Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

تَجْرِي بِاَعْيُنِنَا جَزَاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ

tecrī bi eǎ'yuninā cezā'en li men kāne kufira

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تَجْرِيtecrīج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.akıp gidiyordu
2بِاَعْيُنِنَاbi eǎ'yunināع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerimizin önünde
3جَزَاءًcezā'enج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekbir mükafat olmak üzere
4لِمَنْli menkimseye
5كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinedilen
6كُفِرَkufiraك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretnankörlük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükâfattı nankörlük görene.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükâfattı nankörlük görene.

Adem Uğur

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Ahmed Hulusi

(Tekne) gözetimimizde akıp gidiyordu. Nankörlük edilene (Nuh'a) bir ceza olmak üzere!

Ahmet Tekin

İnkâr edilen, nankörlük edilen Nûh’a bir mükâfat olmak üzere, gemiler gözlerimizin önünde, himayemizde akıp gidiyordu.

Ahmet Varol

O (gemi) inkar edilen kişiye bir mükafat olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Ali Bulaç

Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkar edilmiş/nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.

Ali Fikri Yavuz

Öyle ki, muhafazamız altında akıb gidiyordu. Bunu, (peygamberlik nimeti) inkâr edilen Nuh’a, bir mükâfat olarak yaptık.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edilene bir ödül olarak, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edilmiş Nuh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Bekir Sadak

(13-14) Onu, tahtadan yapilmis, mihla cakilmis bir gemiye bindirdik; inkar edilmis olan Nuh'a mukafat olarak verdigimiz gemi nezaretimiz altinda yuzuyordu.

Celal Yıldırım

Nankörlük ve inkâr edilen kimseye (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözetim ve denetimimiz altında yüzüp yol alıyordu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gözetim ve korumamız altında akıp gidiyordu, kendisine inanılmamış olan o kulumuza bir mükâfat olmak üzere.

Diyanet İşleri

Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

Diyanet İşleri (eski)

(13-14) Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.

Diyanet Vakfi

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nankörlük edilen (kulumuz)a bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkar ve nankörlüğe uğramış kimseye mükafat olmak üzere.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükafat olarak

Erhan Aktaş

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Fizilal-il Kuran

Mesajı inkar edilen kulumuza ödül olarak bu gemi gözetimimiz altında yüzüyordu.

Gültekin Onan

Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) küfredilmiş olan (Nuh)'a bir mükafaat olmak üzere.

Hamdi Döndüren

Kendisine karşı nankörlük edilmiş olan kulumuza bir ödül olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Hasan Basri Çantay

ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zat) e bir mükafat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.

Hasib Asutay

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde (6) akıp gidiyordu. (6. Bizim nezaretimiz altında.)

Hayrat Neşriyat

(O gemi) bizim nezâretimizde akıp gidiyordu. İnkâr edilmiş olan (Nûh)’a bir mükâfât olarak (böyle yaptık).

İbni Kesir

Küfredilmiş olana mükafat olmak üzere Bizim gözetimimizle yüzüyordu.

Mehmet Okuyan

(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh’a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Muhammed Esed

ve (gemi), gözlerimizin önünde akıp gitti. (Bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nuh) için bir ödüldü.

Mustafa İslamoğlu

o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nuh'a) verilmiş bir ödüldü.

Ömer Nasuhi Bilmen

(13-14) Ve O'nu (Nûh'u) levhaları ve kenetleri bulunan şey üzerine yükledik. (O gemi) Bizim nezaretimiz altında akıp gidiyordu. O tekzîp edilmiş olana (Nûh aleyhisselâm'a) bir mükâfaat olarak.

Ömer Öngüt

İnkâr edilen (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, nezaretimiz altında akıp gidiyordu.

Suat Yıldırım

O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.

Süleyman Ateş

(Kendisine karşı) Nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Süleymaniye Vakfı

Gemi, gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Bunu, görmezden gelinen kişiye (Nuh'a) bir ödül olsun diye yaptık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Şaban Piriş

Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.

