Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

ulāike eSHābu l-cenneti ḣālidīne fīhā cezā'en bimā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
2اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkıdır
3الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennet
4خَالِدِينَḣālidīneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmakebedi kalacaklardır
5فِيهَاfīhāorada
6جَزَاءًcezā'enج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekceza olarak
7بِمَاbimākarşılık
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarına
9يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardır cennet ehli, ebedî kalırlar orada, yaptıklarına karşılık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlardır cennet ehli, ebedî kalırlar orada, yaptıklarına karşılık.

Adem Uğur

Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karşılık orada ebedî kalacaklardır.

Ahmed Hulusi

İşte onlar Cennet Ashabı'dır. . . Yaptıklarının cezası olarak onda sonsuza dek yaşarlar!

Ahmet Tekin

İşte onlar Cennet ehlidirler. İşlemeye devam ettikleri devamlı, amaçla örtüşen niyete dayalı bilinçli amellerinin mükâfatı olarak orada ebedî yaşarlar.

Ahmet Varol

İşte onlar cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık orada sonsuza kadar kalacaklardır.

Ali Bulaç

İşte onlar, cennet halkıdır; yaptıklarına karşılık olmak üzere, içinde ebedi olarak kalacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

Onlar cennet’liktirler. İşledikleri amellere mükâfat olarak orada ebedi kalacaklardır.

Ali Rıza Safa

Cennetin yoldaşları, işte onlardır. Yaptıklarına karşılık, sürekli orada kalacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar cennetliklerdir; yaptıklarının karşılığı olarak cennette süreli kalacaklardır.

Bekir Sadak

Iste onlar, cennetliklerdir; islediklerine karsilik olarak, icinde temelli kalacaklardir.

Celal Yıldırım

İşte bunlar Cennet ehlidirler, yapageldiklerine karşılık orada ebedîdirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte bunlar, yaptıklarının karşılığı olarak içinde devamlı kalmak üzere cennetliklerdir.

Diyanet İşleri

Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

Diyanet İşleri (eski)

İşte onlar, cennetliklerdir; işlediklerine karşılık olarak, içinde temelli kalacaklardır.

Diyanet Vakfi

Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karşılık orada ebedî kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karşılık orada ebedi olarak kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, cennetliktirler, yaptıklarına mükafat olarak sonsuza dek orada kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar Eshabı Cennettir, işledikleri amellere mükafaten orada ebedi kalacaklardır

Erhan Aktaş

İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar Cennetlik'tirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

Fizilal-il Kuran

İşte onlar cennetliklerdir; yaptıklarına karşılık olarak, içinde temelli kalacaklardır.

Gültekin Onan

İşte onlar, cennet halkıdır; yaptıklarına karşılık olmak üzere, içinde ebedi olarak kalacaklardır.

Hamdi Döndüren

İşte onlar cennet halkıdır, yaptıklarının karşılığı olarak, orada sürekli kalacaklardır.

Hasan Basri Çantay

Onlar cennetin yaranıdırlar. İşlemekde oldukları (iyi amel ve hareketleri) ne mükafat olmak üzere orada ebedi kalıcıdırlar onlar.

Hasib Asutay

Onlar cennet ehlidirler. Yaptıklarına karşılık orada ebedî olarak kalacaklardır.

Hayrat Neşriyat

İşte onlar, Cennet ehlidirler; yapmakta olduklarına (Allah’ın lütfundan) bir karşılık olarak, orada ebediyen kalıcıdırlar.

İbni Kesir

İşte onlar, cennet ehlidirler. İşlediklerine karşılık olarak orada temelli kalacaklardır.

Mehmet Okuyan

Onlar cennet halkıdır. (Dünyada) yapmış olduklarına karşılık orada ebedî kalacaklardır.

Muhammed Esed

onlar yaptıkları her şeyin bir ödülü olarak hep orada kalacak cennetliklerdir.

Mustafa İslamoğlu

işte onlar cennetliktirler; yaptıklarının bir ödülü olarak orada daimi kalıcıdırlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte onlar cennet sahipleridir. İşler olmuş oldukları şeylere bir mükâfaat olmak üzere orada ebedîyyen kalıcılardır.

Ömer Öngüt

Onlar cennet ehlidirler. Yaptıklarına karşılık olmak üzere orada ebedî kalacaklardır.

Suat Yıldırım

Onlar cennetlik olup, yaptıkları güzel işlere karşılık olarak ebedî kalmak üzere o cennetlere girerler.

Süleyman Ateş

Onlar cennet halkıdır, yaptıklarına karşılık orada ebedi kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

İşte onlar Cennet ahalisidir, yaptıkları işlere karşılık orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte Cennet ahalisi onlardır; yaptıkları işlere karşılık olarak orada ölümsüzleşeceklerdir.

