Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فِي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

fe eḳbeleti mraetuhu fī Sarratin fe Sakket vechehā ve ḳālet ǎcūzun ǎḳīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَقْبَلَتِfe eḳbeletiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksonra geldi
2امْرَاَتُهُmraetuhuم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkarısı (Sare)
3فِيiçinde
4صَرَّةٍSarratinص ر رÇözmek, sebat etmek, azimle devam etmek. Asarra (fiil 4) - inatçı olmak, inatla ısrar etmek. Asarruu - onlar ısrar ettiler. Sirrun - yoğun soğuk. Sarratin - inlemek, bağırıp çağırmak.çığlık
5فَصَكَّتْfe Sakketص ك كVurmak, çarpmak, tokat atmak, kapatmak (örn. kapı), çarpışmak/birbirine vurmak, ticari bir işlemin/alımın/satışın/devrin/borcun/mülkün yazılı beyanıvurarak
6وَجْهَهَاvechehāو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüzüne
7وَقَالَتْve ḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi
8عَجُوزٌǎcūzunع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.bir koca karı
9عَقِيمٌǎḳīmunع ق مKısır olmak (rahim), kurumak, verimsiz olmak, kasvetli olmak, sıkıntılı, üzücü (gün), çocuksuz olmak, yıkıcı olmak.kısır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken karısı, onlara dönmüştü de bir çığlık atıp eliyle yüzüne vurmuştu ve ben kısır bir kocakarıyım demişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken karısı, onlara dönmüştü de bir çığlık atıp eliyle yüzüne vurmuştu ve ben kısır bir kocakarıyım demişti.

Adem Uğur

Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kısır bir kocakarıyım!" dedi.

Ahmed Hulusi

Bu yüzden (İbrahim'in) karısı çığlık içinde misafirlerin yanına döndü de, (ellerini utanarak) yüzüne kapatıp dedi ki: "(Ben) kısır bir ihtiyar kadınım!"

Ahmet Tekin

Karısı kadınların arasında çığlık atmaya başladı. Elini yüzüne çarparak: 'Ben kısır bir kocakarıyım' dedi.

Ahmet Varol

Bunun üzerine karısı çığlık atarak döndü ve elini yüzüne vurarak: 'Kısır bir yaşlı kadın mı (doğuracak)?' dedi.

Ali Bulaç

Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine (İbrahîm’in) hanımı bir çığlık içinde döndü de elini yüzüne çarptı: “- Ben, kısır bir koca karıyım! (Nasıl çocuğum olabilir)” dedi.

Ali Rıza Safa

Bu sırada, karısı çığlık atarak geldi ve kendi yüzüne vurarak, şöyle dedi: "Kısır bir yaşlı kadınken!"

Bayraktar Bayraklı

O esnada, hanımı çığlık atarak, yüzüne vurarak geldi ve "Kısır bir kocakarıdan mı?" dedi.

Bekir Sadak

Bunun uzerine karisi hayretle seslenerek geldi, elleriyle yuzunu kapayarak: «Kisir bir kocakari!» dedi.

Celal Yıldırım

Bunun üzerine, İbrahim'in eşi bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak, «kısır yaşlı bir kadın !» dedi..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Karısı heyecanla bağırarak alnına vurdu; “Benim gibi yaşlı ve kısır bir kadın ha!” dedi.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: 'kısır bir kocakarı!' dedi.

Diyanet Vakfi

Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: «Ben kısır bir kocakarıyım!» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: «Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde döndü, elini yüzüne çarptı ve: "Kısır bir kocakarı (çocuk mu doğurur)? dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzüne çarptı ve akim bir kocakarı, dedi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine hanımı şaşkınlık içinde, yüzüne vurarak yüksek sesle: "Ben kısır, ihtiyar bir kadınım." dedi.

Fizilal-il Kuran

Karısı hayretle çığlık içinde geldi. Yüzünü kapayarak «Ben kısır bir kocakarıyım» dedi.

Gültekin Onan

Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi.

