Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذِي خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

fe emmā ǎādun fe stekberū fī l-erDi bi ğayri l-Haḳḳi ve ḳālū men eşeddu minnā ḳuvveten e ve lem yerav enne (a)llahe elleƶī ḣaleḳahum huve eşeddu minhum ḳuvveten ve kānū bi āyātinā yecHadūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَمَّاfe emmāfakat
2عَادٌǎādunع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.Ad (kavmi)
3فَاسْتَكْبَرُواfe stekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük tasladılar
4فِي
5الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
6بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmaksızın
7الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
8وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
9مَنْmenkimdir?
10اَشَدُّeşedduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.daha şiddetli
11مِنَّاminnābizden
12قُوَّةًḳuvvetenق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvveti
13اَوَلَمْe ve lem
14يَرَوْاyeravر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmediler mi?
15اَنَّenneelbette
16اللّٰهَ(a)llaheAllah
17الَّذِيelleƶīo ki
18خَلَقَهُمْḣaleḳahumخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.onları yaratan
19هُوَhuveO
20اَشَدُّeşedduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.daha güçlüdür
21مِنْهُمْminhumkendilerinden
22قُوَّةًḳuvvetenق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvetçe
23وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve devam ettiler
24بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bizim ayetlerimizi
25يَجْحَدُونَyecHadūneج ح دBir şeyi inkar etmek veya kabul etmemek, cimri veya açgözlü olmak, fakir olmak veya az iyiliğe sahip olmak, dağılmış veya saçılmış olmak, miktar olarak az, kıt olmak.inkara

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Âd'a gelince: Gerçekten de yeryüzünde, haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve kimdir dediler, bizden daha kuvvetli? Görmediler mi ki şüphe yok, onları halkeden Allah, onlardan da kuvvetlidir; ve onlar, delillerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Âdʼa gelince: Gerçekten de yeryüzünde, haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve kimdir dediler, bizden daha kuvvetli? Görmediler mi ki şüphe yok, onları halkeden Allah, onlardan da kuvvetlidir; ve onlar, delillerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Adem Uğur

Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.

Ahmed Hulusi

Ad'a (Hud'un kavmine) gelince, Hak'sız olarak arzda benlik tasladılar ve dediler ki: "Kuvvetçe bizden daha güçlü kimdir?". . . Görmediler mi ki kendilerini yaratmış olan Allah, kuvvetçe onlardan daha şiddetlidir! Bilerek (kasten) işaretlerimizi inkar ediyorlardı! (Esma kuvvelerimizi vehmettikleri benliklerine ait sanıyorlardı. )

Ahmet Tekin

Âd kavmi, yeryüzünde hak etmediği halde, haksız yere büyüklük taslayıp serkeşlik ve zorbalık etti. 'Bizden daha kuvvetli kim var?' dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi mûcizelerimizi bile bile inkâra devam ediyorlardı.

Ahmet Varol

Ad'a gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve: 'Bizden daha kuvvetli kim var?' dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar ayetlerimizi de bile bile inkar ediyorlardı.

Ali Bulaç

Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

Sonra Âd kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve şöyle dediler: “-Bizden daha kuvvetli kim var?” Onlar, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu anlamadılar mı, (bunu düşünmediler mi?) Fakat onlar, âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Ali Rıza Safa

Âd'a gelince; yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve şöyle dediler: "Güç yönünden, bizden üstün kim vardır?" Kendilerini yaratan Allah'ın, güç yönünden onlardan üstün olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi de inkar ediyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

Ad kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

Bekir Sadak

Ad milleti, yeryuzunde haksiz yere buyukluk taslamis, «Bizden daha kuvvetli kim vardir?» demisti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'in onlardan daha kuvvetli oldugunu gormuyorlardi degil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardi.

