Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.

ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَ

ƶālikum bimā kuntum tefraHūne fī l-erDi bi ğayri l-Haḳḳi ve bi mā kuntum temraHūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذٰلِكُمْƶālikumbu durum
2بِمَاbimāötürüdür
3كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsizin
4تَفْرَحُونَtefraHūneف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.şımarmanızdan
5فِي
6الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
7بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmaksızın
8الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
9وَبِمَاve bi māve ötürüdür
10كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmanızdan
11تَمْرَحُونَtemraHūneم ر حZayıf olmak, su veya gözyaşı sızdırmak veya akıtmak, neşeli veya mutlu olmak, aşırı derecede sevinmek, gururlu ve kendini beğenmiş olmak, nankörlük etmek veya nankörce davranmak.böbürlenmiş

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu da, yeryüzünde haksız yere sevinip övündüğünüzden ve ululanıp kendinizi gördüğünüzdendir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bu da, yeryüzünde haksız yere sevinip övündüğünüzden ve ululanıp kendinizi gördüğünüzdendir.

Adem Uğur

Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.

Ahmed Hulusi

Bu, yeryüzünde haksız olarak sevinip şımarmanız ve kasılıp böbürlenmeniz yüzündendir.

Ahmet Tekin

Bu ceza, sizin, yeryüzünde, hak etmediğiniz halde çok sevinmenizden, şımarmanızdan ve kibirlenmenizden, kendinizde bir güç görerek, güvenerek serkeş, zorba, diktatör, güç ve iktidar sahibi olmanızdan kaynaklanmaktadır.

Ahmet Varol

'Bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenip azmanızdan dolayıdır.

Ali Bulaç

İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

Ali Fikri Yavuz

Size bu azap, yeryüzünde azgınlıkla sevinmenizden ve kibirlenmenizden dolayıdır.

Ali Rıza Safa

"Yeryüzünde haksız yere şımardığınız ve taşkınlık yaptığınız için böyle olmuştur!"

Bayraktar Bayraklı

Bu durum, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp taşkınlık yapmanızdan dolayıdır.

Bekir Sadak

(75-76) Onlara: «Iste bu, yeryuzunde haksiz yere simarmaniz ve boburlenmenizden oturudur. Temelli kalacaginiz cehenneme kapilarindan girin» denir. Buyuklenenlerin duragi ne kotudur!

Celal Yıldırım

Bu (kötü sonuç) sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp böbürlenmenizden ve ölçüyü kaçırıp taşkınlık yapmanızdandır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Bu duruma düşmenizin sebebi, dünyadayken haksız olarak böbürlenmeniz ve şımarmanızdır.

Diyanet İşleri

Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.

Diyanet İşleri (eski)

(75-76) Onlara: 'İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin' denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!

Diyanet Vakfi

Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun sebebi şudur. Çünkü siz, yeryüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu şundan: Çünkü yeryüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz

Erhan Aktaş

İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.

Fizilal-il Kuran

Bu durum sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizdendir.

Gültekin Onan

İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp azmaniz ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

Hamdi Döndüren

“Bu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.”

Hasan Basri Çantay

Size olan bu (azab) şunlardır: (Çünkü) siz yer (yüzün) de haksız yere şımarıklık ediyor, (ahırdan çıkmış hayvanlar gibi çılgınca) taşkınlık gösteriyordunuz.

Hasib Asutay

Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.

Hayrat Neşriyat

Bu (içinde bulunduğunuz azab) yeryüzünde haksız yere şımarıyor olmanızdan ve böbürlenmekte bulunmanızdan dolayıdır.

İbni Kesir

Bu; sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür.

Mehmet Okuyan

Bu (başınıza gelenler), sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanız ve aşırı derecede sevinip kibirlenmenizden ötürüdür.

Muhammed Esed

bu durum, sizin yeryüzünde hiçbir doğru(luk endişesi) taşımadan küstahça böbürlenmenizin ve kendinizi beğenmişliğinizin bir ürünüdür!

Mustafa İslamoğlu

Bunun nedeni, yeryüzünde hak etmediğiniz halde azıp şımarmanız ve kasıntılık yapmanızdır:

Ömer Nasuhi Bilmen

Sizin bu cezanız, yerde haksız yere pek fazla sevinir olmanızdan ve çok güvenir bulunmanızdan dolayıdır.

Ömer Öngüt

Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan, aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.

Suat Yıldırım

Bu şaşırtmanın sebebi, dünyada haksız yere şımarıp kibirlenmeniz ve taşkınlık yapmanızdır.

Süleyman Ateş

"Bu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve bölürlenmenizden ötürüdür."

Süleymaniye Vakfı

Başınıza gelenler yeryüzünde hem haksız yere seviniyor hem de böbürleniyor olmanızdan dolayıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başınıza gelen bu şeyler, yaşadığınız yerde hak etmediğiniz zevkleri tatmanıza ve böbürlenmenize karşılıktır.

Şaban Piriş

İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve boşuna böbürlenmeniz sebebiyledir.

