Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

lā yesmeǔne fīhā leğven ve lā te'ṧīmen

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Orada boş ve çirkin bir söz de duymazlar, günaha âit bir söz de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Orada boş ve çirkin bir söz de duymazlar, günaha âit bir söz de.

Adem Uğur

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Ahmed Hulusi

Orada ne boş laf duyarlar ve ne de suç kavramı!

Ahmet Tekin

Orada, bâtıl, yalan, taahhüde sadakatsizlik, boş, manasız, çirkin söz ve birbirlerine günah işletecek davet işitmezler.

Ahmet Varol

Orada ne boş bir söz ne de günâha götürücü söz duyarlar.

Ali Bulaç

Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.

Ali Fikri Yavuz

Onlar cennetde ne bir boş lâf işitirler, ne de bir hezeyan.

Ali Rıza Safa

Orada, ne boş bir söz ne de suç olan bir şey duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

- Karşılıklı selamlaşmadan başka, orada boş ve günah söz duymazlar.

Bekir Sadak

N/A

Celal Yıldırım

Orada boş-anlamsız söz işitmezler ;

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Orada ne boş bir söz işitirler ne de günaha sokacak bir şey.

Diyanet İşleri

Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

Diyanet İşleri (eski)

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

Diyanet Vakfi

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Orada ne boş bir laf işitirler, ne de günaha sokan bir söz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bir boş laf işidirler orada ne de bir te'sim

Erhan Aktaş

Orada boş, anlamsız ve günaha sokan şeyler duymazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada boş, anlamsız ve günaha sokan şeyler duymazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada boş, anlamsız ve günaha sokan şeyler duymazlar.

Fizilal-il Kuran

Orada ne boş ve ne günah içerikli bir söz işitirler.

Gültekin Onan

Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.

Hamdi Döndüren

Orada, ne boş ne de günaha sokacak bir söz işitmezler!

Hasan Basri Çantay

Onlar orada ne boş bir laf, ne de günaha sokacak bir şey işitmezler.

Hasib Asutay

Orada (6) boş bir söz ve günâha sokacak bir laf işitmezler. (6. Cennette.)

Hayrat Neşriyat

Orada ne boş bir söz, ne de günâhı gerektiren bir şey işitirler!

İbni Kesir

Orada ne boş bir laf, ne de günaha sokacak birşey işitmezler.

Mehmet Okuyan

O (cennet)lerde “Selam, selam”dan başka bir söz de boş söz de günaha sokan bir (laf) da duymazlar.

Muhammed Esed

Orada ne boş konuşmalar duyacaklar, ne de günaha yönelten bir çağrı,

Mustafa İslamoğlu

orada ne bir boş laf ne de kınanma duyacaklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

(25-26) Orada ne bir boş lâf ve ne de günaha sokacak bir şey işitmezler. Ancak bir söz işitirler (ki, o da) selâmdan ibarettir

Ömer Öngüt

Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Suat Yıldırım

Onlar cennette ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir laf işitmezler.

Süleyman Ateş

Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler.

Süleymaniye Vakfı

Orada boş söz ve günaha sokan bir şey işitmeyecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada boş söz ve kendilerini rahatsız eden bir şey de işitmezler,

Şaban Piriş

Orada boş ve günaha sokacak bir söz işitmezler

Tefhim-ul Kuran

Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne de günaha sokma.

Ümit Şimşek

Orada boş veya günah bir söz işitmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne boş bir laf işitirler orada ne de günaha sokacak bir şey.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada nə boş söz, nə də günaha səbəb olan söhbət eşidəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada (Cənnətdə) nə boş söz, nə də günaha bais olan bir şey eşidəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie hören dort kein sinnloses und kein sündhaftes Gerede,

Almanca — Der Edle Quran

Weder hören sie darin unbedachte Rede noch Anklage der Sünde,

Almanca — M. A. Rassoul

Sie werden dort weder leeres Gerede noch Anschuldigung der Sünde hören

Almanca — Muhammad Zaidan

Weder hören sie darin sinnloses Gerede, noch Verfehltes

English (26)

Abdel Khalek Himmat

No matter of little value or insignificance will they hear therein, nor will they hear ill tongues or what is morally evil.

Abdul Haleem

They will hear no idle or sinful talk there,

Abdullah Yusuf Ali

Not frivolity will they hear therein, nor any taint of ill,-

Abul A'la Maududi

There they shall hear no idle talk nor any sinful speech.

Aisha Bewley

They will hear no prattling in it nor any word of wrong.

Al-Hilali & Khan

No Laghw (dirty, false, evil vain talk) will they hear therein, nor any sinful speech (like backbiting).

Ali Quli Qarai

They will not hear therein any vain talk or sinful speech,

Amatul Rahman Omar

There they shall hear no idle-talk, no sinful speech.

Arthur John Arberry

Therein they shall hear no idle talk, no cause of sin,

Bijan Moeinian

They will be blessed by lack of profanities and sinful talks [no more lying, backbiting, slander, bragging, mockery, sarcasm, etc: a society of noble civilized people].

E. Henry Palmer

They shall hear no folly there and no sin;

Edip-Layth

They never hear any nonsense therein, nor sinful utterances.

George Sale

They shall not hear therein any vain discourse, or any charge of sin;

Hamid S. Aziz

They shall not hear therein vain or sinful discourse,

Mahmoud Ghali

Therein they will not hear any idle talk, nor any cause for vice,

Marmaduke Pickthall

There hear they no vain speaking nor recrimination

Mohamed Ahmed - Samira

They will hear no nonsense there or talk of sin,

Muhammad Asad

No empty talk will they hear there, nor any call to sin,

Mustafa Khattab

There they will never hear any idle or sinful talk—

Progressive Muslims

They never hear any nonsense therein, nor sinful utterances.

Sahih International

They will not hear therein ill speech or commission of sin -

Sam Gerrans

They hear therein neither vain speech, nor cause of sin,

Shabbir Ahmed

No vain talk will they hear therein, nor any call restraining from further development. ('Ithm' = Word or action that restrains, drags down or hurts human potential).

Syed Vickar Ahamed

No pettiness will they hear in there, and not even a little of sinful speech (or idle talk)—

Taqi Usmani

They will hear neither an absurd talk in it, nor something leading to sin,

The Monotheist Group

They will not hear in it any nonsense, nor blame.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils nʹy entendront ni futilité ni blasphème;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew li bihiştê kelevajî û gotineke ku xwediyê wê pê gunehkar bibe, nabihîzin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij horen er geen onzinnig geklets noch verleiding tot zonde,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daar zullen zij geene ijdele gesprekken hooren of eenige aansporing tot zonde.

Hollandaca — Siregar

Zij horen daarin geen onzin en geen zondigheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не услышат они там [в Раю] пустословия и греховных речей,

Rusça — Osmanov

Они не услышат там ни суетных, ни греховных речей,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Där skall de inte höra tomt och meningslöst tal, inte heller ord som inbjuder till synd.