De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kafirler toplumu için üzülme.

قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلٰى شَيْءٍ حَتّٰى تُقِيمُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْجِيلَ وَمَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

ḳul yā ehle l-kitābi lestum ǎlā şey'in Hattā tuḳīmū t-tevrāte ve l-incīle ve mā unzile ileykum min rabbikum ve le yezīdenne keṧīran minhum mā unzile ileyke min rabbike Tuğyānen ve kufran fe lā te'se ǎlā l-ḳavmi l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2يَاأَهْلَyā ehleا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarEY/HEY/AH halk
3الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap
4لَسْتُمْlestumل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirsiz değilsiniz
5عَلٰىǎlāüzerinde
6شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şey (esas)
7حَتّٰىHattākadar
8تُقِيمُواtuḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhuygulayıncaya
9التَّوْرٰيةَt-tevrāteالتوريةTevrat'ı
10وَالْاِنْجِيلَve l-incīleوالانجيلve İncil'i
11وَمَاve māve şeyi
12اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
13اِلَيْكُمْileykumsize
14مِنْmin-den
15رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi'niz-
16وَلَيَزِيدَنَّve le yezīdenneز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlave artıracaktır
17كَثِيرًاkeṧīranك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çoğunun
18مِنْهُمْminhumonlardan
19مَاşey
20اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
21اِلَيْكَileykesana
22مِنْmin-den
23رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin-
24طُغْيَانًاTuğyānenط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıazgınlık
25وَكُفْرًاve kufranك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve inkarını
26فَلَاfe lā
27تَأْسَte'seا س وHerhangi birini taklit etmek. Örnek, taklit, rahatlama, teselli, kalıp, örnek alınmaya değer model.sen üzülme
28عَلَىǎlāiçin
29الْقَوْمِl-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtoplumu
30الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefareto kafirler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ey kitap ehli, hiçbir şeye inanmış sayılmazsınız Tevrât'ın, İncil'in ve Rabbinizden size indirilen kitabın hükümlerini yerine getirmedikçe ve andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kâfirliğini arttıracak, artık o kâfir kavim yüzünden tasalanma sen.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ey kitap ehli, hiçbir şeye inanmış sayılmazsınız Tevrâtʼın, İncilʼin ve Rabbinizden size indirilen kitabın hükümlerini yerine getirmedikçe ve andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kâfirliğini arttıracak, artık o kâfir kavim yüzünden tasalanma sen.

Adem Uğur

Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyle uygulamadıkça, (doğru) bir şey (yol) üzerinde değilsinizdir de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme.

Ahmed Hulusi

De ki: "Ey önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil yaşamadıkça), bir şey üzere değilsiniz!" Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkarını ve taşkınlığını arttırır. . . O halde inkarcılar topluluğuna üzülme!

Ahmet Tekin

'Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat’ın ve İncil’in hükümlerini açıklayarak yerine getirmedikçe, Rabbinizden size indirilenleri, Kur’ân’ı gereğince uygulamadıkça, amellerinize, ibadetlerinize değer kazandıran hak dinde, hakyolda değilsiniz' de. Rabbinden sana indirilenler, Kur’ân onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir bir kavmin, nankör bir toplumun iman etmemesine üzülmene gerek yok.

Ahmet Varol

De ki: 'Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir şey (dayanak) üzere olamazsınız. Sana Rabbinden indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Sen bu kâfirler topluluğu için üzülme!'

Ali Bulaç

De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkarlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Ey Ehl-i Kitab! Siz (Nesh edilmemiş hükümlerle tevhid esasını havi bulunan) Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilen (Kur’an’ı) tatbik etmedikçe (hükümlerini yerine getirmedikçe) dinden hiç bir şey üzere değilsiniz.” And olsun, sana Rabbinden indirilen bu KUR’AN onlardan bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kâfirlerin azgınlığına karşı kederlenme.

Ali Rıza Safa

De ki: "Ey kitap halkı! Tevrat'ı, İncil'i ve Efendinizden indirileni uygulamadıkça, hiçbir şey üzerinde değilsiniz!" Efendinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve nankörlüğünü artırır. Nankörlük eden toplum için, artık üzülme.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ey kitap ehli! Siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça bir şey üzerinde değilsinizdir." Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun inkar ve azgınlığını elbette arttıracaktır. Kafirler topluluğuna üzülme!