Tefhim-ul Kuran

Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisine ve getirdiklerine karşı) Küfredilip nankörlük edilmiş olan (Nuh)'a bir mükafat olmak üzere.

Ümit Şimşek

İnkârla karşılaşmış kulumuza ödül olarak, gözetimimiz altında gemi akıp gidiyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İnkar edilmiş peyğəmbərə mükafat olaraq o gəmi Gözlərimiz önündə üzüb gedirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qövmü tərəfindən) inkar edilmiş kimsəyə (Nuha) mükafat olaraq verilən (gəmi) gözümüzün qabağında (nəzarətimiz altında) üzüb gedirdi.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

die auf dem Wasser unter unserer Obhut dahinglitt. Das war die Vergeltung dafür, daß man ihm nicht geglaubt hatte.

Almanca — M. A. Rassoul

Es trieb unter Unserer Aufsicht dahin, als Belohnung für denjenigen, der Undank geerntet hatte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es fuhr unter Unserer Aufsicht als Vergeltung für denjenigen, der Kufr zu betreiben pflegte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We kept the ark afloat by Our command, keeping an eye on it and closely observing it with Our blessings to guard them home and reward those within and punish those without.

Abdul Haleem

that floated under Our watchful eye, a reward for the one who had been rejected.

Abdullah Yusuf Ali

She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)!

Abul A'la Maududi

which sailed on under Our supervision: a reward for him who had been shown ingratitude.

Aisha Bewley

which ran before Our eyes – a reward for him who had been rejected.

Al-Hilali & Khan

Floating under Our Eyes: a reward for him who had been rejected!

Ali Quli Qarai

which sailed [over the flood waters] in Our sight, as a retribution for him who was repudiated.

Amatul Rahman Omar

It floated on (the waters of the deluge) under Our supervision and care. This (punishment) was for the sake of him (- Noah) who had been denied.

Arthur John Arberry

running before Our eyes-a recompense for him denied.

Bijan Moeinian

Under My watchful eyes, Noah floated to the safety. What a terrible punishment it was for the disbelievers.

E. Henry Palmer

sailing on beneath our eyes, a reward for him who had been disbelieved!

Edip-Layth

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

George Sale

which moved forward under our eyes: As a recompense unto him who had been ungratefully rejected.

Hamid S. Aziz

Floating before Our eyes, a reward for him who was rejected.

Mahmoud Ghali

Running under Our Eyes, a recompense for him who was disbelieved. (i.e., between the she-camel and them)

Marmaduke Pickthall

That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.

Mohamed Ahmed - Samira

Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.

Muhammad Asad

and it floated under Our eyes: a recom­pense for him who had been rejected with ingratitude.

Mustafa Khattab

sailing under Our ˹watchful˺ Eyes—a ˹fair˺ punishment on behalf of the one ˹they˺ denied.

Progressive Muslims

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

Sahih International

Sailing under Our observation as reward for he who had been denied.

Sam Gerrans

Sailing before Our eyes as reward for one denied.

Shabbir Ahmed

And it floated before Our eyes, a reward for him who had been denied with ingratitude.

Syed Vickar Ahamed

She (the Ark) floated under Our eyes (and care): A reward to the one who had been rejected (with contempt by his own people)!

Taqi Usmani

which sailed under Our Eyes, as a reward for the one who was rejected (by the infidels).

The Monotheist Group

It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

voguant sous Nos yeux: récompense pour celui quʹon avait renié (Noé).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê (keştîyê) bi hifz û çavdêriya me avjenî dikir. Ha ev e, cezayê yên ku kafir bûne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

dat voor Onze ogen bleef varen, als beloning voor hem die ondankbaar behandeld was.

Hollandaca — Siregar

Dat voer onder Ons toezicht, als beloning voor degene die werd verworpen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И) плыл он [ковчег] перед Нашими глазами [под Нашим взором и охраной] как воздаяние тому, кого отвергли [Нуху].

Rusça — Osmanov

Он поплыл под Нашим присмотром в вознаграждение тому, кого отвергли.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och det rörde sig fram (över havet) under Våra ögon; (detta var) belöningen till den som hade kallats lögnare.