Hamdi Döndüren

Karısı (Sare) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak, “Ben, kısır yaşlı bir kadınım, (nasıl çocuğum olur?)” dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (İbrahimin) zevcesi (Sare) bir feryad içinde yönelib (elini) yüzüne vurdu. "(Ben) doğurmaz bir koca karı (yım)" dedi.

Hasib Asutay

Karısı (Sare) bir çığlık içinde geldi. (Hayretten elini) yüzüne vurarak: '(Ben) kısır bir kocakarı (yım)' dedi.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine zevcesi (Sâre hayretle) çığlık atarak geldi de elini yüzüne vurdu ve: '(Ben) kısır bir kocakarı(yım; benim nasıl çocuğum olur?)' dedi.

İbni Kesir

Bunun üzerine zevcesi hayretle seslenerek döndü, yüzünü kapayarak: Kısır bir kocakarı, dedi.

Mehmet Okuyan

Hanımı, çığlık atarak (meleklere) yönelmiş ve (elini) yüzüne vurarak “Ben kısır bir kocakarıyım!” demişti.

Muhammed Esed

Bunun üzerine karısı çığlık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (şaşkınlık içinde) yüzüne vurarak feryad etti: "(Benim gibi) kısır bir kocakarıdan mı!"

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine karısı ileri atıldı ve yüzüne vurarak "Kısır bir kocakarıdan ha!" deyip feryadı bastı.

Ömer Nasuhi Bilmen

(28-29) O vakit onlardan kalbinde bir korku gizlendi. Dediler ki: «Korkma!» ve O'nu bir bilgin oğul ile müjdelediler. Bunun üzerine zevcesi bir sayha içinde yüzünü döndü de elini yüzüne çarpıverdi ve dedi ki: «Kısır bir koca kadın!»

Ömer Öngüt

Karısı hayretle seslenerek geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kısır bir kocakarıyım!" dedi.

Suat Yıldırım

Evin öbür köşesinden bunu duyan eşi, elini yüzüne vurarak: "Vay başıma gelene! Ben kısır bir kocakarı iken mi doğuracağım!" diye çığlık attı.

Süleyman Ateş

Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir kocakarı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

İbrahim'in karısı, çığlık atarak hemen onlara döndü ve ellerini yüzüne vurup şöyle dedi: "Ben kocamış ve kısır bir kadınım ama!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Karısı çığlık atarak döndü ve ellerini yüzüne vurarak: "Kocamış kısır bir kadından mı?" dedi.

Şaban Piriş

Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: -Ben, kısır bir kocakarıyım, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: «Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?» dedi.

Ümit Şimşek

Hanımı bir çığlıkla döndü, elini yüzüne vurup 'Kısır bir kocakarı mı doğuracak?' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Derken, karısı bir çığlık içinde döndü; yüzüne vurarak şöyle dedi: "Ben, doğurma yaşını geçmiş bir kocakarıyım!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zövcəsi qışqırıb üz-gözünə vura-vura dedi: “Axı mən sonsuz qoca qarıyam!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bunu eşidən) zövcəsi (Sara) çağır-bağır salıb (təəccübündən əlini) üzünə çırparaq dedi: ″Mən qoca, qısır bir qarıyam! (Mənim necə uşağım ola bilər?)″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da kam seine Frau aufgeregt herbei, schlug sich verwundert das Gesicht und sprach: ʺIch bin alt und unfruchtbar.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Da kam seine Frau in großem Geschrei herbei. Sie schlug sich ins Gesicht und sagte: ʺ(Ich bin doch) eine alte, unfruchtbare Frau!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da kam seine Frau in Aufregung heran, und sie schlug ihre Wange und sagte: ʺ(Ich bin doch) eine unfruchtbare alte Frau!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann kam seine Frau in lautem Überschwang, schlug sich auf ihr Gesicht und sagte: ʺIch bin doch eine unfruchtbare Alte!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

His wife overheard the statement and, in astonishment and wonder caused by the unexpected, she came up with an outcry. She smote her face and said: "what impossible matter will you guests make easy next?" "An old woman who lived barren all her life!"

Abdul Haleem

His wife then entered with a loud cry, struck her face, and said, ‘A barren old woman?’