Bekir Sadak

«Ey Kitab ehli! Tevrat'i, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni geregince uygulamadikca bir temeliniz olmaz» de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kur'an, onlardan cogunun azginlik ve kufrunu artirir. Oyleyse kafirler icin tasalanma.

Celal Yıldırım

De ki: Ey Kitap Ehli! Tevrat'ı, İncîl'i ve size Rabbinizden indirilen (Kur'ân hükümlerini) dosdoğru yerine getirmedikçe hiçbir şey (ciddi bir inanç ve temel) üzere değilsinizdir. Şanıma and olsun ki, sana Rabbinden indirilen (Kur'ân) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Artık sen kâfirler topluluğuna (bu azgınlıklarından dolayı başlarına gelecek azâbdan dolayı) üzülme.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Ey Ehl-i kitap! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) doğru dürüst uygulamadıkça tuttuğunuz yol yol değildir.” Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Kâfirler topluluğu yüzünden üzülme.

Diyanet İşleri

De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kafirler toplumu için üzülme.

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz' de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma.

Diyanet Vakfi

«Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyle uygulamadıkça, (doğru) bir şey (yol) üzerinde değilsinizdir» de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ey kitap verilenler, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Ey Ehli kitab! Siz Tevratı ve İncili ve daha size rabbınızdan indirileni tutub icra etmedikçe hiç bir şey değilsiniz, Celalim hakkı için sana rabbından indirilen -bu Kur'an- onlardan bir çoğunun tuğyanını ve küfrünü artıracak, o halde kafirlere acıyacağın tutmasın

Erhan Aktaş

De ki: "Ey Kitap Ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Elbette Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. O halde Kafir halka üzülme.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Elbette Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. O halde gerçeği yalanlayan nankör halka üzülme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı ve İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereğince uygulamadığınız sürece inancınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız." Yemin olsun ki, Rabb'inden sana indirilmekte olan şey, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü elbette artırır. O halde gerçeği yalanlayan nankörlere üzülme.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Ey Kitap Ehli, sizler Tevrat'a, İncil'e ve Rabbiniz tarafından size indirilen Kur'an'a gereği gibi uymadıkça boşluktasınız, hiçbir temele dayanmış değilsiniz.» Rabbin tarafından sana indirilen ayetler, onların çoğunun azgınlığını ve kâfirliğini arttıracaktır. O halde kâfirler için üzülme.

Gültekin Onan

De ki: "Ey kitap ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç birşey üzerinde değilsiniz." Andolsun, rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Sen de kafirler kavmine karşı üzüntüye kapılma.

Hamdi Döndüren

De ki: “Ey kitap ehli! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni, uygulamadıkça, (inanç konusunda) hiçbir temel üzerinde değilsinizdir.” Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkârını artırır. Öyleyse inkârcı toplum için üzülme!

Hasan Basri Çantay

De ki: "Ey ehl-i kitab, Tevratı (n), İncili (n) ve Rabbinizden size indirilen (Kur'anı Kerim) i (n hükümlerini) dosdoğru tatbıyk ve icra edilinceye kadar siz hiç bir şey (hiç bir kanaat) üzerinde değilsinizdir". Andolsun, sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) onlardan bir çoğunun taşkınlığını ve gavurluğunu artıracakdır. O halde, o kafirler güruhuna karşı gam yeme.

Hasib Asutay

De ki: Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni (gereğince) uygulamadıkça (doğru) bir şey üzerinde değilsiniz. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkârını elbette artıracaktır. O halde kâfirler topluluğuna üzülme.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Ey ehl-i kitab! (Siz) Tevrât’ı, İncîl’i ve Rabbinizden size indirilen(Kur’ân)ı hakkıyla tatbîk etmedikçe, hiçbir şey (hiçbir hakikat) üzere değilsiniz!' Ve andolsun ki Rabbinden sana indirilen (bu Kur’ân), onlardan birçoğuna azgınlık ve küfrü artıracaktır! Öyleyse o kâfirler topluluğu için üzülme!

