Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

اَلَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

(e)lleƶīne yeHmilūne l-ǎrşe ve men Havlehu yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve yu'minūne bihi ve yesteğfirūne li(e)lleƶīne āmenū rabbenā vesiǎ'te kulle şey'in raHmeten ve ǐlmen fe ğfir li(e)lleƶīne tābū ve ttebeǔ sebīleke ve ḳihim ǎƶābe l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
2يَحْمِلُونَyeHmilūneح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmektaşıyan(lar)
3الْعَرْشَl-ǎrşeع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.Arş'ı
4وَمَنْve menve bulunanlar
5حَوْلَهُHavlehuح و لDeğişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak, yolundan veya yönünden veya şeklinden sapma, yerinden kaldırılmak veya taşınmak, bir antlaşmadan/sözleşmeden/anlaşmadan/sözleşmeden geri çekilmek veya uzaklaşmak, sıçramak ve hayvanının veya atının sırtına sıkıca oturmak, geçmek, dönmek ve geçmek, tamamlanmak, bir ayırım/bölme/çit/engel/engel/tıkanma olarak müdahale etmek, birleşmeyi veya iletişimi önlemek için müdahale etmek, dökmek veya akıtmak, bir şeyi saçma/tutarsız/kendisiyle çelişen/gerçek olmayan/imkansız ilan etmek veya telaffuz etmek, bir şeyi beceri/yönetim/tatlı dil/ustalık kullanarak istemek veya aramak, birinin bir şey yapmasını istemek veya çalışmak, neredeyse katılaşmış veya donmuş, bir kişiye keskin veya dikkatli bir şekilde bakmak veya gözlerini dikmek, bir kişiyi kırbaçla vurmak veya vurmak istemek, bir kişiyi hesaplamak, bir kişiyi zayıf olarak değerlendirmek, çekingenlik veya kaçınma uygulamak, bir kişiye karşı hilebazlık veya kurnazlık veya tertip uygulamak, hile yapmak veya tuzak kurmak, strateji uygulamak.onun çevresinde
6يُسَبِّحُونَyusebbiHūneس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih ederler
7بِحَمْدِbi Hamdiح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.hamd ile (överek)
8رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerini
9وَيُؤْمِنُونَve yu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve inanırlar
10بِهِbihiO'na
11وَيَسْتَغْفِرُونَve yesteğfirūneغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve mağfiret dilerler
12لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseler için
13اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
14رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
15وَسِعْتَvesiǎ'teو س عBol olmak, içine almak, kavramak, sarıp sarmalamak.sen kapladın
16كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
17شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
18رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmet ile
19وَعِلْمًاve ǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve bilgi ile
20فَاغْفِرْfe ğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbağışla
21لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseleri
22تَابُواtābūت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe eden(leri)
23وَاتَّبَعُواve ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uyanları
24سَبِيلَكَsebīlekeس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepsenin yoluna
25وَقِهِمْve ḳihimو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive onları koru
26عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabından
27الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennem

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Arşı taşıyanlarla onun çevresindekiler, Rablerine hamd ederek onu tenzîh ederler ve inanırlar ona ve inananlara yarlıganma dilerler, Rabbimiz derler, rahmetin ve bilgin, her şeyi kavramış, kaplamıştır, artık tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları yarlıga ve koru onları, yakıp kavuran cehennem azâbından.

Abdulkadir Gölpınarlı

Arşı taşıyanlarla onun çevresindekiler, Rablerine hamd ederek onu tenzîh ederler ve inanırlar ona ve inananlara yarlıganma dilerler, Rabbimiz derler, rahmetin ve bilgin, her şeyi kavramış, kaplamıştır, artık tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları yarlıga ve koru onları, yakıp kavuran cehennem azâbından.

Adem Uğur

Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).

