Kamer Suresi 26. Ayet — Elfaz
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
1سَيَعْلَمُونَse yeǎ'lemūneonlar bileceklerGelecek Zaman Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
3مَنِmenikim olduğunuİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4الْكَذَّابُl-keƶƶābuyalancıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.
5الْاَشِرُl-eşiruküstahınMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatا ش رKesmek/bilemek/testerelemek. Kendini beğenmiş, küstah, saygısız, aceleci.