İbni Kesir

De ki: Ey Ehl-i Kitab; Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbınızdan size indirileni dosdoğru tatbik etmedikçe; hiç bir şey üzerinde değilsiniz. Andolsun ki; Rabbından sana indirilen; onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyleyse o kafirler güruhu için tasalanma.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ey kitap ehli! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulayıncaya kadar (doğru) bir şey üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki sana Rabbinden indirilen (mesajlar), çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme!”

Muhammed Esed

De ki: "Ey Kitab-ı Mukaddesin takipçileri! Siz, Tevrata, İncile ve Rabbiniz tarafından size indirilen her şeye (tam olarak) uymadıkça inançlarınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız! Fakat (ey Peygamber,) Rabbin tarafından sana indirilenler, onların çoğunu kibirli küstahlıklarında ve inkarcılıkta daha inatçı yapacaktır. Ama hakikati inkar eden insanlara üzülme:

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Ey önceki vahyin mensupları! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilenleri tam uygulamadıkça siz hiçbir şey değilsiniz! Öte yandan, elbette Rabbinden sana indirilenler onlardan bir çoğunun küstahça taşkınlığını ve inkarını artıracaktır: Artık kafir bir toplum için üzülme!

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ey ehl-i kitap! Tevrat'ı ve İncil'i ve size Rabbiniz tarafından indirilmiş olanı ikame edinceye kadar hiçbir şey üzerinde değilsinizdir.» Ve kasem olsun ki, sana Rabbinden indirilmiş olan, onlardan birçoğu için tuğyanı ve küfrü arttıracaktır. Artık o kâfirler olan kavim üzerine teessürde bulunma.

Ömer Öngüt

De ki: “Ey ehl-i kitap! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) dosdoğru tatbik etmedikçe, siz hiçbir şey (yol) üzerinde değilsiniz. ” Andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Öyleyse o kâfirler gürûhu için üzülme!

Suat Yıldırım

De ki: "Ey Ehl-i Kitap! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilen Kur’ân’ı tatbik etmedikçe, hiçbir temele dayanmış sayılmazsınız, hiçbir dayanağınız yoktur."Rabbinden sana indirilen âyetler, mutlaka onlardan birçoğunun azgınlık ve inkârcılığını fazlalaştıracaktır. O halde o kâfirlerden ötürü gam yeme!

Süleyman Ateş

De ki: Ey Kitap ehli, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbi'nizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkarını artıracaktır. Sen o kafirler toplumu için üzülme!

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı (Kur'an'ı) tam olarak uygulamadıkça bir temeliniz olmaz." Rabbinden sana indirilen (Kur'an), onlardan çoğunun azgınlığını ve kafirliğini artıracaktır. O kafirler topluluğu için dertlenme.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ey Ehl-i Kitap, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam olarak yerine getirmedikçe temelsiz kalırsınız." Rabbinden sana indirilen (Kur'an), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kafirler topluluğuna üzülme.

Şaban Piriş

De ki: -Ey kitap ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz yoktur. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur'an) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü arttırır. O halde kafirler için üzülme.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ey kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz.» Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Sen de kâfirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.

Ümit Şimşek

De ki: Ey Kitap Ehli! Siz Tevrat'ın, İncil'in ve Rabbinizden size indirilenin hakkını vermedikçe hiçbir esasa dayanmış olmazsınız. Rabbinden sana indirilen, onların pek çoğunun azgınlık ve inkârını daha pek çok arttıracaktır. Artık o kâfirler güruhu için tasalanma.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Ey Kitab əhli! Nə qədər ki, Tövrata, İncilə və Rəbbinizdən sizə nazil edilənə düzgün əməl etmirsiniz, siz doğru yolda deyilsiniz”. Əlbəttə, Rəbbindən sənə nazil edilən Quran onlardan bir çoxunun azğınlığını və küfrünü artıracaqdır. Sən isə kafir tayfa üçün heyfsilənmə.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Ey kitab əhli! Tövrata, İncil və Rəbbiniz tərəfindən sizə nazil edilmiş olana (Qurʼana) düzgün əməl etmədikcə, siz (Allah yanında məqbul, dini baxımdan doğru olan) heç bir şey üzərində deyilsiniz. Rəbbin tərəfindən sənə nazil edilən (Qurʼan) onlardan bir çoxunun yalnız azğınlığını və küfrünü artıracaqdır. Elə isə kafir tayfanın halına acıma!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sag: O Leute der Schrift, ihr fußt auf nichts, bis ihr die Tora und das Evangelium und das befolgt, was zu euch (als Offenbarung) von eurem Herrn herabgesandt worden ist. Was zu dir (als Offenbarung) von deinem Herrn herabgesandt worden ist, wird ganz gewiß bei vielen von ihnen die Auflehnung und den Unglauben noch mehren. So sei nicht betrübt über das ungläubige Volk!

