Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

وَلِتَصْغٰٓى اِلَيْهِ اَفْـِٔدَةُ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ وَلِيَرْضَوْهُ وَلِيَقْتَرِفُوا مَا هُمْ مُقْتَرِفُونَ

ve li teSğā ileyhi ef'idetu (e)lleƶīne lā yu'minūne bi l-āḣirati ve li yerDevhu ve li yeḳterifū mā hum muḳterifūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلِتَصْغٰٓىve li teSğāص غ وKulak veya yüzün bir tarafa eğilmesi, meyletmek, yönelmek, eğilmek, teveccüh etmek, dinlemekve meyletsin
2اِلَيْهِileyhiona
3اَفْـِٔدَةُef'idetuف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.kalbleri
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
5لَا
6يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan(ların)
7بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahirete
8وَلِيَرْضَوْهُve li yerDevhuر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.ve ondan hoşlansınlar
9وَلِيَقْتَرِفُواve li yeḳterifūق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.ve işlemeğe devam etsinler
10مَا
11هُمْhumonların
12مُقْتَرِفُونَmuḳterifūneق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.işledikleri suçları

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, âhirete inanmayanların gönülleri meyletsin ve hoşnut olsunlar da yapageldiklerine devâm etsinler diye söylerler o sözleri.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, âhirete inanmayanların gönülleri meyletsin ve hoşnut olsunlar da yapageldiklerine devâm etsinler diye söylerler o sözleri.

Adem Uğur

Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

Ahmed Hulusi

Ta ki, geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine iman etmeyenlerin fuadları (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronları) ona (aldatıcı bilgiye) meyletsin, ondan hoşlansınlar; (buna göre de) yapacaklarını yapmaya devam etsinler.

Ahmet Tekin

Âhirete, ebedî yurda iman etmeyenlerin kalpleri, akılları yaldızlı sözlere kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçu, günahı işlemeye devam etsinler diye böyle vesvese vermeye devam ederler.

Ahmet Varol

Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere meyletsin, onlardan hoşnut olsunlar ve kendilerinin yaptıklarını onlar da yapsınlar diye (böyle sözler fısıldarlar).

Ali Bulaç

Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.

Ali Fikri Yavuz

Bir de o yaldızlı lâfa, âhirete inanmıyanların kalbleri meyletsin, ondan hoşlansınlar ve kazanmakta oldukları günahı onlar da kazansınlar diye, öyle yaparlar.

Ali Rıza Safa

Sonsuz yaşama inanmayanların yüreklerinin ona aldanması, ondan hoşlanması ve yapacaklarını yapmaları için böyledir.

Bayraktar Bayraklı

Ahirete inanmayanların kalpleri, yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.

Bekir Sadak

(112-11) 3 Aldatmak icin birbirlerine cazip sozler fisildayan cin ve insan seytanlarini her peygambere dusman yaptik. Bu seytanlar ahirete inanmayanlarin kalblerinin o sozlere yonelmesi, ondan hosnut olmasi ve kendilerinin isledikleri suclari islemeleri icin byle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardÙ, sen onlarÙ iftiralarÙ ile ba_ba_a bÙrak.

Celal Yıldırım

Bir de Âhiret'e inanmayanların gönüllerinin meyletmesini, hoşlanmalarını ve elde ettikleri günahları işleyedurmalarını (devam ettirmek) için (bu yola başvururlar),

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(112-113) Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak da âhirete inanmayanların kalpleri ona (o yaldızlı sözlere)kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri kötülüğü bundan böyle deişlemeye devam etsinler.

Diyanet İşleri

Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

Diyanet İşleri (eski)

(112-113) Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;

Diyanet Vakfi

Âhirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçları işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de ahirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı söze meyletsin, ondan hoşlansınlar ve onların işlediği günahları işlesinler diye yaldızlı söz fısıldarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de o yaldızlı lafa Ahırete inanmıyanların gönülleri aksın ve onu hoşlansınlar ve bu ele geçirmekte oldukları varidatı elde etsinler diye öyle yaparlar

Erhan Aktaş

Böylece ahirete iman etmeyenlerin gönülleri ona yönelsin, ondan hoşlansınlar: yaptıkları şeyleri yapmaya devam etsinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece ahirete inanmayanların gönülleri ona yönelsin, ondan hoşlansınlar: yaptıkları şeyleri yapmaya devam etsinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece ahirete inanmayanların gönülleri ona yönelsin, ondan hoşlansınlar: işledikleri suçları işlemeye devam etsinler.

Fizilal-il Kuran

Ahirete inanmayanların kalpleri bu yaldızlı uydurmalara kansın, onlardan hoşlansın ve işledikleri kötülükleri işlemeye devam etsinler diye.

Gültekin Onan

Bir de ahirete inanmayanların yürekleri (efidet) ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.