Abdullah Yusuf Ali

But his wife came forward (laughing) aloud: she smote her forehead and said: "A barren old woman!"

Abul A'la Maududi

So hearing his wife went forth shouting. She struck her face and exclaimed: "A barren old woman am I."

Aisha Bewley

His wife came up with a shriek and struck her face and said, ‘What, and me a barren old woman!’

Al-Hilali & Khan

Then his wife came forward with a loud voice: she smote her face, and said: "A barren old woman!"[1]

Ali Quli Qarai

Then his wife came forward crying [with joy]. She beat her face, and said, ‘A barren old woman!’

Amatul Rahman Omar

Then his wife came to him extremely embarrassed. She smote her forehead and said, `(I am but) an old woman then barren, how (can I ever be able to give birth to a child?)

Arthur John Arberry

Then came forward his wife, clamouring, and she smote her face, and said, 'An old woman, barren!'

Bijan Moeinian

His wife, overhearing them, came out (struck her forehead) saying: "From an old and barren woman like me?"

E. Henry Palmer

And his wife approached with a noise, and smote her face, and said, 'An old woman, barren!'

Edip-Layth

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said, "I am a sterile old woman!"

George Sale

And his wife drew near with exclamation, and she smote her face, and said, I am an old woman, and barren.

Hamid S. Aziz

Then his wife came up in great grief, and she struck her face and said, "An old barren woman!"

Mahmoud Ghali

So came forward his wife, clamoring; (literally: with a clamor) then she beat her face, and said, "An old sterile woman!"

Marmaduke Pickthall

Then his wife came forward, making moan, and smote her face, and cried: A barren old woman!

Mohamed Ahmed - Samira

His wife came out lamenting, striking her forehead, and said: "I, am old and barren woman?"

Muhammad Asad

Thereupon his wife approached [the guests] with a loud cry, and struck her face [in astonishment] and exclaimed: "A barren old woman [like me]!"

Mustafa Khattab

Then his wife came forward with a cry, clasping her forehead ˹in astonishment˺, exclaiming, "˹A baby from˺ a barren, old woman!"

Progressive Muslims

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said: "I am a sterile old woman!"

Sahih International

And his wife approached with a cry [of alarm] and struck her face and said, "[I am] a barren old woman!"

Sam Gerrans

And his wife came forward, crying out, and struck her face, and said: “A barren old woman!”

Shabbir Ahmed

Then his wife came forward with a loud cry and struck her face in astonishment and said, "An old barren woman!"

Syed Vickar Ahamed

Then his wife came forward (laughing) aloud: She touched her face (in wonder) and said: "A barren old woman!"

Taqi Usmani

So his wife came forward with a clamor, and slapped her own face and said, "(How can I have a child when I am) a barren old woman?"

The Monotheist Group

His wife then approached in amazement. She slapped upon her face, and said: "A barren old woman!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors sa femme sʹavança en criant, se frappa le visage et dit: ʺUne vieille femme stérile...ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Kebaniya Îbrahîm berê xwe da wan, vêca bi qîrîn li rûyê xwe da û bi heyret got: (Ez) pîrejinek im ku zarok ji min re çênabin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen kwam zijn vrouw er schreeuwend aan. Zij sloeg zich in het gezicht en zei: ʺEen onvruchtbare oude vrouw!ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zijne vrouw kwam nader; zij gaf een gil, sloeg zich in het aangezicht, en zeide ik ben een oude vrouw en onvruchtbaar!

Hollandaca — Siregar

Zijn vrouw kwam schreeuwend naar voren, en zij sloeg zich in haar gezicht, en zei: ʺIk ben een oude, onvruchtbare vrouw!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (услышав эту весть) подошла жена его (по имени Сара) (к ангелам) с криком, ударяя (себя) по лицу (от удивления) и говоря: «(Как я могу родить, когда я уже) старуха бесплодная!»

Rusça — Osmanov

Тут приблизилась его жена, она вопила и била себя по лицу, восклицая: ʺЯ - бесплодная старая женщина!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då närmade sig hans hustru och slog sig för pannan med ett jämmerrop och utbrast: ʺEn gammal orkeslös och ofruktsam kvinna (som jag)!ʺ