Ahmed Hulusi

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunan (şuurlu) kuvveler (Allah kudretinin açığa çıkış mahalleri) Rablerinin Hamdı olarak (Hamiyd Esma'sı açığa çıkışı ile) tespih ederler; O'na (hakikatleri olarak) iman ederler ve iman edenler için (hakikatlerinin gereğini yaşayamamaları - hakkını verememeleri yüzünden) mağfiret isterler! "Rabbimiz, rahmet ve ilminle her şeyi kapsamışsın. . . Tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları mağfiret et ve onları yanma azabından koru!"

Ahmet Tekin

Arş’ı, sınırsız kudret ve iktidar makamını yüklenen ve onun çevresinde bulunan melekler, Rablerini hamd ile överek, şükrederek tesbih ederler. O’na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dileğinde bulunurlar, koruma kalkanına alınmalarını, affedilmelerini isterler. 'Ey Rabbimiz, her şeyi, rahmetinin ve ilminin içine aldın. Tevbe edenleri, günah işlemekten vazgeçip sana itaate yönelenleri, senin yolunda gidenleri, Kur’ân’ını ve Rasulünün sünnetini uygulayanları koruma kalkanına al, bağışla, onları kaynayan köpüren cehennem azâbından koru' derler.

Ahmet Varol

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman edenler için mağfiret dilerler: 'Rabbimiz! Rahmet ve ilim yönünden her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.

Ali Bulaç

Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."

Ali Fikri Yavuz

Arş’ı yüklenen melekler ve onun etrafındakiler Rablerini hamd ile tesbih ederler. O’na iman ederler ve iman eden kimseler için de şöyle mağfiret dilerler: “- Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Bunun için tevbe edenleri ve senin yoluna koyulanları bağışla, onları cehennem azabından koru.

Ali Rıza Safa

Egemen erk yüklenicileri ve ona yakın olanlar, övgülerle Efendilerini yüceltirler. O'na inanırlar ve İnananlar için bağışlanma dilerler: "Efendimiz! Senin rahmetin ve bilgin her şeyi kaplamıştır. Pişmanlık gösterenleri ve Senin yoluna bağlı kalanları bağışla; cehennem cezasından onları koru!"

Bayraktar Bayraklı

Egemenlik tahtını taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler, Rabblerine hamdederekO'nu anarlar. O'na inanır ve müminler için şöyle af dilerler: "Ey Rabbimiz, sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"

Bekir Sadak

Arsi yuklenen ve cevresinde bulunanlar, Rablerini overek tesbih ederler; O'na inanirlar. Muminler icin: «Rabbimiz! Ilmin ve rahmetin herseyi icine almistir. Tevbe edip Senin yoluna uyanlari bagisla; onlari cehennemin azabindan koru» diye bagislanma dilerler.

Celal Yıldırım

Arş'ı taşıyan ve çevresinde olan melekler, Rablarını hamd ile tesbîh ederler. O'na inanırlar; imân edenler için bağışlanma dilerler; Rabbimiz ! Rahmet ve ilmin her şeyi içine almıştır; tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla ve onları Cehennem azabından koru ! (derler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Arşı yüklenenler ile onun çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler ve müminlerin bağışlanmasını dilerler: “Ey rabbimiz! Sen, rahmetin ve ilminle her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve yolundan gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!”

Diyanet İşleri

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

Diyanet İşleri (eski)

Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: 'Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru' diye bağışlanma dilerler.

Diyanet Vakfi

Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: «Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman etmiş olanlar için şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herşeye geniş (herşeyi kuşatmıştır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!

Elmalılı Hamdi Yazır

Arşı hamil olanlar ve onun etrafındakiler rablarının hamdiyle tesbih ve ona iyman ederler ve iyman etmişler için de şöyle bir mağfiret dilerler: ya rabbena rahmet ve ılim her şey'e geniş, hemen mağfiret buyur onlara o tevbe edip yoluna uyanlara ve koru onları o cahim azabından

Erhan Aktaş

Arş'ı yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman Edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Arş'ı yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabblerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Arş'ı yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: " Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

Fizilal-il Kuran

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini överek tesbih ederler, O'na inanırlar. Mü'minler için: «Rabbimiz! İlmin ve rahmetin her şeyi kapladı. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennem azabından koru» diye bağışlama dilerler.

