Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى
mā zāğa l-beSaru ve mā Tağā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı.
Adem Uğur
Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
Ahmed Hulusi
Görüşü ne kaydı (gayrı kavramına); ne de haddi aştı (hakikati müşahededen dolayı tanrılık davasına düşüp, Firavunlaştı)!
Ahmet Tekin
Melekler âlemini görürken, aklı ve gözü sorumluluğunun ötesine kaymadı ve edep sınırını aşmadı.
Ahmet Varol
Göz kaymadı ve (sınırı) aşmadı da.
Ali Bulaç
Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.
Ali Fikri Yavuz
(Hz. Peygamber Aleyhisselâm gördüğü ahvali tam gördü de) göz ne kaydı, ne de aştı.
Ali Rıza Safa
Göz, ne şaştı ne de sınırı aştı.
Bayraktar Bayraklı
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Bekir Sadak
Gozu oradan ne kaydi ve ne de onu asti.
Celal Yıldırım
Göz, ne kaydı, ne de şaştı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Göz ne kaydı ne de hedefinden şaştı.
Diyanet İşleri
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
Diyanet İşleri (eski)
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.
Diyanet Vakfi
Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Göz, ne şaştı ne aştı
Erhan Aktaş
Bakış şaşmadı ve haddi aşmadı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bakış şaşmadı ve haddi aşmadı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Göz şaşmadı ve haddi aşmadı.
Fizilal-il Kuran
Muhammed'in gözü ne yana kaydı ve ne de öteye geçti
Gültekin Onan
Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.
Hamdi Döndüren
Ancak göz ne şaştı ne de sınırını aştı!
Hasan Basri Çantay
(Peygamberin) göz (ü, gördüğünden) ağmadı, (onu) aşmadı da.
Hasib Asutay
Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
Hayrat Neşriyat
(O haşmetli makamda Muhammed’in) göz(ü) ne kaydı, ne de haddini aştı.
İbni Kesir
Göz, ne şaştı ne aştı.
Mehmet Okuyan
(Peygamber’in) gözü ne (sağa sola) kaymış ne de sınırı aşmıştı.
Muhammed Esed
(Dikkat edin,) göz ne kaydı, ne de (başka yöne) çevrildi:
Mustafa İslamoğlu
Gönül gözü ne şaştı ve kamaştı, ne de haddi aştı:
Ömer Nasuhi Bilmen
(16-17) O vakit ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu. Göz ne çevrildi ve ne de tecavüz etti.
Ömer Öngüt
(Peygamber'in) gözü kaymadı ve aldanmadı.
Suat Yıldırım
Peygamberin gözü kaymadı, şaşmadı, aşmadı da.
Süleyman Ateş
(Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı.
Süleymaniye Vakfı
(Muhammed'in) Gözü başka tarafa kaymadı, haddini de aşmadı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Gözü bir yere kaymadı, söylenenin dışına da çıkmadı.
Şaban Piriş
Göz, ne şaştı; ne aştı.
Tefhim-ul Kuran
Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) taşmadı.
Ümit Şimşek
Göz ne şaştı, ne haddinden aştı.
Yaşar Nuri Öztürk
Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Peyğəmbərin gözü yayınmadı və həddi aşmadı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Göz nə (sağa-sola) yayındı, nə də uzağa getdi (hər şeyi olduğu kimi gördü).
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Der Blick (des Propheten) schweifte nicht ab, und er übertrat nicht die gesetzte Grenze.
Almanca — Der Edle Quran
da wich der Blick nicht ab, noch überschritt er das Maß.
Almanca — M. A. Rassoul
Da wankte der Blick nicht, noch schweifte er ab.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
He -Muhammad- never turned aside, nor did he lose sight of anything he was meant to see at that site, nor did his mind's eyes wander here or there.
Abdul Haleem
His sight never wavered, nor was it too bold,
Abdullah Yusuf Ali
(His) sight never swerved, nor did it go wrong!
Abul A'la Maududi
His eye did not waver, nor did it stray,
Aisha Bewley
His eye did not waver nor did he look away.
Al-Hilali & Khan
The sight (of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم) turned not aside (right or left), nor it transgressed beyond the limit (ordained for it).
Ali Quli Qarai
The gaze did not swerve, nor did it overstep the bounds.
Amatul Rahman Omar
(When he saw the Divine Manifestation) his eye deviated not (from the certainty of the Truth) nor did it wander away (from the invincible faith on which he stood).
Arthur John Arberry
his eye swerved not; nor swept astray.
Bijan Moeinian
His eyes did not blink while looking straight.
E. Henry Palmer
The sight swerved not nor wandered.
Edip-Layth
The eyes did not waver, nor go blind.
George Sale
his eye-sight turned not aside, neither did it wander:
Hamid S. Aziz
The eye did not swerve, nor did it exceed the limit (or was over bold or went wrong).
Mahmoud Ghali
In no way did (his) beholding (i. e., the eyesight) swerve, and in no way was it inordinate.
Marmaduke Pickthall
The eye turned not aside nor yet was overbold.
Mohamed Ahmed - Samira
Neither did sight falter nor exceed the bounds.
Muhammad Asad
[And withal, ] the eye did not waver, nor yet did it stray:
Mustafa Khattab
The ˹Prophet’s˺ sight never wandered, nor did it overreach.
Progressive Muslims
The eyes did not waver, nor go blind.
Sahih International
The sight [of the Prophet] did not swerve, nor did it transgress [its limit].
Sam Gerrans
The vision did not deviate, nor did it transgress.
Shabbir Ahmed
Yet, his sight wavered not and wandered not.
Syed Vickar Ahamed
The (Prophet’s) vision (of Angel Gabriel) was never broken and it did not go wrong!
Taqi Usmani
The eye neither went wrong, nor did exceed the limit.
The Monotheist Group
The eyes did not waver, nor go blind.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
la vue nʹa nullement dévié ni outrepassé la mesure.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Çavê wî (rast û çep) meyl nedaye û (ji ya ku dîtî) derbas nebûye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zijn blik week noch dwaalde:
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wendde zijn oog zich niet af, en dwaalde evenmin.
Hollandaca — Siregar
Zijn blik week niet en dwaalde niet.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Не уклонился взор его [пророка Мухаммада] (ни налево, ни направо) и не перешел пределы (того, что было ему Аллахом повелено увидеть):
Rusça — Osmanov
взор его (т. е. Мухаммада) не отрывался [от происходящего] и не переходил [границы дозволенного].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Han tog inte sina ögon (från synen) och inte heller försökte han se mer än vad han såg;