Hamdi Döndüren

Bir de ahirete inanmayanların kalpleri, o yaldızlı sözlere meyletsin, ondan hoşlansınlar ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler diye telkin ederler!

Hasan Basri Çantay

Bir de (bu telkıyni) ahirete inanmazların gönülleri ona ağsın, ondan hoşlansınlar, kazanmakda oldukları (günahı) onlar ko-kazana dursunlar diye (yapar).

Hasib Asutay

Bir de (şeytanlar) âhirete inanmayanların gönülleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

Hayrat Neşriyat

Bir de (o şeytanlar bu telkini) âhirete inanmayanların gönülleri ona (o yaldızlı sözlere) meyletsin, ondan hoşlansınlar ve onlar işleyici oldukları (günahları)nı işlesinler diye (yaparlar).

İbni Kesir

Bir de ahirete inanmayanların kalbleri ona meyletsin, ondan hoşlansınlar ve işlesinler diye.

Mehmet Okuyan

Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansınlar, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

Muhammed Esed

Yine de, ahirete inanmayanların kalpleri Ona yönelebilsin ve Onda tatmin bulabilsinler diye, ayrıca ulaşabilecekleri (fazilet derecesi)ne ulaşabilsinler diye,

Mustafa İslamoğlu

Zaten onların bundan amacı, ahirete inanmayanların gönüllerini o (yaldızla yalanlarla) çelmektir ki, berikiler ondan hoşlansınlar ve ulaşmak için çabaladıkları kötü sonuca ulaşabilsinler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o (yaldızlı) sözlerle ahirete inanmayanların gönülleri ona meyletsin ve ondan hoşlansınlar ve onlar irtikab eder olduklarını irtikab etsinler diye telkin eyler.

Ömer Öngüt

Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin, ondan hoşlansınlar ve işleyeceklerini işlesinler diye.

Suat Yıldırım

Bir de bu telkini, âhirete inanmayanların gönülleri ona meyletsin, derken ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diye yaparlar.

Süleyman Ateş

Ki ahirete inanmayanların kalbleri o(nların yaldızlı sözleri)ne kansın, ondan hoşlansınlar ve onlar, işledikleri suçları işlemeğe devam etsinler.

Süleymaniye Vakfı

Bu fısıldama bir de, ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve suç işlemeye devam etsinler diyedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun bir sebebi de Ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diyedir.

Şaban Piriş

Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri günahları işlemeye devam etsinler.

Tefhim-ul Kuran

Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar.

Ümit Şimşek

Onlar bunu, âhirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı sözlere meyletsin, sonra ondan hoşlansınlar ve işlemekte oldukları kötülükleri işlemeye devam etsinler diye yaparlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki ahirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu ona görədir ki, axirətə inanmayanların ürəkləri təmtəraqlı sözlərə meyl etsin, bundan razı qalsınlar və gördükləri pis işləri bir daha görsünlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(İnsanlardan və cinlərdən olan şeytanlar bu təmtəraqlı sözləri) axirətə inanmayanların ürəkləri onlara meyl etsin, onlar ondan (həmin sözlərdən) xoşlansınlar və gördükləri çirkin işləri bir daha görsünlər (deyə, təlqin edərlər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie tragen ihr Gerede vor, um die Herzen derer, die nicht an das Jenseits glauben, zu verlocken, so daß sie meinen, es gäbe nur dieses Leben und begehen deshalb viele Untaten.

Almanca — Der Edle Quran

und damit die Herzen derjenigen, die an das Jenseits nicht glauben, dem zuneigen, und damit sie damit zufrieden sind und begehen, was sie begehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und damit die Herzen derer, die nicht an das Jenseits glauben, sich demselben zuneigen und an diesem Gefallen finden und (fortfahren) mögen zu verdienen, was sie sich nun erwerben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und dazu sollen sich die Herzen derjenigen zuneigen, die den Iman an das Jenseits nicht verinnerlichen, und sie sollen damit zufrieden sein und sie sollen (an Verfehlungen) verüben, was (sie) verüben wollen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such deceit attracts the victims of deception who deny the truth of the Hereafter and allow themselves to be deluded. They accept such deceitful discourse with consenting minds and open their hearts’ ears to such deceitful advice as these satanic incline them to propound, and perpetrate what their submitting minds and souls impel them to do.

Abdul Haleem

so that the hearts of those who do not believe in the Hereafter may incline towards their deceit, be pleased with it, and so perpetrate whatever they perpetrate.

Abdullah Yusuf Ali

To such (deceit) let the hearts of those incline, who have no faith in the hereafter: let them delight in it, and let them earn from it what they may.

Abul A'la Maududi

So that the hearts of those who do not believe in the Life to Come might incline towards this attractive delusion, and that they may be well pleased with it and might acquire the evils that they are bent on acquiring.

Aisha Bewley

so that the hearts of those who do not have iman in the akhira incline towards them and are pleased with them and perpetrate whatever they perpetrate.

