O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰى
iƶ yeğşā s-sidrate mā yeğşā
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | اِذْ | iƶ | hani | |
| 2 | يَغْشَى | yeğşā | غ ش وaldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamak | kaplıyordu |
| 3 | السِّدْرَةَ | s-sidrate | س د رUyuşuk olmak, sersemlemek, baş dönmesi, şaşkınlık, sersemlik, şaşırmak, donakalmak, göz kamaşması | Sidre'yi |
| 4 | مَا | mā | — | |
| 5 | يَغْشٰى | yeğşā | غ ش وaldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamak | kaplayan |
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.
Adem Uğur
Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Ahmed Hulusi
O an ki, Sidre'yi (varlığını) bürüyen (hakikat nuru) bürüyordu (beden hissi kaybolmuş bir halde)!
Ahmet Tekin
Hani Sidre’yi, Allah’ın nuru ve melekler kaplamıştı.
Ahmet Varol
O zaman (o gördüğünde) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Ali Bulaç
Sidreyi örten örtmekte iken,
Ali Fikri Yavuz
O dem ki, Sidre’yi bürüyen bürüyordu, (çepçevre meleklerle kaplanmıştı)...
Ali Rıza Safa
Sedir ağacı, kaplayan bir şeyle kaplandığında.
Bayraktar Bayraklı
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Bekir Sadak
Sidre'yi buruyen buruyordu.
Celal Yıldırım
Sidre'yi bürüyenler buruyordu o demde.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
O an sidreyi bürüyen bürümüştü.
Diyanet İşleri
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Diyanet İşleri (eski)
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Diyanet Vakfi
Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu
Erhan Aktaş
O zaman kaplayan şey, Sidre'yi kaplıyordu.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O zaman kaplayan şey, Sidre'yi kaplıyordu.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O zaman kaplayan şey, sidreyi kaplıyordu.
Fizilal-il Kuran
O sırada ağacı yaman bir şey bürümüştü.
Gültekin Onan
Sidreyi örten örtmekte iken,
Hamdi Döndüren
O sırada sidreyi bürüyen bürümüştü!
Hasan Basri Çantay
O (gördüğü) zaman Sidreyi bürüyordu onu bürümekde olan.
Hasib Asutay
O zaman Sidre'ye bürüyen bürüyordu.
Hayrat Neşriyat
O zaman Sidre’yi bürümekte olan, bürüyordu.
İbni Kesir
O zaman Sidre'yi bürümekte olan bürüyordu.
Mehmet Okuyan
Hani o sidre’yi (sedir ağacını) neler kaplıyordu neler!
Muhammed Esed
meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında.
Mustafa İslamoğlu
kaplayan o şey sidreyi çepeçevre kuşattığında...
Ömer Nasuhi Bilmen
(16-17) O vakit ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu. Göz ne çevrildi ve ne de tecavüz etti.
Ömer Öngüt
O dem ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Suat Yıldırım
O dem ki Sidre’yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu...
Süleyman Ateş
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Süleymaniye Vakfı
O sırada Sidre'yi (Sidret'ül-müntehayı) kaplayan şey kaplıyordu.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O gün o Sidre'yi neler kaplamıştı, neler!
Şaban Piriş
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Tefhim-ul Kuran
Sidreyi örten örtmekte iken,
Ümit Şimşek
O vakit Sidre'yi kaplayan kapladı.
Yaşar Nuri Öztürk
O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O zaman Sidr ağacını bürüyən bürümüşdü.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O zaman Sidrəni nələr bürümüşdü, nələr!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sidrat al-Muntaha ist vollkommen (von Gottes Huld) umhüllt.
Almanca — Der Edle Quran
Als den Sidr-Baum überdeckte, was (ihn) überdeckte,
Almanca — M. A. Rassoul
Dabei überflutete den Lotusbaum, was (ihn) überflutete.
Almanca — Muhammad Zaidan
da zur Sidra die kommen, die kommen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
The site which no one can conceive what embellishment overlays it, a Sidra ornamented by what no eye has seen nor ear heard.
Abdul Haleem
when the tree was covered in nameless [splendour].
Abdullah Yusuf Ali
Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable!)
Abul A'la Maududi
(This was) when the lote-tree was covered with that which covered it.
Aisha Bewley
when that which covered the Lote-tree covered it.
Al-Hilali & Khan
When that covered the lote-tree which did cover it![1]
Ali Quli Qarai
when there covered the Lote Tree what covered it.
Amatul Rahman Omar
(This was) when the sublime thing (- the Divine Manifestation) which was to cover Sidrah had covered it.
Arthur John Arberry
when there covered the Lote-Tree that which covered;
Bijan Moeinian
The Lote-tree was shrouded.
E. Henry Palmer
When there covered the lote tree what did cover it!
Edip-Layth
The whole place was overwhelmed.
George Sale
When the lote-tree covered that which it covered,
Hamid S. Aziz
When that which shrouds (in mystery) covered the Lote-tree;
Mahmoud Ghali
As that which envelops did envelop the Lote-Tree.
Marmaduke Pickthall
When that which shroudeth did enshroud the lote-tree,
Mohamed Ahmed - Samira
When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
Muhammad Asad
with the lote-tree veiled in a veil of nameless splendour….
Mustafa Khattab
while the Lote Tree was overwhelmed with ˹heavenly˺ splendours!
Progressive Muslims
The whole place was overwhelmed.
Sahih International
When there covered the Lote Tree that which covered [it].
Sam Gerrans
When there covered the Lote Tree that which covered;
Shabbir Ahmed
Overwhelming is the spectacle at the overwhelming Ultimate Mark!
Syed Vickar Ahamed
When the lote-tree was covered (in mystic wisdom that cannot be spoken!)
Taqi Usmani
when the lote-tree was covered by that which covered it.
The Monotheist Group
The whole place was overwhelmed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
au moment où le lotus était couvert de ce qui le couvrait.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê dema sidret‘ul-munteha nixuimandibû ya ew nixuimandî (Wî Cibrîl dît).
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
toen de lotusboom verhuld werd met wat hem verhulde.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Toen de lotus-boom bedekte, datgene wat bedekt is.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(И) вот покрыло (тот) Лотос (по повелению Аллаха) то, что покрыло (его) [нечто великолепное, которое никто, кроме Аллаха, не может описать]
Rusça — Osmanov
Когда над Лотосом витали те, кто витает,