Gültekin Onan

Arşı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na inanmakta ve inananlara mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."

Hamdi Döndüren

Arşı taşıyan ve onun çevresinde bulunan (melekler), Rablerini överek tesbih ederler, O’na inanırlar ve mü’minlerin bağışlanması için şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz! Sen, rahmetinle ve bilginle her şeyi kuşatmış bulunuyorsun. O halde tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennem azabından koru!”

Hasan Basri Çantay

Arşı yüklenen, bir de onun etrafında bulunan (melekler) Rablerini hamd ile (tenzih ve) tesbih ederler. Ona iman ederler. Mü'minlerin de yarlığanmasını (şöylece) isterler: "Ey Rabbimiz, Senin rahmetin ve ilmin herşey'i kuşatmışdır. O halde tevbe edenleri, senin yoluna uyub gidenleri yarlığa, onları cehennem azabından koru".

Hasib Asutay

Arş'ı yüklenenler (2) ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na inanırlar ve müminler için (şöyle) bağışlanma dilerler: 'Ey Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve ilmince kuşatmışsın. O halde tevbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla, Onları cehennem azabından koru! (derler). (2. Arşı koruma görevi verildiği için kendilerine bu isim verilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Arşı taşıyan ve onun etrâfında bulunan (melek)ler, Rablerine hamd ile (O’nu)tesbîh ederler ve O’na îmân ederler ve (kendileri gibi) îmân edenler için mağfiret dilerler.(Şöyle derler:) 'Rabbimiz! (Sen) herşeyi rahmet ve ilim cihetiyle kuşatmışsındır; artık tevbe edip senin yoluna uyanlara mağfiret eyle ve onları Cehennem azâbından koru!'

İbni Kesir

Arş'ı taşıyanlar ve çevresinde bulunanlar Rabblarını hamd ile tesbih ederler, O'na inanırlar ve mü'minlerin yarlığanmasını isterler: Rabbımız; ilim ve rahmetle her şeyi kuşattın. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla. Ve onları cehennem azabından koru.

Mehmet Okuyan

Arşı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). O’na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!

Muhammed Esed

(Allah'ın) kudret tahtını(n bilgisini içlerinde) taşıyanlar ve ona yakın olanlar, Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltirler, O'na iman ederler ve (öteki) müminler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi ilmin ve rahmetinle kuşatırsın; tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve yakıcı ateşin azabından onları koru!"

Mustafa İslamoğlu

(Allah'ın) hükümranlık makamına (layık bir) sorumluluk taşıyanlar ve O'na yakın olanlar; hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler, O'na güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla ve onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Arşı yüklenmiş olanlar ve onun etrafında bulunanlar, Rablerinin hamdiyle tesbihte bulunurlar ve O'na imân ederler ve imân etmiş olanlar için mağfiret dilerler: «Yarabbi! Sen her şeyi rahmet ile ve ilim ile kuşatmışsındır. Artık tövbe etmiş, senin yoluna tâbi olmuş olanlara mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru!» (diye niyazda bulunurlar).

Ömer Öngüt

Arş'ı taşıyan ve onun çevresinde bulunanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler. O'na iman ederler ve müminler için de mağfiret dilerler. (Şöyle derler): "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru. "

Suat Yıldırım

Arşı taşıyan, bir de onun çevresinde bulunan melekler devamlı olarak Rab’lerini zikir ve O’na hamd ederler. O’na gerçekten inanır ve müminler için şöylece af dileyip dua ederler: "Ey Ulu Rabbimiz, senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır! O halde tövbe edenleri ve Senin yoluna tâbi olanları, affet ve onları cehennem azabından koru!"