Al-Hilali & Khan

(And this is in order) that the hearts of those who disbelieve in the Hereafter may incline to such (deceit), and that they may remain pleased with it, and that they may commit what they are committing (all kinds of sins and evil deeds).

Ali Quli Qarai

so that toward it may incline the hearts of those who do not believe in the Hereafter, and so that they may be pleased with it and commit what they commit.

Amatul Rahman Omar

And the result (of their so doing) is that the hearts of those who do not believe in the Hereafter are inclined to it (- their guile), and they take pleasure therein and they continue committing their (evil) deeds as they are doing.

Arthur John Arberry

and that the hearts of those who believe not in the world to come may incline to it, and that they may be well-pleased with it, and that they may gain what they are gaining.

Bijan Moeinian

This is permitted so that the mind of those who do not believe in Hereafter be pleased with such vain desires and earn whatever evil they deserve.

E. Henry Palmer

And let the hearts of those who believe not in the hereafter listen to it; and let them be well pleased with it; and let them gain what they may gain!

Edip-Layth

That is so the hearts of those who do not acknowledge the Hereafter will listen to it, and they will accept it, and they will take of it what they will.

George Sale

and let the hearts of those be inclined thereto, who believe not in the life to come; and let them please themselves therein, and let them gain that which they are gaining.

Hamid S. Aziz

And let the heart of those who believe not in the Hereafter listen to it; and let them be well pleased with it; and let them gain what they can gain!

Mahmoud Ghali

And (this is so) that the heart-sights of (the ones) who do not believe in the Hereafter may be readily attentive, and that they may be satisfied with it, and that they may score whatever they are scoring.

Marmaduke Pickthall

That the hearts of those who believe not in the Hereafter may incline thereto, and that they may take pleasure therein, and that they may earn what they are earning.

Mohamed Ahmed - Samira

Let those who do not believe in the life to come, listen to it and be pleased with it, and let them gain what they may gain.

Muhammad Asad

Yet, to the end that the hearts of those who do not believe in the life to come might incline towards Him, and that in Him they might find contentment, and that they might earn whatever they can earn [of merit] -

Mustafa Khattab

so that the hearts of those who disbelieve in the Hereafter may be receptive to it, be pleased with it, and be persistent in their evil pursuits.

Progressive Muslims

That is so the hearts of those who do not believe in the Hereafter will listen to it, and they will accept it, and they will take of it what they will.

Sahih International

And [it is] so the hearts of those who disbelieve in the Hereafter will incline toward it and that they will be satisfied with it and that they will commit that which they are committing.

Sam Gerrans

And that the hearts of those who believe not in the Hereafter might incline thereto, and be pleased therewith, and that they might commit what they are committing.

Shabbir Ahmed

Those who love quick gains and neglect the long-term benefits and the Hereafter, are parties to such fabrications. Let them delight in it and let them earn from it what they may.

Syed Vickar Ahamed

To such (an evil way), let the hearts of those be turned, (those) who have no faith in the Hereafter: Let them become happy in it, and let them earn from it what they may.

Taqi Usmani

-and (they seduce one another) in order that the hearts of those who do not believe in the Hereafter may incline to it, and that they may be well pleased with it, and so that they commit what those (seducers) are used to commit.

The Monotheist Group

That is so the hearts of those who do not believe in the Hereafter will listen to it, and they will accept it, and they will take of it what they will.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et pour que les cœurs de ceux qui ne croient pas à lʹau-delà se penchent vers elles, quʹils les agréent, et quʹils perpètrent ce quʹils perpètrent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Şeytan gotina xweş ber bi guhê wan dixin) Da ku dilê yên ku bawerî bi axretê nayînin bibijê wan peyvan û ew peyv li wan xweş bê û da ku ew her wê bikin ya ku ew dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en opdat de harten van hen die niet in het hiernamaals geloven naar hem overhellen en opdat zij daarin behagen scheppen en opdat zij begaan wat zij begaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Laat de harten van hen, die niet in het volgende leven gelooven, zich daartoe neigen, en laat hen zelven er behagen in scheppen en laat hen winnen wat zij winnen.

Hollandaca — Siregar

Zodat de hanen van degenen die niet in het Hiernamaals geloven ertoe neigen en zodat zij er welbehagen aan hebben, en zodat zij verrichten wat zij (de Satans) verrichten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пусть склоняются к ней [к украшенной речи] сердца тех, которые не верят в Вечную жизнь, и (пусть) они удовлетворяются ею [той речью] и пусть приобретают (из грехов) то, что они приобретают.

Rusça — Osmanov

чтобы к ним (т. е. красивым речам) прислушивались сердца тех, которые не верят в будущую жизнь, чтобы они радовались им и чтобы продолжали они вершить [грехи].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och låt dem som innerst inne inte tror på ett evigt liv bedåras av detta (fagra tal) så att de, nöjda och belåtna, (fortsätter att) göra det onda de gör!