Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

l-Hamdu li (a)llahi elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe ve ceǎle Z-Zulumāti ve n-nūra ṧumme (e)lleƶīne keferū bi rabbihim yeǎ'dilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلْحَمْدُl-Hamduح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.hamdolsun
2لِلّٰهِli (a)llahio Allah'a
3الَّذِيelleƶīki
4خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yarattı
5السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
6وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
7وَجَعَلَve ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve var etti
8الظُّلُمَاتِZ-Zulumātiظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakkaranlıkları
9وَالنُّورَve n-nūraن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakve aydınlığı
10ثُمَّṧummeyine de
11الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
12كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
13بِرَبِّهِمْbi rabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerine
14يَعْدِلُونَyeǎ'dilūneع د لAdil ve hakkaniyetli davranmak, eşitlik ve orantıyla hareket etmek, uygun şekilde düzenlemek, göreli büyüklüğe göre ayarlamak, adaleti tesis etmek, eşit tutmak, eşdeğer ödemek, doğru şekilde düzenlemek, düzeltmek, doğru yoldan sapmak, yan çizmek, yoldan çıkmak. adlun - adalet, hakkaniyet, doğruluk, karşılık, fidye, eşdeğer, tazminat, onun yerine.eşler tutuyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hamt Allah'a ki gökleri ve yeryüzünü halketti, karanlıkları ve ışığı yarattı, sonra da kâfir olanlar, taptıklarını Rableriyle denk tutarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hamt Allahʼa ki gökleri ve yeryüzünü halketti, karanlıkları ve ışığı yarattı, sonra da kâfir olanlar, taptıklarını Rableriyle denk tutarlar.

Adem Uğur

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar.

Ahmed Hulusi

Hamd; semalar ve arz'ı yaratan, karanlıkları (bilgisizlikler) ve Nur'u (ilmi) oluşturan Allah'a aittir. . . Öte yandan, hakikati inkarda ısrar edenler, (varsandıkları dışsal tanrılarını) Rablerine (hakikatlerindeki El Esma mertebesine) denk tutarlar (bunun sonucunda da şirk ortaya çıkar)!

Ahmet Tekin

Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamdolsun. Bunca âyet ve delillerden sonra, Rablerini inkârda ısrar edip, küfre sapanlar, hâlâ kulluk ve ibadette, Rablerine denk varlıklar icat ediyorlar.

Ahmet Varol

Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a hamdolsun. Sonra, inkarcılar Rabblerine başkalarını denk tutuyorlar.

Ali Bulaç

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile, inkar edenler, Rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı yapan Allah’a mahsustur. Sonra da Rablerini tanımıyanlar, ona, putları denk tutuyorlar.

Ali Rıza Safa

Gökleri ve yeryüzünü yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a övgüler olsun! Nankörlük edenler, yine de Efendilerini, başkalarıyla denk tutuyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a aittir. Bunca delilden sonra hakikati inkar edenler, başka güçleri Rabbleri ile denk tutarlar.

Bekir Sadak

Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanliklari ve aydinligi vareden Allah'a mahsustur. Oyle iken, inkar edenler Rablerine baskalarini esit tutuyorlar.

Celal Yıldırım

Hamd o Allah'a ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı düzenleyip var kılmıştır. Sonra da (Hakk'ı) inkâr edenler Rablarına, (yaptıkları putları, putlaştırdıkları kişileri) denk tutuyorlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur. Ama yine de kâfir olanlar (putları) rablerine eş tutuyorlar.

Diyanet İşleri

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.

Diyanet Vakfi

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Yine de hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hamd o Allahın hakkıdır ki Gökleri ve yeri yarattı zulmetleri ve nuru yaptı, sonra da Hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar

Erhan Aktaş

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Gerçeği yalanlayan nankörler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

Fizilal-il Kuran

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı yoktan var eden Allah'a mahsustur. Durum böyleyken kafirler, bu yaratıkları Rabblerine denk tutuyorlar.

Gültekin Onan

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nuru kılan Tanrı'yadır. (Bundan) Sonra bile, küfredenler, rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

Hamdi Döndüren

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. İnkâr edenler hâlâ (putları) Rableri ile denk tutuyorlar!

Hasan Basri Çantay

Hamd olsun — O gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden — Allaha. Kafir olanlar (bunca ayet ve delillerin zuhurundan) sonra (bunları veya bunlardan bir kısmını) haala Rableriyle denk tutuyorlar.

Hasib Asutay

Hamd, gökleri ve yeri yaratan karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'adır. Böyle iken, inkâr edenler (hâlâ putları) Rablerine denk tutuyorlar.

Hayrat Neşriyat

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Sonra, inkâr edenler (hâlâ bu putları) Rablerine denk tutuyorlar!