Şaban Piriş

Onlar, cennet halkı olup, yaptıklarının karşılığı olarak orada ebedi kalacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

İşte onlar, cennet halkıdır; yapmakta olduklarına karşılık olmak üzere, içinde ebedi olarak kalıcıdırlar.

Ümit Şimşek

Onlar Cennet ehlidirler; yaptıklarına karşılık ebediyen orada kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Cennet halkıdır onlar. Yapıp ettiklerine karşılık olarak sürekli kalacaklardır orada.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Belələri cənnətlikdirlər, onlar (dünyada) etdikləri (yaxşı) əməllərin əvəzi olaraq orada əbədi qalacaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sind die Bewohner des Paradiesgartens, in dem sie ewig bleiben werden. Das ist die Belohnung für die guten Werke, die sie verrichtet haben.

Almanca — Der Edle Quran

Das sind die Insassen des (Paradies)gartens, ewig darin zu bleiben als Lohn für das, was sie zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

diese sind die Bewohner des Paradieses; darin sollen sie auf ewig verweilen, als Belohnung für das, was sie zu tun pflegten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diese sind die Weggenossen der Dschanna. Darin bleiben sie ewig als Vergeltung für das, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These are the inmates of Paradise wherein they will have passed through nature to Eternity in requital of their meritorious actions and their wise and pious deeds.

Abdul Haleem

they are the people of Paradise, there to remain as a reward for what they were doing.

Abdullah Yusuf Ali

Such shall be Companions of the Gardens, dwelling therein (for aye): a recompense for their (good) deeds.

Abul A'la Maududi

They are the people of Paradise. They shall remain in it forever as a reward for their deeds.

Aisha Bewley

Such people are the Companions of the Garden, remaining in it timelessly, for ever, as repayment for what they did.

Al-Hilali & Khan

Such shall be the dwellers of Paradise, abiding therein (forever) - a reward for what they used to do.

Ali Quli Qarai

They shall be the inhabitants of paradise, remaining in it [forever] —a reward for what they used to do.

Amatul Rahman Omar

It is they who are the owners of the Paradise. They shall be abiding therein for ever as a reward for their deeds.

Arthur John Arberry

Those are the inhabitants of Paradise, therein dwelling forever, as a recompense for that they have been doing.

Bijan Moeinian

They will be the inhabitants of Paradise who will live there forever. This is their reward for their good deeds.

E. Henry Palmer

These are the fellows of Paradise to dwell therein for aye, a recompence for that which they have done.

Edip-Layth

These are the dwellers of Paradise, abiding therein, a reward for what they used to do.

George Sale

These shall be the inhabitants of paradise, they shall remain therein for ever: In recompense for that which they have wrought.

Hamid S. Aziz

These are the dwellers of the Garden, abiding therein: a reward for what they did.

Mahmoud Ghali

Those are the companions (i. e., inhabitants) of the Garden, eternally (abiding) therein as a recompense for whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

Such are rightful owners of the Garden, immortal therein, as a reward for what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

They are men of Paradise where they will abide for ever as a recompense for what they had done.

Muhammad Asad

it is they who are destined for paradise, therein to abide as a reward for all that they have done.

Mustafa Khattab

It is they who will be the residents of Paradise, staying there forever, as a reward for what they used to do.

Progressive Muslims

These are the dwellers of Paradise, abiding therein, a reward for what they used to do.

Sahih International

Those are the companions of Paradise, abiding eternally therein as reward for what they used to do.

Sam Gerrans

Those are the companions of the Garden, they abiding eternally therein as reward for what they did.

Shabbir Ahmed

Such are the rightful dwellers of the Garden, immortal therein, as a reward for all they have done.

Syed Vickar Ahamed

Such shall be the companions of the Paradise, living in there (forever): A repayment for their (good) deeds.

Taqi Usmani

Those are the people of Paradise, who will live there for ever as a reward for what they used to do.

The Monotheist Group

These are the dwellers of the Paradise, abiding therein, a reward for what they used to do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux-là sont les gens du Paradis où ils demeureront éternellement, en récompense de ce quʹils faisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha ew xelkê bihiştê ne, ew dê her û her lê bimînin, ev xelata kirinên wan e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zijn het die in de tuin thuishoren, waarin zij altijd zullen blijven, als een beloning voor wat zij hebben gedaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Deze zullen de bewoners van het paradijs zijn; eeuwig zullen zij daarin verblijven, ter belooning voor hetgeen zij gedaan zullen hebben.

Hollandaca — Siregar

Zij zijn de bewoners van het Paradijs, daarin zijn zij eeuwig levenden, als een beloning voor wat zij plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Эти (являются) обладателями [обитателями] Рая, вечно пребывая в нем [в Раю] (по милосердию Аллаха для них) в воздаяние за те (праведные дела), (которые) они совершали.

Rusça — Osmanov

Они вечно будут обитать в раю в воздаяние за то, что содеяли.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De har paradiset till arvedel och där skall de förbli till evig tid - lönen för deras handlingar!