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺO Leute der Schrift, ihr fußt auf nichts, ehe ihr nicht die Thora und das Evangelium und das in die Tat umsetzt, was von eurem Herrn zu euch herabgesandt wurde.ʺ Aber gewiß, das, was von deinem Herrn zu dir hinabgesandt wurde, wird viele von ihnen in ihrem Aufruhr und Unglauben bestärken. Darum betrübe dich nicht über die ungläubigen Leute.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIhr Schriftbesitzer! Ihr habt nichts (vom Din), bis ihr At-taurat und Alindschil und das einhaltet, was euch von eurem HERRN hinabgesandt wurde. Und viele von ihnen wird das, was dir von deinem HERRN hinabgesandt wurde, gewiß zu noch mehr Übertretung und Kufr veranlassen. So sei nicht traurig wegen der kufr-betreibenden Gemeinschaft!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: O you Ahl AL-Kitab, you bend on a system of faith not standing upon the vantage ground of truth until you comply with the precepts of AL-Tawrah and AL-Injil and all that has been sent down to you from Allah, your Creator. But the more Allah bestows on you O Muhammad of His bounty, the more do many of them err for infirmity of purpose and display their transgressive infirmities of themselves and sink deeper in infidelity under the vexations of their minds. Therefore, do not grieve over those who are infidels indeed.

Abdul Haleem

Say, ‘People of the Book, you have no true basis [for your religion] unless you uphold the Torah, the Gospel, and that which has been sent down to you from your Lord,’ but what has been sent down to you [Prophet] from your Lord is sure to increase many of them in their insolence and defiance: do not worry about those who defy [God].

Abdullah Yusuf Ali

Say: "O People of the Book! ye have no ground to stand upon unless ye stand fast by the Law, the Gospel, and all the revelation that has come to you from your Lord." It is the revelation that cometh to thee from thy Lord, that increaseth in most of them their obstinate rebellion and blasphemy. But sorrow thou not over (these) people without Faith.

Abul A'la Maududi

Say to them: 'People of the Book! You have no solid ground to stand on unless you establish the Torah and the Gospel and all that had been revealed to you from your Lord. Indeed the message revealed to you from your Lord will aggravate insurgence and unbelief in many of them. So do not grieve for those who disbelieve.

Aisha Bewley

Say: ‘People of the Book! you have nothing to stand on until you implement the Torah and the Gospel and what has been sent down to you from your Lord. ’ What has been sent down to you from your Lord increases many of them in insolence and kufr. So do not waste your grief on the people of the kafirun.

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) "O people of the Scripture (Jews and Christians)! You have nothing (as regards guidance) till you act according to the Taurât (Torah), the Injeel (Gospel), and what has (now) been sent down to you from your Lord (the Qur’ân)." Verily, that which has been sent down to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from your Lord increases in most of them (their) obstinate rebellion and disbelief. So be not sorrowful over the people who disbelieve.

Ali Quli Qarai

Say, ‘O People of the Book! You do not stand on anything until you observe the Torah and the Evangel and what was sent down to you from your Lord. ’ Surely many of them will be increased by what has been sent down to you from your Lord in rebellion and unfaith. So do not grieve for the faithless lot.

Amatul Rahman Omar

Say, `O People of the Scripture! you stand no where unless you observe the Torah and the Evangel and that (- Qur'ân) which has (now) been revealed to you from your Lord. ' And certainly that which has been revealed to you from your Lord will increase many of them in ordinate rebellion and disbelief; so do not grieve for the disbelieving people.

Arthur John Arberry

Say: 'People of the Book, you do not stand on anything, until you perform the Torah and the Gospel, and what was sent down to you from your Lord. ' And what has been sent down to thee from thy Lord will surely increase many of them in insolence and unbelief; so grieve not for the people of the unbelievers.

