Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ

fe rteḳib innehum murteḳibūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık gözetle, bekle; şüphe yok ki onlar da gözetlemedeler, beklemedeler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık gözetle, bekle; şüphe yok ki onlar da gözetlemedeler, beklemedeler.

Adem Uğur

(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Ahmed Hulusi

Seyret bekle! Muhakkak ki onlar da beklemektedirler.

Ahmet Tekin

Artık sen, sana gelecek yardımı, onların başlarına gelecekleri gözle. Onlar da senin başına gelecekleri gözleyip durmaktadırlar.

Ahmet Varol

Artık sen (onların başlarına gelecekleri) gözle. Onlar da gözlüyorlar.

Ali Bulaç

Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Artık (onların helâkini) bekle; çünkü onlar (senin helâkini) bekliyorlar.

Ali Rıza Safa

Artık, bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.

Bekir Sadak

(58-59) Biz, ogut alirlar diye, Kuran'i senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik. Sen bekle, onlar da beklemektedirler. *

Celal Yıldırım

O halde bekle, onlar da bekliyorlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kuşkusuz onlar bekliyorlar, sen de bekle!

Diyanet İşleri

Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Diyanet İşleri (eski)

(58-59) Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

Diyanet Vakfi

(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle! Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar

Erhan Aktaş

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık bekle! Onlar da bekleyenlerdir.

Fizilal-il Kuran

Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

Gültekin Onan

Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

Hamdi Döndüren

Öyleyse biraz bekle; kuşkusuz onlar da beklemektedirler!

Hasan Basri Çantay

Artık (onların başına inecek azabı) gözetle. Çünkü onlar (senin felaketini) bekleyicidirler.

Hasib Asutay

Artık (onların başına gelecekleri) bekle. (13) Şüphesiz onlar da beklemektedirler. (13. Bu emir cihat âyetiyle nesh edilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

O hâlde (eğer dinlemezlerse, onların helâkini) gözetle; doğrusu onlar da (senin başına bir şey gelmesini) gözetleyicidirler.

İbni Kesir

Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

Mehmet Okuyan

Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.

Muhammed Esed

Öyleyse (geleceğin ne getireceğini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık gözet, şüphe yok ki, onlar gözeticilerdir.

Ömer Öngüt

Öyle ise bekle, onlar da beklemektedirler.

Suat Yıldırım

O halde neticeyi bekle! Zaten onlar da senin başına bir felaket gelmesini can atarak beklemektedirler.

Süleyman Ateş

Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).

Süleymaniye Vakfı

Artık sen (olacakları) gözle, onlar da gözlüyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen onları takip et, onlar da seni takip edeceklerdir.

Şaban Piriş

O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Öyleyse sen gözleyip bekle; gerçekten onlar da gözleyip beklemekte olanlardır.

Ümit Şimşek

Artık neticeyi bekle; onlar da bekliyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən gözlə! Şübhəsiz ki, onlar da gözləyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Sən (müşriklərin ölümünü, məğlubiyyətini) gözlə. Şübhəsiz ki, onlar da (sənin ölümünü, məğlubiyyətini) gözləyirlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Warte nur ab, was ihnen geschieht! Sie warten auch ab.

Almanca — Der Edle Quran

Warte nun ab; auch sie warten ab.

Almanca — M. A. Rassoul

So gib acht; siehe, sie geben auch acht.

Almanca — Muhammad Zaidan

So warte! Gewiß, sie warten ebenfalls.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Events cast their shadow before, therefore await the course of events. O Muhammad you will come to know what fate awaits them and likewise they are also waiting,

Abdul Haleem

So wait; the disbelievers too are waiting.

Abdullah Yusuf Ali

So wait thou and watch; for they (too) are waiting.

Abul A'la Maududi

Wait, then; they too are waiting.

Aisha Bewley

So watch and wait. They too are waiting.

Al-Hilali & Khan

Wait then (O Muhammad صلى الله عليه و سلم); verily, they (too) are waiting.

Ali Quli Qarai

So wait! Indeed they [too] are waiting.

Amatul Rahman Omar

Now await (their end), for they are (also) awaiting (yours).

Arthur John Arberry

So be on the watch; they too are on the watch.

Bijan Moeinian

Wait [to get your share], as the disbelievers are waiting [to get their share] too.

E. Henry Palmer

Then watch thou; verily, they are watching too!

Edip-Layth

Therefore, keep watch; for they too will keep watch.

George Sale

Wherefore do thou wait the event; for they wait to see some misfortune befall thee.

Hamid S. Aziz

Therefore wait (O Muhammad); they too are waiting.

Mahmoud Ghali

Then be on the watch; surely they (too) are on the watch.

Marmaduke Pickthall

Wait then (O Muhammad). Lo! they (too) are waiting.

Mohamed Ahmed - Samira

So you wait. They are also waiting.

Muhammad Asad

So wait thou [for what the future will bring]: behold, they, too, are waiting.

Mustafa Khattab

Wait then! They too are certainly waiting.

Progressive Muslims

Therefore, keep watch; for they too will keep watch.

Sahih International

So watch, [O Muúammad]; indeed, they are watching [for your end].

Sam Gerrans

Then watch thou — they are watching.

Shabbir Ahmed

So wait you and watch. Behold, they too have to wait.

Syed Vickar Ahamed

So you wait and watch, verily, they (too) are waiting.

Taqi Usmani

Now wait. They too are waiting.

The Monotheist Group

Therefore, watch; for they too will be watching.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Attends donc. Eux aussi attendent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca tu çavnêriyê bike, bêguman ew jî çavnêriyê dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wacht dus af; zij wachten ook af.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom, o Mahomet! wacht den uitslag af; want ook zij wachten slechts, u door een of ander onheil te zien overvallen.

Hollandaca — Siregar

Wacht daarom: voorwaar, zij wachten (op hun bestraffing).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Жди же (о, Посланник) (прихода помощи против многобожников, которую Мы обещали тебе и того наказания, которое падет на них), ведь поистине и они [многобожники] ждут (твоей смерти и поражения) (и они узнают, кому будет дана победа и чье слово будет высшим в этом мире и в Вечной жизни).

Rusça — Osmanov

Так жди же [, Мухаммад, успеха своего], ведь и они (т. е. многобожники) - в ожидании [погибели твоей].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Avvakta därför (det som skall komma); även de skall avvakta.