Fetih Suresi 9. Ayet — Elfaz
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye (Peygamber'i gönderdik.)
1لِتُؤْمِنُواli tu'minūki inanasınızTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
2بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'aHarf-i Cer+Lafza-i Celal
3وَرَسُولِهِve rasūlihive ResulüneBağlaç+İsim+Zamirر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
4وَتُعَزِّرُوهُve tuǎzzirūhuO'nu destekleyesinizBağlaç+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıع ز رEngellemek, uzaklaştırmak, azarlamak, desteklemek, yardım etmek. Uzayr/Uzair (Ezra) - M.Ö. 5. yüzyılda yaşadı ve Yahudi halkının bazı kesimleri tarafından Tanrı'nın oğlu olarak kabul edildi.
5وَتُوَقِّرُوهُve tuveḳḳirūhuOna saygı gösteresinizBağlaç+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıو ق رKulakta ağır olmak, sağır olmak, kulakta ağırlık, nazik olmak, merhametli olmak, saygın olmak
6وَتُسَبِّحُوهُve tusebbiHūhuve O'nu tesbih edesinizBağlaç+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek
8وَاَصِيلًاve eSīlenve akşamBağlaç+Zaman Zarfıا ص لKök salmak, yerleşmek. Akşamüstü - akşam, gün batımından önceki zaman.