Celal Yıldırım

Âd kavmine gelince: Onlar, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve «bizden daha güçlü kim vardır?» dediler. Onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli kudretli olduğunu görmediler mi ? Zaten onlar âyetlerimizi bile bile inadla inkâr etmekteydiler.

Diyanet İşleri

Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, 'Bizden daha kuvvetli kim vardır?' demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.

Diyanet Vakfi

Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar ve: «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Ad (kavmi) yeryüzünde haksız yere kibirlenmek istediler ve: "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Ya kendilerini yaratmış olan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu bir düşünmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra Ad, Arzda bigayri hakk kibirlenmek istediler ve bizden daha kuvvetli kim var? dediler, ya kendilerini yaratmış olan Allahın onlardan daha kuvvetli olduğunu bir düşünmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı

Erhan Aktaş

Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar: "Bizden daha güçlü kim olabilir?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi bile bile reddediyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âd'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar: "Bizden daha güçlü kim olabilir?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi bile bile reddediyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar: "Bizden daha güçlü kim olabilir?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi bile bile reddediyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Ad kavmi, yeryüzünde haksız olarak büyüklük tasladı ve: «Bizden daha kuvvetli kim var?» dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi kasten inkar ediyorlardır.

Gültekin Onan

Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Tanrı'yı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

Hamdi Döndüren

Ad kavmine gelince; onlar, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar yine de Bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Aad (kavmin) e gelince: Onlar yer (yüzün) de haksız yere büyüklük tasladılar ve "Kuvvetçe bizden daha güclü kimmiş?" dediler. Onlar kendilerini yaratıb durmakda olan Allahı — ki O, bunlardan pek çok kuvvetlidir — hiç düşünmediler mi? Onlar bizim mu'cizelerimizi bilerek inkar ediyorlar.

Hasib Asutay

Ad (kavmi) ise, yeryüzünde haksız olarak büyüklük tasladılar ve 'Bizden daha güçlü kim var?' dediler. Onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.

Hayrat Neşriyat

Ve Âd (kavmin)e gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar da: 'Kuvvetçe bizden daha çetin kim var?' dediler. Görmediler mi ki, şübhesiz kendilerini yaratan Allah, onlardan kuvvetçe çok daha güçlüdür. Buna rağmen bizim âyetlerimizi bilerek inkâr ediyorlardı.

İbni Kesir

Ad'a gelince; yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış ve bizden daha kuvvetli kim var? demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mıydı? Onlar ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.

Mehmet Okuyan

Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere kibirlenmiş ve “Bizden daha kuvvetli kim var!” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan çok daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar, ayetlerimizi inkâr ediyorlardı.

Muhammed Esed

'Ad (kavmine) gelince, onlar, doğru olan her şeye karşı (çıkarak) yeryüzünde küstahça dolaştılar ve "Bizden daha güçlü kim varmış?" diye böbürlendiler. Hayret! Onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ama onlar mesajlarımızı reddetmeye devam ettiler;

Mustafa İslamoğlu

Ad kavmine gelince... Nitekim onlar da yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve "Bizden daha güçlü kim var?" dediler. Ne yani onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha güçlü olduğunu da mı düşünemediler? Bir de kalkmışlar, ayetlerimizi bile inkar ediyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Âd kavmine gelince onlar da hemen yeryüzünde haksız yere tekebbürde bulundular ve dediler ki: «Bizden kuvvetce daha şiddetli kim vardır?» Bir düşünmediler mi ki, muhakkak onları yaratmış olan Allah, o kuvvetçe onlardan daha şiddetlidir ve Bizim âyetlerimizi inkar eder oldular.

Ömer Öngüt

Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Suat Yıldırım

Âd halkına gelince: Onlar dünyada haksız ve sebepsiz yere büyüklük taslayıp "Kuvvet yönünden var mı bize galip gelecek?" dediler. Halbuki kendilerini yaratan Allah’ın, o mahlûklardan daha kuvvetli olduğunu görüp anlamadılar mı? Onlar Bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.

