue to assemble you till the Day of Resurrection. There is no doubt in it. Those who have ruined their souls will not believe.

Hamid S. Aziz

Say, "Whose is that which is in the heavens and the earth?" Say, "Allah's. He has imposed (prescribed) mercy on himself." He will surely gather you together on the Day (of Resurrection and Judgment), of which there is no doubt. But those who ruin their own souls will not believe.

Mahmoud Ghali

Say, "To whom (belongs) whatever is in the heavens and the earth?" Say, "To Allah. " He has prescribed for Himself (the) mercy. Indeed He will definitely gather you to the Day of the Resurrection; there is no suspicion about it. The ones who have lost their (own) selves; so they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Say: Unto whom belongeth whatsoever is in the heavens and the earth? Say: Unto Allah. He hath prescribed for Himself mercy, that He may bring you all together to the Day of Resurrection whereof there is no doubt. Those who ruin their souls will not believe.

Mohamed Ahmed - Samira

And ask: "To whom belongs what is in the heavens and the earth?" Say: "To God. " He has prescribed grace for Himself. He will gather you on the Day of Resurrection which is certain to come. Only they who are lost of soul will not come to believe.

Muhammad Asad

Say: "Unto whom belongs all that is in the heavens and on earth?" Say: "Unto God, who has willed upon Himself the law of grace and mercy. He will assuredly gather you all together on the Day of Resurrection, [the coming of] which is beyond all doubt: yet those who have squandered their own selves-it is they who refuse to believe [in Him],

Mustafa Khattab

Ask ˹them, O  Prophet˺, "To whom belongs everything in the heavens and the earth?" Say, “To Allah!” He has taken upon Himself to be Merciful. He will certainly gather ˹all of˺ you together for the Day of Judgment—about which there is no doubt. But those who have ruined themselves will never believe.

Progressive Muslims

Say: "To whom is all that is in heavens and Earth" Say: "To God. " He has decreed mercy on Himself, that He will gather you to the Day of Resurrection in which there is no doubt. Those who have lost their souls, they do not believe.

Sahih International

Say, "To whom belongs whatever is in the heavens and earth?" Say, "To Allah. " He has decreed upon Himself mercy. He will surely assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt. Those who will lose themselves [that Day] do not believe.

Sam Gerrans

Say thou: “To whom belongs what is in the heavens and the earth?” Say thou: “To God.” He has prescribed upon Himself mercy; (He will bring you all together to the Day of Resurrection whereof there is no doubt; those who have lost their souls: they do not believe.

Shabbir Ahmed

(From history, let them turn their attention to the Universe). Say, "To whom belongs all that is in the heavens and the earth?" Say, "To Allah Who has prescribed for Himself Mercy." (He nourishes the entire Universe as a mother's womb nourishes the fetus with no returns, while meeting its needs at all stages of development. He does not task individuals and nations to doom, without giving them a period of respite to mend their behavior). He will assemble all individuals and nations on the Day when humanity stands on its feet, and ultimately on the Day of Resurrection about which there is no doubt. Only those who have destroyed their "Self" will keep denying the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Say: "To whom belongs all that is in the heavens and on the earth?" Say: "To Allah. He has inscribed for Himself (the rule of) Mercy; (and that) He will gather you together for the Day of Judgment, there is no doubt whatever. It is they who have lost their own souls that (they) will not believe.

Taqi Usmani

Say, "To whom belongs all that is in the heavens and on the earth?" Say, “To Allah.” He has prescribed Mercy for Himself. He will surely gather you on the Day of Resurrection in which there is no doubt.Those who have brought loss to themselves are not going to believe.

The Monotheist Group

Say: "To whom is all that is in the heavens and the earth?" Say: "To God." He has decreed mercy on Himself, that He will gather you to the Day of Resurrection in which there is no doubt. Those who have lost their souls, they do not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺA qui appartient ce qui est dans les cieux et la terre?ʺ Dis: ʺA Allah!ʺ Il Sʹest à Lui-même prescrit la miséricorde. Il vous rassemblera, certainement, au Jour de la Résurrection: il nʹy a pas de doute là-dessus. Ceux qui font leur propre perte sont ceux qui ne croient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan bipirse: Çiqas tiştên ku li erd û asîmanan hene yên kê ne? Bibêje: Ew ên Xwedê ne. Wî li ser zatê xwe dilovanî misoger kiriye. Bêguman roja qiyametê ya ku tê de guman nîn e, dê we li hev bicivîne. Ew ên ku (bi kirina gunehan) xwe xesirandine, vêca ew bawerî nayînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Wien behoort wat hemel en aarde bevatten? Zeg: Aan God. Hij heeft zich zelven barmhartigheid voorgeschreven. Hij zal u zeker op den dag der opstanding verzamelen; daaraan is geen twijfel. Zij, die niet gelooven, verwoesten hunne eigene zielen.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺAan wie behoort wat er in de hemelen en op de aarde is?ʺ Zeg: ʺAan Allah. Hij heeft Zichzelf de Barmhartigheid voorgeschreven, Hij zal jullie zeker bijeenbrengen op de Dag der Opstanding, waaraan geen twijfel is. Degenen die zichzelf verloren hebben: zij zijn het die niet geloven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (этим многобожникам): «Кому принадлежит то, что в небесах и на земле?» Скажи: «Аллаху, (как вы это сами знаете)! (Поэтому служите и поклоняйтесь только Ему). Он предписал для Самого Себя [обязал Себя] (проявлять) милосердие (и поэтому не спешит наказать Своих рабов); Он, непременно и обязательно, соберет вас ко Дню Воскресения, относительно которого нет (никакого) сомнения! Те, которые нанесли убыток самим себе [своим неверием и многобожием подвергли себя погибели], – они не уверуют (в День Суда)!

Rusça — Osmanov

Спроси: ʺКому принадлежит то, что на небесах и на земле?ʺ Отвечай: ʺАллаху! Он предписал самому Себе милость [к верующим]. И Он созовет вас [к Себе] в День воскресения, который [грядет] непременно. Те же, которые обделили сами себя, они-то и не уверовали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺVem tillhör allt det som är i himlarna och på jorden?ʺ Säg: ʺ(Allt tillhör) Gud, (Gud som) för Sig har stadfäst nådens och barmhärtighetens (lag). Han skall samla er åter på Uppståndelsens dag - om vars (ankomst) det inte råder något tvivel. De som har förverkat sina själar är de som inte vill tro.