İbni Kesir

Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Sonra da kafirler bunları rabblarına denk tutuyorlar.

Mehmet Okuyan

Hamd (övgü), gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah içindir. (Bunca delilden) sonra kâfir olanlar (hâlâ putları) Rablerine denk tutuyorlar.

Muhammed Esed

Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, derin karanlığı ve (parlak) aydınlığı var eden Allaha özgüdür: Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, başka güçleri Rableri ile eş tutarlar!

Mustafa İslamoğlu

Bütün hamd gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Buna rağmen tevhid hakikatini inkar edenler, başkalarını Rablerine denk tutarlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hamd o Allah Teâlâ'ya mahsustur ki, gökleri ve yeri yaratmış ve zulmetler ile nûru var etmiştir. Sonra kâfir olanlar, (bunları) Rablerine denk tutuyorlar.

Ömer Öngüt

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Sonra da kâfirler Rablerine (başkalarını) denk tutuyorlar.

Suat Yıldırım

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’ın hakkıdır. Bir de kâfirler kalkmışlar, birtakım putları Rab’lerine eşit sayıyorlar!

Süleyman Ateş

Hamdolsun o Allah'a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlığı var etti. Yine de inkarcılar, Rablerine eşler tutuyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Her şeyi mükemmel yapmak, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı oluşturan Allah'a özgüdür. Ama bunları görmezlikte direnenler /kafirler, (kendilerini veya başkalarını) Rablerine denk tutarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Her şeyi güzel yapmak, gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) oluşturmuş olan Allah'a mahsustur. Ama Rablerini görmezlikten gelenler (kafirlik edenler), başkasını O'na denk sayıyorlar.

Şaban Piriş

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Yine de kafirler Rab'lerine (başkalarını) denk tutuyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Hamd gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile küfre sapanları, Rablerine (birtakım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

Ümit Şimşek

Hamd, bütünüyle o Allah'a aittir ki, gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı var etmiştir. Yine de inkâr edenler, başkalarını Rablerine denk tutuyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Hamt Allah'adır! O ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıklara ve nura vücut vermiştir. Sonra, gerçeği örtenler bunları Rablerine denk tutuyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Göyləri və yeri yaradan, zülmətləri və nuru var edən Allaha həmd olsun! Bu dəlillərdən sonra kafir olanlar hələ də bütləri öz Rəbbinə tay tuturlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göyləri və yeri (yoxdan) xəlq edən, zülmətləri və nuru yaradan Allaha həmd (şükür və təʼrif) olsun! (Bu qüdrəti gördükdən) sonra kafir olanlar yenə (bütləri) öz Rəbbinə tay tuturlar.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gepriesen sei Gott, Der die Himmel und die Erde erschaffen, Finsternis und Licht erwirkt hat. Und doch gesellen die Ungläubigen Gott andere Gottheiten bei.

Almanca — Der Edle Quran

(Alles) Lob gehört Allah, Der die Himmel und die Erde erschaffen und die Finsternisse und das Licht gemacht hat; dennoch setzen diejenigen, die ungläubig sind, ihrem Herrn (andere) gleich.

Almanca — Muhammad Zaidan

Alhamdulillah: Alles Lob gebührt ALLAH, Der die Himmel und die Erde erschaffen und die Finsternis und das Licht gemacht hat. Dann (trotzdem) stellen diejenigen, die Kufr betrieben haben, ihrem HERRN etwas gleich.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Praise is to Allah Who created the heavens and the earth and introduced darkness and light- both physical and spiritual-. Yet the infidels equalize Him with creatures of their fancy and incorporate them with Him as a corporate deity!

Abdul Haleem

Praise belongs to God who created the heavens and the earth and made darkness and light; yet the disbelievers set up equals to their Lord!

Abdullah Yusuf Ali

Praise be Allah, Who created the heavens and the earth, and made the darkness and the light. Yet those who reject Faith hold (others) as equal, with their Guardian-Lord.

Abul A'la Maududi

All praise is for Allah alone, Who created the heavens and the earth, and brought into being light and darkness, and yet those who have rejected the call of the Truth ascribe others to be equals to their Lord.

Aisha Bewley

Praise belongs to Allah who created the heavens and the earth and appointed darkness and light. Then those who are kafir make others equal to their Lord!

Al-Hilali & Khan

All praises and thanks be to Allâh, Who (Alone) created the heavens and the earth, and originated the darkness and the light; yet those who disbelieve hold others as equal with their Lord.

Ali Quli Qarai

All praise belongs to Allah who created the heavens and the earth and made the darknesses and the light. Yet the faithless equate [others] with their Lord.

Amatul Rahman Omar

ALL type of perfect and true praise belongs to Allâh who created the heavens and the earth and brought into being all kinds of darkness and the light. Yet, inspite of this, those who disbelieve ascribe equals to their Lord.