Bijan Moeinian

Say: "O people of the Scriptures, your only way to success is to follow the [original] Torah, the Gospel and the other Books which God has sent to you [which, by the way, are the same teachings that you will find in Qur’an and, therefore, there will not be any question of “changing" your religion but instead following it in the most proper manner. ]” However, these revelations (Qur’an) will instead increase the rebellion and the disbelief of many of them [as they do not keep an open mind.] It is not, therefore, worth it for you to feel sorry for the disbelievers [as they have made a conscious choice.]

E. Henry Palmer

Say, 'O people of the Book! ye rest on naught until ye stand fast by the law and the gospel, and what is revealed to you from your Lord. ' But what has been revealed to thee from thy Lord will of a surety increase many of them in rebellion and misbelief, vex not thyself then for a people who misbelieve.

Edip-Layth

Say, "O people of the book, you are not upon anything until you uphold the Torah and the Injeel and what was sent down to you from your Lord." For many of them, what was sent down to you from your Lord will only increase them in transgression and rejection. So do not feel sorry for the ingrates.

George Sale

Say, O ye who have received the scriptures, ye are not grounded on any thing, until ye observe the law and the gospel, and that which hath been sent down unto you from your Lord. That which hath been sent down unto thee from thy Lord shall surely increase the transgression and infidelity of many of them: But be not thou solicitous for the unbelieving people.

Hamid S. Aziz

Say, "O people of the Book! You have no ground to stand on till you stand fast by the Torah and the Gospel, and what is revealed to you from your Lord. " But what has been revealed to you from your Lord will of a surety increase many of them in rebellion and disbelief. Vex not thyself then for a people who disbelieve.

Mahmoud Ghali

Say, "O Population of the Book, you are up to nothing until you keep up the Tawrah and the Injil and whatever has been sent to you from your Lord. " And indeed what has been sent down to you (The prophet Muhammad) from your Lord will definitely increase many of them in ordinance and disbelief, so do not feel sad for the disbelieving people.

Marmaduke Pickthall

Say O People of the Scripture! Ye have naught (of guidance) till ye observe the Torah and the Gospel and that which was revealed unto you from your Lord. That which is revealed unto thee (Muhammad) from thy Lord is certain to increase the contumacy and disbelief of many of them. But grieve not for the disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

Say to them: "O people of the Book, you have no ground (for argument) until you follow the Torah and the Gospel and what has been revealed to you by your Lord. " But what has been revealed to you by your Lord will surely increase rebellion and unbelief in many; so do not grieve for those who do not believe.

Muhammad Asad

Say: "O followers of the Bible! You have no valid ground for your beliefs -unless you [truly] observe the Torah and the Gospel, and all that has been bestowed from on high upon you by your Sustainer!" Yet all that has been bestowed from on high upon thee [O Prophet] by thy Sustainer is bound to make many of them yet more stubborn in their overweening arrogance and in their denial of the truth. But sorrow not over people who deny the truth:

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "O People of the Book! You have nothing to stand on unless you observe the Torah, the Gospel, and what has been revealed to you from your Lord." And your Lord’s revelation to you ˹O Prophet˺ will only cause many of them to increase in wickedness and disbelief. So do not grieve for the people who disbelieve.

Progressive Muslims

Say: "O people of the Scripture, you are not upon anything until you uphold the Torah and the Injeel and what was sent down to you from your Lord. " And for many of them, what was sent down to you from your Lord will only increase them in transgression and rejection. So do not feel sorry for the rejecting people.

Sahih International

Say, "O People of the Scripture, you are [standing] on nothing until you uphold [the law of] the Torah, the Gospel, and what has been revealed to you from your Lord. " And that which has been revealed to you from your Lord will surely increase many of them in transgression and disbelief. So do not grieve over the disbelieving people.

Sam Gerrans

Say thou: “O doctors of the Law: you have nothing to stand upon until you uphold the Torah and the Gospel and what was sent down to you from your Lord.” And there increases many of them in inordinacy and denial what was sent down to thee from thy Lord; so grieve thou not over the people of the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

Say, "O People of the Scripture! You have no valid ground for your beliefs unless you uphold the Torah and the Gospel and all that has been revealed to you from your Lord. " (The Truth in them has been incorporated into the Final Revelation). Yet all that has been revealed to you (O Prophet), by your Lord is bound to make many of them more stubborn in their arrogance and denial of the Truth. But grieve not for the disbelieving folk.

