Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.

وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

ve leḳad fetennā ḳablehum ḳavme fir'ǎvne ve cā'ehum rasūlun kerīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2فَتَنَّاfetennāف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.sınadık
3قَبْلَهُمْḳablehumق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önce
4قَوْمَḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtoplumunu
5فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn
6وَجَاءَهُمْve cā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve onlara geldi
7رَسُولٌrasūlunر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
8كَرِيمٌkerīmunك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmakdeğerli

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki onlardan önce Firavun'un kavmini de sınamıştık ve onlara güzel huylu bir peygamber gelmişti de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki onlardan önce Firavunʼun kavmini de sınamıştık ve onlara güzel huylu bir peygamber gelmişti de.

Adem Uğur

Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi. (Şöyle diyerek)

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onlardan önce Firavun kavmini de güç işlerle denedik. . . Onlara kerim bir Rasul gelmişti.

Ahmet Tekin

Andolsun, onlardan önce, biz, Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara asâletli, değerli bir Rasul, Mûsâ gelmişti.

Ahmet Varol

Andolsun, onlardan önce Firavun'un kavmini de imtihan ettik ve onlara şerefli bir peygamber geldi.

Ali Bulaç

Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;

Ali Fikri Yavuz

Celâlim hakkı için, onlardan (Kureyş’den) önce Firavun’un, kavmini imtihan ettik. Onlara da çok şerefli bir peygamber gelmişti.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, onlardan önce Firavun toplumunu da sınamıştık. Onurlu bir elçi onlara gelmişti.

Bayraktar Bayraklı

- Andolsun, biz onlardan önce de, Firavun'un toplumunu imtihan etmiştik. Onlara da değerli bir peygamber gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Allah'ın kulları! Çağrıma uyarak bana karşı görevinizi yerine getiriniz. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

Bekir Sadak

And olsun ki, onlardan once, Firavun milletini denemistik. Onlara gelen degerli bir peygamber demisti ki:

Celal Yıldırım

(17-18) And olsun ki, bunlardan önce Fir'avn milletini çetin bir sınavdan geçirmiştik. Onlara çok saygıdeğer bir peygamber gelmişti de, «Allah'ın kullarını bana teslîm edin! Çünkü ben şüpheniz olmasın ki size (gönderilen) güvenilir bir peygamberim.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(17-18) Onlardan önce Firavun’un kavmini de imtihan ettik; onlara, şunu söyleyen değerli bir elçi geldi: “Ey Allah’ın kulları! Bana istediğimi verin, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

Diyanet İşleri

Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:

Diyanet Vakfi

(17-18) Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara: Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm diye (davette bulunan) şerefli bir elçi gelmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, onlardan önce Firavun'un kavmini fitneye düşürdük; onlara da şöyle söyleyen değerli bir peygamber gelmişti:

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için onlardan evvel Fir'avnin kavmını fitneye düşürdük, onlara da kerim bir Resul gelmişti

Erhan Aktaş

Ant olsun Biz, onlardan önce Firavun halkını fitnelendirdik. Onlara çok şerefli bir Resul gelmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun Biz, onlardan önce Firavun halkını fitnelendirdik. Onlara çok şerefli bir resul gelmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun Biz, onlardan önce Firavun halkını fitnelendirdik. Onlara çok şerefli bir rasul gelmişti.

Fizilal-il Kuran

Andolsun, onlardan önce Firavun toplumuna da imkanlar vererek sınamıştık. Onlara saygın bir peygamber gelmişti.

Gültekin Onan

Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, onlardan önce Firavun kavmini de sınadık. Onlara çok değerli bir elçi geldi.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir'avn kavmini de imtihan etdik. Onlara da çok şerefli bir peygamber gelmişdi,

Hasib Asutay

Andolsun, onlardan önce Firavun toplumunu da sınadık. Onlara da değerli bir peygamber gelmişti.

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, kendilerinden önce Fir'avun kavmini de imtihân ettik; onlara da şerefli bir peygamber (olan Mûsâ) geldi.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik ve onlara kerim bir peygamber gelmişti.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki kendilerinden önce Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara değerli bir elçi gelmişti.

Muhammed Esed

Biz onlardan (uzun zaman) önce Firavun halkını (aynı yolla) sınadık. Onlara soylu bir elçi gelmiş (ve)

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, onlardan önce de Firavun kavmini sınamıştık. Onlara seçkin bir elçi gelmiş

Ömer Nasuhi Bilmen

(16-17) Pek şiddetli, satvetli bir tutuşla tutacağımız gün şüphe yok ki, Biz intikam alıcılarız. Andolsun ki, onlardan evvel Fir'avun'un kavmini bir imtihana tâbi tuttuk ve onlara kerîm bir peygamber gelmişti.

Ömer Öngüt

Andolsun ki onlardan önce Firavun kavmini de imtihan ettik ve onlara kerim bir peygamber gelmişti.

Suat Yıldırım

(17-18) Biz onlardan önce Firavun’un halkını da imtihan ettik, onlara da pek değerli bir resul gelip demişti ki: "Ey Allah’ın kulları, benim hakkımı verin, yani tebliğimi dinleyin; çünkü ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.