Tefhim-ul Kuran

İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

Ümit Şimşek

Bütün bunlar, hakkınız olmadığı halde yeryüzünde şımarıp taşkınlık etmeniz yüzündendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bütün bunlar, yeryüzünde haksız yere sevinç şımarıklığına düşmeniz, kasılıp kabarmanız yüzündendir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

“Bu sizin yer üzündə nahaq yerə sevinməyinizə və qürrələnməyinizə görədir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlara belə deyiləcəkdir:) ″Bu (əzab) sizin yer üzündə nahaq yerə sevinməyinizə və təkəbbürlənməyinizə görədir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

ʺDie Strafe ereilt euch wegen der Freuden und der Belustigungen, die ihr euch auf Erden ohne Recht gegönnt habt.

Almanca — Der Edle Quran

ʺDies (geschieht deshalb), weil ihr auf der Erde ohne Recht froh zu sein und (zu sehr) frohsinnig zu leben pflegtet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dies dafür, daß ihr auf Erden mit dem Unwahren euch zu vergnügen pflegtet, und dafür, daß ihr freudenerregt zu sein pflegtet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This train of evils you people drew after yourselves is in requital of the pleasure you unjustly derived from the early religion of sensuous character and because of your insolence to make people the instrument of your evil ambition.

Abdul Haleem

all because on earth you revelled in untruth and ran wild.

Abdullah Yusuf Ali

"That was because ye were wont to rejoice on the earth in things other than the Truth, and that ye were wont to be insolent.

Abul A'la Maududi

(They will be told): "This is because while you were on earth you took delight in untruth and exulted in it.

Aisha Bewley

‘That is because you exulted on the earth, without any right to do so; and strutted about.

Al-Hilali & Khan

That was because you had been exulting in the earth without any right (by worshipping others instead of Allâh and by committing crimes), and that you used to rejoice extremely (in your error).

Ali Quli Qarai

‘That is because you used to exult unduly on the earth and because you used to walk exultantly. ’

Amatul Rahman Omar

(It will be said to them, ) `That is because you exulted in the land without any justification and because you behaved with vanity.

Arthur John Arberry

'That is because you rejoiced in the earth without right, and were exultant.

Bijan Moeinian

deserve to be left alone by God to follow the wrong path.

E. Henry Palmer

There! for 'that ye did rejoice in the land without right; and for that ye did exult;

Edip-Layth

That was because you used to gloat on earth without any right, and for what you used to rejoice.

George Sale

This hath befallen you, for that ye rejoiced insolently on earth, in that which was false; and for that ye were elated with immoderate joy.

Hamid S. Aziz

(It is said, ) "That is because you exulted in the earth unjustly and because you behaved insolently. "

Mahmoud Ghali

That is (due to the fact) that you used to exult in the earth untruthfully, (Literally: without the truth) and (due to the fact) that you used to live in merriment.

Marmaduke Pickthall

(And it is said unto them): This is because ye exulted in the earth without right, and because ye were petulant.

Mohamed Ahmed - Samira

"This is so because you went about exulting wrongfully in the land, " (will they be told), "and you were insolent.

Muhammad Asad

this is an out­come of your having arrogantly exulted on earth without any [concern for what is] right, and of your having been so full of self-conceit!

Mustafa Khattab

˹They will be told,˺ "This ˹punishment˺ is for being prideful on earth unjustly and for acting arrogantly.

Progressive Muslims

That was because you used to gloat on Earth without any right, and for what you used to rejoice.

Sahih International

[The angels will say], "That was because you used to exult upon the earth without right and you used to behave insolently.

Sam Gerrans

“That is because you exulted in the earth without cause, and because you were filled with haughtiness.

Shabbir Ahmed

This is because in your life on the earth you used to take delight in what was not True, and roamed about haughtily with your false doctrines.

Syed Vickar Ahamed

(It will be said to them, ) "That was because you were used to being happy on the earth in things which were not the Truth, and that you were used to being haughty (and disrespectful).

Taqi Usmani

(It will be said to them,) "This is because you used to rejoice on the earth wrongfully, and because you used to show arrogance.

The Monotheist Group

That was because you used to gloat on the earth without any right, and for what you used to rejoice.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Voilà le prix de votre exultation sur terre, sans raison, ainsi que de votre joie immodérée.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev ezab, bi sedema ku hûn bêheqî li ser erdê (bi şirk û înkarê) kêfxweş dibûn û bi sedema ku hûn di ser xwe ve çûbûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat komt omdat jullie je op de aarde onterecht verheugden en omdat jullie verwaand waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit is u wedervaren, omdat gij u onbeschaamd op aarde hebt verheugd, in datgene wat valsch was, en waarom gij met toomelooze vreugde waart vervuld.

Hollandaca — Siregar

(Er wordt gezegd:) ʺDat was omdat jullie op aarde zonder recht blij plachten te leven en omdat jullie arrogant leefden.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Им скажут]: ʺЭто - [наказание] вам за то, что вы ликовали на земле без права на то и за высокомерие ваше.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Straffet drabbar) er därför att ni i strid med all sanning och rätt gladdes (över det onda som sker) på jorden, och på grund av ert högmod och er egenkärlek.