Süleyman Ateş

'Ad (kavmi), yeryüzünde haksız olarak büyüklük tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Bizim ayetlerimizi de inkar ediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

(Hud'un kavmi) Ad, yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve "Bizden güçlü kimmiş!" dediler. Onları yaratan Allah'ın daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ad halkı, yeryüzünde haksız yere büyüklenmiş ve "Bizden güçlü kim var?" demişlerdi. Onları yaratan Allah'ın daha güçlü olduğunu görmüyorlar mıydı ki ayetlerimiz karşısında bile bile yalana sarılıyorlardı.

Şaban Piriş

Ad, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş: -Bizden daha kuvvetli kim vardır? demişlerdi. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inkar ediyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: «Kuvvet bakımından bizden daha üstün kimmiş?» Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkâr ediyorlardı.

Ümit Şimşek

Âd kavmine gelince, onlar da 'Bizden daha güçlü kim var?' diyerek yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. Kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmüyorlar mıydı? Onlar, âyetlerimizi bilerek inkâr ediyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ad toplumu yeryüzünde haksız bir biçimde büyüklük tasladı da şöyle dediler: "Bizden daha güçlü kim var?" Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın, evet O'nun, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Bunlar, bizim ayetlerimize de karşı çıkıyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ad xalqına gəlincə, onlar yer üzündə haqsızcasına təkəbbür göstərib: “Bizdən daha qüvvətli kim ola bilər?”– dedilər. Məgər onları yaradan Allahın onlardan daha qüvvətli olduğunu görmürdülərmi? Onlar ayələrimizi, sadəcə, inkar edirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ad qövmünə gəlincə, onlar yer üzündə nahaq yerə təkəbbür göstərib dedilər: ″Bizdən daha qüvvətli kim ola bilər?!″ Məgər onlar düşünmədilərmi ki, özlərini yaratmış olan Allah onlardan daha qüvvətlidir?! Onlar ayələrimizi inkar edirdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die ʹÂd führten sich überheblich auf Erden auf ohne jegliches Recht und sprachen: ʺWer ist mächtiger als wir?ʺ Haben sie nicht erkannt, daß Gott, der sie erschaffen hat, mächtiger ist als sie?ʺ Sie verleugneten Unsere Zeichen.

Almanca — Der Edle Quran

Was nun die ʹAd angeht, so verhielten sie sich hochmütig auf der Erde ohne Recht und sagten: ʺWer hat eine stärkere Kraft als wir?ʺ Sahen sie denn nicht, daß Allah, Der sie erschaffen hatte, eine stärkere Kraft hat als sie? Aber sie pflegten Unsere Zeichen zu verleugnen.

Almanca — M. A. Rassoul

Was nun die `Ad anbelangt, so betrugen sie sich ohne Recht hochmütig auf Erden und sagten: ʺWer hat mehr Macht als wir?ʺ Konnten sie denn nicht sehen, daß Allah, Der sie erschuf, mächtiger ist als sie? Jedoch sie fuhren fort, Unsere Zeichen zu leugnen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Hinsichtlich ʹAad, sie erhoben sich in Arroganz auf Erden mit dem Unrecht und 3 sagten: ʺWer ist noch mächtiger als wir?ʺ Sahen sie etwa nicht, daß ALLAH, Der sie erschuf, noch mächtiger als sie ist?! Und sie pflegten Unsere Ayat abzuleugnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As to 'Ad (the 'Adites) who were unjustly extravagant in their accounts of themselves; they counselled deaf and, with inordinate self-esteem insolently said: "Who is greater than us in power; we are the mighty ones yet". Do they not see that Allah Who created them is infinitely greater in power and far mightier than they are and they continued to reject Our revelations.

