Zariyat Suresi 29. Ayet — Elfaz
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
1فَاَقْبَلَتِfe eḳbeletisonra geldiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek
2امْرَاَتُهُmraetuhukarısı (Sare)İsim+Zamirم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın
3فِيfīiçindeHarf-i Cer
5فَصَكَّتْfe SakketvurarakBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeص ك كVurmak, çarpmak, tokat atmak, kapatmak (örn. kapı), çarpışmak/birbirine vurmak, ticari bir işlemin/alımın/satışın/devrin/borcun/mülkün yazılı beyanı
7وَقَالَتْve ḳāletve dediBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
8عَجُوزٌǎcūzunbir koca karıİsimع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.