Maide Suresi 118. Ayet — Elfaz
"Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
1اِنْineğerŞart Edatı
2تُعَذِّبْهُمْtuǎƶƶibhumonlara azabedersenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
3فَاِنَّهُمْfe innehumşüphesiz onlarSonuç Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
5وَاِنْve inve eğerBağlaç+Şart Edatı
6تَغْفِرْteğfirbağışlarsanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
7لَهُمْlehumonlarıHarf-i Cer+Zamir
8فَاِنَّكَfe innekeşüphesiz senSonuç Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
9اَنْتَenteyalnız senZamir
10الْعَزِيزُl-ǎzīzudaima üstünsünMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert
11الْحَكِيمُl-Hakīmuhüküm ve hikmet sahibisinMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.