Süleyman Ateş

Andolsun, onlardan önce Fir'avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek):

Süleymaniye Vakfı

Bunlardan önce Firavun'un halkını imtihana sokmuştuk; onlara da değerli bir elçi gelmişti,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan önce (yine kadir gecesi verilen kararla) Firavun'un halkını da zor bir imtihana sokmuştuk; onlara da değerli bir elçi gelmiş, şöyle demişti:

Şaban Piriş

Onlardan önce Firavun kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi gelmişti.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denemeden geçirdik ve onlara kerîm bir peygamber gelmişti:

Ümit Şimşek

Onlardan önce Biz Firavun'un kavmini de sınamıştık. Onlara çok şerefli bir peygamber geldi ve dedi ki:

Yaşar Nuri Öztürk

Kudretimize yemin olsun ki, onlardan önce Firavun'un kavmini de ince bir imtihana çektik de, asil ve onurlu bir resul geldi onlara.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlardan əvvəl Fironun xalqını da sınadıq. Onlara möhtərəm bir elçi gəldi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun ki, Biz onlardan əvvəl Firʼon qövmünü imtahana çəkmişdik. Onlara möhtərəm bir peyğəmbər (Musa) gəlmişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben vor ihnen das Volk Pharaos geprüft. Zu ihnen kam ein würdiger Gesandter, der sagte:

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir setzten bereits vor ihnen das Volk Firʹauns der Versuchung aus. Zu ihnen kam ein edler Gesandter:

Almanca — M. A. Rassoul

Und vor ihnen haben Wir schon das Volk Pharaos geprüft, und zu ihnen kam ein ehrenwerter Gesandter

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits unterzogen vor ihnen Pharaos Leute eine Fitna und zu ihnen kam ein edler Gesandter:

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And long before them -the Quraishites- We had tested the people of Pharaoh. There came to them a noble Messenger -Mussa (Moses)- inviting them graciously to do what was agreeable and he presented them with inducements;

Abdul Haleem

We tested the people of Pharaoh before them: a noble messenger was sent to them,

Abdullah Yusuf Ali

We did, before them, try the people of Pharaoh: there came to them a messenger most honourable,

Abul A'la Maududi

Indeed before that We subjected the Pharaonites to the same test. A noble Messenger came to them

Aisha Bewley

Before them We put Pharaoh’s people to the test when a noble Messenger came to them, saying

Al-Hilali & Khan

And indeed We tried before them Fir‘aun’s (Pharaoh) people, when there came to them a noble Messenger [i.e. Mûsâ (Moses) عليه السلام],

Ali Quli Qarai

Certainly We tried the people of Pharaoh before them, when a noble apostle came to them,

Amatul Rahman Omar

And We afflicted the people of Pharaoh with a torment before them for there had come to them (too) a noble and respectable Messenger,

Arthur John Arberry

Already before them We tried the people of Pharaoh, and a noble Messenger came unto them,

Bijan Moeinian

In the past, I (God) put the people of Pharaoh to the same test by sending my honorable Prophet (Moses).

E. Henry Palmer

And we already tried the people of Pharaoh when there came to them a noble apostle:

Edip-Layth

We had tested before them the people of Pharaoh, and an honorable messenger came to them.

George Sale

We made trial of the people of Pharaoh before them, and an honourable messenger came unto them, saying,

Hamid S. Aziz

And certainly We tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble Messenger,

Mahmoud Ghali

And indeed already before them We tempted the people of Firaawn, (Pharaoh) and an honorable Messenger came to them. (Saying), "Discharge (Literally: give back to me) to me the bondmen of Allah; surely I am for you a trustworthy Messenger."

Marmaduke Pickthall

And verily We tried before them Pharaoh's folk, when there came unto them a noble messenger,

Mohamed Ahmed - Samira

We had tried the people of Pharaoh before them. A respected prophet had come to them (saying):

Muhammad Asad

AND, INDEED, [long] before their time did We try Pharaoh’s people [in the same way]: for there came unto them a noble apostle, [who said:]

Mustafa Khattab

Indeed, before them We tested Pharaoh’s people: a noble messenger came to them,

Progressive Muslims

And We had tested before them the people of Pharaoh, and an honourable messenger came to them.

Sahih International

And We had already tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble messenger,

Sam Gerrans

And We had subjected the people of Pharaoh before them to means of denial, and there came to them a noble messenger:

Shabbir Ahmed

And indeed We put to test before them Pharaoh's nation, for there came unto them an honorable Messenger.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We did try the people of Firon (Pharaoh), before them (those who reject the Message); To them came a most honorable messenger (Musa),

Taqi Usmani

And We tested the people of Fir‘aun (Pharaoh) prior to them, and a noble messenger came to them

The Monotheist Group

And We had tested before them the people of Pharaoh, and an honorable messenger came to them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et avant eux Nous avons déjà éprouvé le peuple de Pharaon, quand un noble Messager leur était venu,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me beriya wan (muşrikan) gelê Firewn jî ceriband û ji wan re pêxemberekî birûmet hat.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben vóór hun tijd het volk van Firʹaun aan verzoeking blootgesteld. Tot hen kwam een voortreffelijk gezant:

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij beproefden het volk van Pharao vóór hen, en een achtingswaardige gezant kwam tot hen.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben voorheen het volk van Firʹaun op de proef gesteld. En er was een edele Boodschapper (Môesa) tot hen gekomen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И прежде уже Мы испытали до них [до этих многобожников] народ Фараона, и к ним пришел почтенный посланник [пророк Муса]. (Если эти курайшиты не уверуют, то мы их также погубим, как погубили народ Фараона)

Rusça — Osmanov

Задолго до них Мы подвергли испытанию народ Фирʹауна; перед ними предстал благородный посланник