(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.

وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ اِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ

ve s-semāi ƶāti l-Hubuki / innekum le fī ḳavlin muḣtelifin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالسَّمَاءِve s-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğe andolsun ki
2ذَاتِƶātibulunan
3الْحُبُكِl-Hubukiح ب كBir şeyi bağlamak veya düğümlemek, bir şeyi sağlam veya sıkı yapmak, bir şeyi iyi örmek, bir şeyi sıkıca veya kompakt şekilde dokumak, (kumaş veya kitap sayfalarını) dikmek, boynu kesmek veya koparmak, çizgili dokumak, kıyafetleri kaldırmak veya kıvırmak.yolları (yörüngeleri)
1اِنَّكُمْinnekumelbette siz
2لَفِيle fīiçindesiniz
3قَوْلٍḳavlinق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöz(ler)
4مُخْتَلِفٍmuḣtelifinخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekçeşitli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki siz, elbette çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki siz, elbette çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz.

Adem Uğur

Siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki siz çeşitli görüşler içindesiniz!

Ahmet Tekin

Siz, tevhid konusunda, Muhammed’in peygamberliği ile, Kur’ân ile ilgili kesinlikle çelişkilerle dolu sözler söylüyorsunuz.

Ahmet Varol

Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz. [1]

Ali Bulaç

Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.

Ali Fikri Yavuz

Muhakkak siz, (peygamber hakkında kâhin demekle) ihtilâflı bir sözde bulunuyorsunuz.

Ali Rıza Safa

Aslında, siz, gerçekten uyuşmazlık içindesiniz.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

Bekir Sadak

(7-8) Icinde yorungeler bulunan goge and olsun ki, ey inkarcilar,siz, suphesiz aykiri gorustesiniz.

Celal Yıldırım

(Ey inkarcı sapıklar!) cidden siz sözünüzde, hükmünüzde görüş ayrılığı içindesinizdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(7-8) Alanları ayrılmış yıldız kümeleri ile dolu göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylemektesiniz.

Diyanet İşleri

(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.

Diyanet İşleri (eski)

(7-8) İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

Diyanet Vakfi

(7-9) İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz

Erhan Aktaş

Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz siz, söylediklerinizde çelişki içindesiniz.

Fizilal-il Kuran

Ey inkarcılar, siz, şüphesiz çeşitli görüştesiniz.

Gültekin Onan

Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.

Hamdi Döndüren

Siz çelişkili sözler söylüyorsunuz!

Hasan Basri Çantay

hakıykat, siz kat'i ihtilafa düşen bir söz içindesinizdir.

Hasib Asutay

Gerçekten siz çelişkili söz(ler) içindesiniz. (1) (1. Din hakkında her kafadan bir söz çıkıyor. Kur'an veya Muhammed hakkında ağzınıza geleni atıyorsunuz.)

Hayrat Neşriyat

(7-8) (Çeşitli) yollara sâhib olan göğe yemîn olsun ki, doğrusu siz (peygamber ve Kur’ân hakkında) gerçekten çeşitli sözler (iddiâlar) içindesiniz.

İbni Kesir

Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz siz çelişkili söz(ler) içindesiniz.

Muhammed Esed

Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.

Mustafa İslamoğlu

Elbet siz, (inanç hususunda) gerçekten de farklı görüşlerdesiniz;

Ömer Nasuhi Bilmen

(7-8) Muhtelif yolları hâvi olan gök hakkı için. Şüphe yok ki, siz muhtelif bir söz içinde bulunmaktasınız.

Ömer Öngüt

Şüphesiz ki siz çelişkili sözler içerisindesiniz.

Suat Yıldırım

(7-8) Yollarla, yörüngelerle dolu gök hakkı için! Siz tam bir çelişki içindesiniz.

Süleyman Ateş

Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.

Süleymaniye Vakfı

(ey müşrikler) siz (hesap verme konusunda) hakikaten farklı bir söylem içindesiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir

Şaban Piriş

Ki siz ihtilaflı görüşler içindesiniz.

Tefhim-ul Kuran

Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.

Ümit Şimşek

Siz birbirini tutmayan iddialardasınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizin sözləriniz ziddiyyətlidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey müşriklər!) Sizin (Qurʼan və Muhəmməd əleyhissəlam barəsində) sözləriniz müxtəlifdir (bəʼziniz Qurʼana şeʼr, Peyğəmbərə şair, bəʼziniz də Qurʼana kahinlik əsəri, Peyğəmbərə kahin deyirsiniz).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Was ihr sagt, ist verworren.

Almanca — Der Edle Quran

ihr äußert fürwahr unterschiedliche Reden.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, ihr seid in eine widerspruchsvolle Rede verwickelt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, ihr seid doch verschiedener Ansichten,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You people are indeed at variance in your statements and beliefs, discordant in your reasons and resolutions and it is evident that variance of opinion proves error somewhere.

Abdul Haleem

you differ in what you say––

Abdullah Yusuf Ali

Truly ye are in a doctrine discordant,

Abul A'la Maududi

surely you are at variance (about the Hereafter);

Aisha Bewley

you certainly have differing beliefs.

Al-Hilali & Khan

Certainly, you have different ideas (about Muhammad صلى الله عليه وسلم and the Qur’ân).

Ali Quli Qarai

indeed you are of different opinions!

Amatul Rahman Omar

That contradictory are the things you say (for your not believing in God's word and in His Prophet),

Arthur John Arberry

surely you speak at variance,

Bijan Moeinian

you keep disputing the truth that He has revealed to you!

E. Henry Palmer

verily, ye are at variance in what ye say!

Edip-Layth

You are in verbal discord.

George Sale

ye widely differ in what ye say.

Hamid S. Aziz

Most surely you are in doctrines (opinions, teachings, ideologies) discordant (or inconsistent or contradictory),

Mahmoud Ghali

Surely you (The pronoun is plural) are indeed of a different opinion, (Literally: of a different saying)

Marmaduke Pickthall

Lo! ye, forsooth, are of various opinion (concerning the truth).

Mohamed Ahmed - Samira

You are surely caught in contradictions. ,

Muhammad Asad

Verily, [O men,] you are deeply at variance as to what to believe:

Mustafa Khattab

Surely you are ˹lost˺ in conflicting views ˹regarding the truth˺.[1]

Progressive Muslims

You are saying what is different.

Sahih International

Indeed, you are in differing speech.

Sam Gerrans

You are in speech differing!

Shabbir Ahmed

Behold, it is you humans who deviate from your course.

Syed Vickar Ahamed

Truly, you are in a disagreeing opinion (about Faith and Islam)

Taqi Usmani

you are (involved) in a contradictory discussion.

The Monotheist Group

You are saying what is different.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

vous divergez sur ce que vous dites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi rastî jî hûn (der barê pêxember û Quranê de) di nav gotineke bêser û ber de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie zijn het in wat jullie zeggen oneens.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij verschilt zeer in hetgeen gij zegt.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, jullie standpunt (tegenover de Profeet en de Koran) wisselt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

поистине, вы (о, неверующие) однозначно (пребываете) в речах разногласных [у вас нет единого мнения о Коране и Посланнике Аллаха]!

Rusça — Osmanov

что вы, воистину, ведете [о Мухаммаде] разговоры противоречивые.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Människor!) Era åsikter (om trons innehåll) går sannerligen vitt isär! -