En'am Suresi 113. Ayet — Elfaz
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
1وَلِتَصْغٰٓىve li teSğāve meyletsinBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeص غ وKulak veya yüzün bir tarafa eğilmesi, meyletmek, yönelmek, eğilmek, teveccüh etmek, dinlemek
2اِلَيْهِileyhionaHarf-i Cer+Zamir
3اَفْـِٔدَةُef'idetukalbleriİsimف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5لَاlāHarf-i Nefi
6يُؤْمِنُونَyu'minūneinanmayan(ların)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
7بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiahireteHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
8وَلِيَرْضَوْهُve li yerDevhuve ondan hoşlansınlarBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.
9وَلِيَقْتَرِفُواve li yeḳterifūve işlemeğe devam etsinlerBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.
10مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11هُمْhumonlarınZamir
12مُقْتَرِفُونَmuḳterifūneişledikleri suçlarıİsimق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.