Syed Vickar Ahamed

Say: "O People of the Book! You have no ground to stand on unless you truly stand by the Torah, the Gospel, and all of the Message that has come to you from your Lord. " It is the (same) Message that comes to you from your Lord, that increases in most of them their long lasting revolt and lies (meant against Allah). But you do not feel sorry for these people without Faith.

Taqi Usmani

Say, "O people of the Book, you have nothing to stand on, unless you uphold the Torah and the Injīl and what has been sent down to you from your Lord." What has been sent down to you from your Lord will certainly make many of them more persistent in rebellion and disbelief. So, do not grieve over the disbelieving people.

The Monotheist Group

Say: "O people of the Book, you are not upon anything until you uphold the Torah and the Gospel and what was sent down to you from your Lord." And for many of them, what was sent down to you from your Lord will only increase them in transgression and rejection. So do not feel sorry for the rejecting people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺO gens du Livre, vous ne tenez sur rien, tant que vous ne vous conformez pas à la Thora et à lʹEvangile et à ce qui vous a été descendu de la part de votre Seigneur.ʺ Et certes, ce qui tʹa été descendu de la part de ton Seigneur va accroître beaucoup dʹentre eux en rébellion et en mécréance. Ne te tourmente donc pas pour les gens mécréants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Gelî yên xweykitêb! Heta ku hûn bi rastî û duristî Tewratê, Încîlê û ya ku ji cem Xwedayê we ji we re hatiye hinartin (di jiyanê de) bi kar neyînin, hûn ne li ser tu tiştî ne. Sond be, Qur’ana ku ji cem Rebê te ji te re hatiye şandin dê kufr û çavsoriya pirên wan zêde bike. Nexwe tu ji bo wan xemgîn mebe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺMensen van het boek! Jullie baseren jullie op niets zolang jullie je niet houden aan de Taura en de Indjiel en aan wat van jullie Heer naar jullie is neergezonden.ʺ Velen nemen door wat van jouw Heer naar jou is neergezonden nog toe in onbeschaamdheid en ongeloof. Bekommer je maar niet om de ongelovige mensen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: o gij! die de schriften hebt ontvangen, gij zijt met niets grondig bekend, indien gij niet den pentateuch en het evangelie in acht neemt, en dat wat door uwen Heer is nedergezonden. Dat wat door uwen Heer is nedergezonden, zal zeker de boosheid en de ontrouw van velen hunner vermeerderen; maar bekreun u niet om de ongeloovigen.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺO Lieden van de Schrift! Jullie zijn niet (op de juiste weg) dat jullie je niet vasthouden aan de TaurAt en de Indjil en aan wat jullie door jullie Heer neergezonden is.ʺ (De Koran) die door jouw Heer aan jou is neergezonden, vermeerdert zeker bij velen van hen overtreding en ongeloof. En treur niet om het ongelovige.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк): «О, люди Писания! Вы нисколько не будете (на истине), пока не будете исполнять Тору и Евангелие и то, что ниспослано вам от вашего Господа [Коран]». Но у многих из них ниспосланное тебе (о, Пророк) от твоего Господа лишь увеличивает беспределье [чрезмерность в грехах] и неверие. Не переживай же [не печалься] (о, Пророк) из-за неверующих людей (что они не признают тебя посланником Аллаха)!

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺО люди Писания! Вы не будете стоять на прочной основе, пока не следуете [за предписаниями] Торы и Евангелияи того, что ниспослал вам Господьʺ, То, что ниспослано тебе Господом твоим, только увеличивает неповиновение [Богу] и неверие у многих неверных. Не скорби же о неверных!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺNi står inte på (fast) grund, efterföljare av äldre tiders uppenbarelser, så länge ni inte (i allt) följer Tora och Evangeliet liksom det som er Herre (nu) har uppenbarat för er.ʺ Men det som din Herre (nu) har uppenbarat för dig (Muhammad) gör helt säkert många av dem ännu övermodigare och förhärdar dem i deras otro. Men sörj inte över förnekarna!