Arthur John Arberry

Praise belongs to God who created the heavens and the earth and appointed the shadows and light; then the unbelievers ascribe equals to their Lord.

Bijan Moeinian

Praises and thanks to the Who created the heavens and the earth and established darkness and light; yet those who disbelieve, [ungratefully] set up equals with their Creator.

E. Henry Palmer

Praise belongs to God who created the heavens and the earth, and brought into being the darkness and the light. Yet do those who misbelieve hold Him to have peers.

Edip-Layth

Praise be to God who created the heavens and the earth, and Who made darkness and light. Yet those who have been unappreciative continue to equate with their Lord.

George Sale

All praise belongs to Allah Who created the heavens and the earth and brought into being darkness and light; yet those who disbelieve set up equals to their Lord.

Hamid S. Aziz

Praise belongs to Allah who created the heavens and the earth, and hath brought into being the darkness and the light. Yet do those who disbelieve ascribe partners to Him.

Mahmoud Ghali

Praise be to Allah Who created the heavens and the earth, and made darkness (es) and light, thereafter the ones who have disbelieved unjustly set up equals (Or: rivals) to their Lord.

Marmaduke Pickthall

Praise be to Allah, Who hath created the heavens and the earth, and hath appointed darkness and light. Yet those who disbelieve ascribe rivals unto their Lord.

Mohamed Ahmed - Samira

ALL PRAISE BE to God who created the heavens and the earth, and ordained darkness and light. Yet the unbelievers make the others equal of their Lord.

Muhammad Asad

ALL PRAISE is due to God, who has created the heavens and the earth, and brought into being deep darkness as well as light: and yet, those who are bent on denying the truth regard other powers as their Sustainer's equals!

Mustafa Khattab

All praise is for Allah Who created the heavens and the earth and made darkness and light.[1] Yet the disbelievers set up equals to their Lord ˹in worship˺.

Progressive Muslims

Praise be to God who created the heavens and the Earth, and Who made darkness and light; yet those who have rejected their Lord continue to deviate.

Sahih International

[All] praise is [due] to Allah, who created the heavens and the earth and made the darkness and the light. Then those who disbelieve equate [others] with their Lord.

Sam Gerrans

Praise belongs to God who created the heavens and the earth and made darkness and the light! Then those who ignore warning ascribe equals to their Lord.

Shabbir Ahmed

All Praise in word and action belongs to Allah, Who created the heavens and the earth, and appointed darkness and light. (All things in the Universe witness and manifest His Glory). Yet those who reject the Truth, hold others as equal with their Sustainer.

Syed Vickar Ahamed

All the Praises (and thanks) be to Allah Who created the heavens and the earth, and made the darkness and the light. Yet those who disbelieve hold others as equal with their Guardian-Lord!

Taqi Usmani

All praise belongs to Allah who created the heavens and the earth, and made darkness and light; yet those who disbelieve equate (others) with their Lord.

The Monotheist Group

Praise be to God who has created the heavens and the earth, and Who made the darkness and the light; yet those who have rejected their Lord continue to deviate.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Louange à Allah qui a créé les cieux et la terre, et établi les ténèbres et la lumière. Pourtant, les mécréants donnent des égaux à leur Seigneur.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Pesn û spasî her ji bo Xwedê ye, Ew Xwedayê ku erd û asîman afirandin, tarîtî û ronahî jî çêkirin. Paşê, ew ên kafir bûne ji Xwedayê xwe re hevtayan çêdikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Lof zij God die de hemelen en de aarde geschapen en de duisternis en het licht gemaakt heeft. Toch zeggen zij die ongelovig zijn dat hun Heer gelijken heeft.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Geloofd zij God, die de hemelen en de aarde heeft geschapen, en de duisternis en het licht heeft ingesteld: desniettegenstaande plaatsen zij, die niet in den Heer gelooven, andere goden naast hem.

Hollandaca — Siregar

Alle lof zij Allah, Die de hemelen en de aarde schiep en Die de duisternissen en het licht maakte. Maar vervolgens kennen degenen die ongelovig aan hun Heer zijn (deelgenoten) toe.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Вся) хвала – Аллаху, Который сотворил небеса и землю (и все что в них), устроил мраки и свет! А потом [после этого разъяснения] те, которые стали неверующими, приравнивают (кого или чего-либо) к своему Господу.

Rusça — Osmanov

Хвала - Аллаху, который создал небеса и землю и сотворил мрак и свет. И все же те, которые не уверовали, Господу своему находят равных!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

LÅT OSS lova och prisa Gud, som har skapat himlarna och jorden och låtit mörker och ljus uppstå; ändå sätter de som förnekar sanningen andra vid sin Herres sida!