Abdul Haleem

The people of 'Ad behaved arrogantly throughout the land without any right, saying, "Who could be stronger than us?" Did they not realize that God, who created them, was stronger than them?’ They continued to reject Our message,

Abdullah Yusuf Ali

Now the 'Ad behaved arrogantly through the land, against (all) truth and reason, and said: "Who is superior to us in strength?" What! did they not see that Allah, Who created them, was superior to them in strength? But they continued to reject Our Signs!

Abul A'la Maududi

As for Ad, they waxed proud in the land without justification and said: "Who is greater than we in strength?" Did they not see that Allah, Who created them, is greater in strength than they? They continued to deny Our Signs,

Aisha Bewley

‘Ad were arrogant in the land, without any right, saying, ‘Who has greater strength than us?’ Did they not see that Allah, who created them, had greater strength than them? But they renounced Our Signs.

Al-Hilali & Khan

As for ‘Âd, they were arrogant in the land without right, and they said: "Who is mightier than us in strength?" See they not that Allâh, Who created them was mightier in strength than them. And they used to deny Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, revelations, etc.)!

Ali Quli Qarai

As for [the people of] ‘Ād, they acted arrogantly in the earth unduly, and they said, ‘Who is more powerful than us?’ Did they not see that Allah, who created them, is more powerful than them? They used to impugn Our signs;

Amatul Rahman Omar

As for (the people of) `âd, they behaved arrogantly in the land without any justification and said, `Who is mightier than we?' Do they not see that Allâh, Who had created them, is Mightier than they? And (not only that they behaved arrogantly) they went on denying Our Messages persistently.

Arthur John Arberry

As for Ad, they waxed proud in the earth without right, and they said, 'Who is stronger than we in might?' What, did they not see that God, who created them, was stronger than they in might? And they denied Our signs.

Bijan Moeinian

People of Ad became increasingly arrogant for no reason. They were challenging any one to be stronger than them. Did they not realize that God, who created them at first place, is much more powerful than they? Yet they refused to submit to their Lord.

E. Henry Palmer

And as for 'Ad, they were big with pride in the land, without right, and said, 'Who is stronger than us in might?' Did they not see that God who created them He was stronger than they in might? But they did gainsay our signs.

Edip-Layth

As for Aad, they turned arrogant on earth, without any right, and they said, "Who is mightier than us in strength?" Did they not see that God, who created them, was mightier than them in strength? They were denying Our signs.

George Sale

As to the tribe of Ad, they behaved insolently in the earth, without reason, and said, who is more mighty than we in strength? Did they not see that God, who had created them, was more mighty than they in strength? And they knowingly rejected our signs.

Hamid S. Aziz

Then as to A'ad, they were unjustly arrogant in the land, and they said, "Who is mightier in strength than we?" Did they not see that Allah Who created them was mightier than they in strength? But they denied Our Signs!

Mahmoud Ghali

So, as for Aad, they waxed proud in the earth untruthfully (Literally: with other than truth) and said, "Who is more valiant than us in power?" And did they not see that Allah, Who created them, Ever He, is more valiant than them in power? And they used to repudiate Our signs.

Marmaduke Pickthall

As for A'ad, they were arrogant in the land without right, and they said: Who is mightier than us in power? Could they not see that Allah Who created them, He was mightier than them in power? And they denied Our revelations.

Mohamed Ahmed - Samira

So those who were 'Ad turned insolent unjustly in the land, and said: "Who is stronger than us?" Did they not see that God who created them was greater far in power than they? Yet they refused to believe Our signs.

Muhammad Asad

Now as for [the tribe of] Ad, they walked arrogantly on earth, [offending] against all right, and saying, "Who could have a power greater than ours?" Why - were they, then, not aware that God, who created them, had a power greater than theirs? But they went on rejecting Our messages;

Mustafa Khattab

As for ’Ȃd, they acted arrogantly throughout the land with no right, boasting, "Who is superior to us in might?" Did they not see that Allah ˹Himself˺, Who created them, was far superior to them in might? Still they persisted in denying Our signs.

Progressive Muslims

As for 'Aad, they turned arrogant on Earth, without any right, and they said: "Who is mightier than us in strength" Did they not see that God, who created them, was mightier than they in strength And they were denying Our revelations.

Sahih International

As for 'Aad, they were arrogant upon the earth without right and said, "Who is greater than us in strength?" Did they not consider that Allah who created them was greater than them in strength? But they were rejecting Our signs.

Sam Gerrans

Then as for ʿĀd: they had waxed proud in the land without cause, and they said: “Who is stronger than us in power?” Had they not considered that God who created them, He was stronger than them in power? And they rejected Our proofs.

Shabbir Ahmed

Now as for Aad, they behaved proudly in the land doing things contrary to the Truth. And they used to say, "Who is mightier than us in power?" How - could they not realize that Allah, Who created them, is Mightier than they in power? But they went on denying Our Messages, knowingly. ('Ja'hd' = Rejecting the Truth knowingly (27:14)).

Syed Vickar Ahamed

Now the ‘Ad behaved haughtily through the land against all truth and reason, and said: "Who is superior to us in strength?" What! Did they not see that Allah, Who created them, was superior to them in strength? And they continued to reject Our Signs!

Taqi Usmani

As for ‘Ād, they showed arrogance in the land with no right (to do so), and said, "Who is stronger than us in power?" Did they not see that Allah, who created them, is stronger than them in power? And they used to reject Our signs.

The Monotheist Group

As for 'Aad, they turned arrogant on the earth, without any right, and they said: "Who is mightier than us in strength?" Did they not see that God, who has created them, was mightier than they in strength? And they were denying Our revelations.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quant aux ʹAad, ils sʹenflèrent dʹorgueil sur terre injustement et dirent: ʺQui est plus fort que nous?ʺ Quoi! Nʹont-ils pas vu quʹen vérité Allah qui les a créés est plus fort quʹeux? Et ils reniaient Nos signes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca heçî ku gelê Ad bû, wan ji neheqî li erdê xwe mezin dêran û digotin: Ma kî ji me xurttir û bihêztir e? Erê ma ew nizanin ew Xwedayê ku ew çêkirine ji wan xurttir û bihêztir e. Wan ayetên me her înkar dikirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wat de ʹAad betreft, zij waren onterecht hoogmoedig op de aarde en zij zeiden: ʺWie is er sterker dan wij?ʺ Hebben zij dan niet gezien dat God, die hen geschapen heeft sterker is dan zij? Maarzij ontkenden Onze tekenen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat den stam Ad betreft, zij gedroegen zich, zonder reden, onbeschaamd op de aarde en zeiden: Wie is machtiger dan wij in sterkte? Zagen zij niet dat God, die hen geschapen heeft, machtiger dan zij in sterkte was? En zij verwierpen onze teekenen met voordacht!

Hollandaca — Siregar

Wat de ʹÂd betreft: zij waren hoogmoedig op de aarde, zonder recht, en zij zeiden: ʺWie is er sterker dan wij?ʺ Zien zij niet dat Allah, Degene Die hen geschapen heeft, sterker is dan zij? En zij plachten Onze Tekenen te ontkennen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Что же касается ‘адитов [народа пророка Худа], то они возгордились на земле не имея на это права и сказали (с гордыней): «Кто сильнее нас мощью?» Неужели они не видели, что Аллах, Который создал их, – Он сильнее их мощью? И они (также) отрицали Наши знамения [доказательства].

Rusça — Osmanov

Что касается ʹадитов, то их обуяла гордыня безо всякого права на то, и они заявили: ʺКто превзойдет нас мощью?ʺ Неужели они не знали, что Аллах, создавший их, превосходит их мощью? Но они отрицали наши знамения.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Stammen) Aad uppträdde övermodigt på denna jord utan varje rimligt skäl och skröt: ʺVem är mäktigare än vi?ʺ - Förstod de inte att Gud, som skapade dem, har större makt än de?