Süleyman Ateş

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için (şöyle) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"

Süleymaniye Vakfı

Arşı /yönetim merkezini taşıyanlarla onun çevresinde olanlar (melekler), yaptığını mükemmel yapması sebebiyle Rablerine boyun eğer, ona inanıp güvenirler. Ona inanıp güvenmiş olanlar için de şu şekilde bağışlanma talebinde bulunurlar: "Rabbimiz! Sen, ikramınla ve bilginle her şeyi kuşatmış durumdasın. Tövbe edenleri /dönüş yapanları ve senin yolunda gidenleri bağışla; onları yakıcı ateşin azabından koru!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arşı (yönetim merkezini) yüklenenler ile Arş'ın çevresinde olanlar, her yaptığını güzel yapan Sahiplerine boyun eğerler ve O'na güvenirler. "Sahibimiz! Bilgin ve ikramın her şeyi içine alır. Hatalarından dönüp senin yoluna yönelenleri bağışla; onları cehennemin azabından koru" diyerek müminlerin bağışlanmasını isterler.

Şaban Piriş

Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerini hamd ile tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler: -Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!

Tefhim-ul Kuran

Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: «Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın; tevbe edenlere ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru.»

Ümit Şimşek

Arş'ı taşıyan ve onun etrafında bulunan melekler Rablerini hamd ile tesbih eder, Ona iman eder ve mü'minlerin bağışlanmaları için dua ederler. 'Rabbimiz, Senin rahmetin de, ilmin de herşeyi kuşatmıştır. Tevbe edip Senin yolunu izleyenleri bağışla ve Cehennem azabından koru.

Yaşar Nuri Öztürk

Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. İman sahipleri için de şöyle af dilerler: "Rabbimiz! Sen herşeyi rahmet ve ilim halinde kuşattın. Tövbe edip senin yoluna uymuş olanları bağışla. Ve onları cehenem azabından koru!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ərşi daşıyanlar və onun ətrafındakılar öz Rəbbinə həmd edərək onu tərifləyir, Ona iman gətirir və möminlər üçün də bağışlanma diləyirlər: “Ey Rəbbimiz! Sən mərhəmətin və elminlə hər şeyi əhatə edirsən. Tövbə edib Sənin yolunla gedənləri bağışla, onları Cəhənnəm əzabından xilas et!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ərşi daşıyanlar və onun ətrafında olanlar (mələklər) öz Rəbbini həmd-səna ilə təqdis edir, Ona (qəlbən) inanır və möʼminlərin bağışlanmasını diləyərək belə deyirlər: ″Ey Rəbbimiz! Sənin rəhmin və elmin hər şeyi ehtiva etmişdir. Artıq tövbə edib Sənin yolunla gedənləri bağışla, onları cəhənnəm əzabından qoru!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Engel, die den Thron tragen und ihn umgeben, lobpreisen ihren Herrn, glauben an Ihn und bitten für die Gläubigen um Vergebung: ʺUnser Herr! Du umfaßt alles mit Deiner Barmherzigkeit und Deinem Wissen. Vergib denen, die reumütig zu Dir finden und Deinen Weg gehen, und bewahre sie vor der qualvollen Höllenstrafe!

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die den Thron tragen, und diejenigen, die in seiner Umgebung sind, lobpreisen ihren Herrn und glauben an Ihn und bitten um Vergebung für diejenigen, die glauben: ʺUnser Herr, Du umfaßt alles in Deiner Barmherzigkeit und Deinem Wissen. So vergib denjenigen, die bereuen und Deinem Weg folgen, und bewahre sie vor der Strafe des Höllenbrandes.

Almanca — M. A. Rassoul

Die, die den Thron tragen, und die, die ihn umringen, preisen das Lob ihres Herrn und glauben an Ihn und erbitten Vergebung für jene, die gläubig sind: ʺUnser Herr, Du umfaßt alle Dinge mit Barmherzigkeit und Wissen. Vergib darum denen, die bereuen und Deinem Weg folgen; und bewahre sie vor der Strafe der Gahim.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, die Alʹahrsch tragen und die um ihn herum sind, lobpreisen mit dem Lob ihres HERRN, verinnerlichen den Iman an Ihn und erbitten Vergebung für diejenigen, die den Iman verinnerlichten: ʺUnser HERR! DU umfaßt alles mit Gnade und Wissen, also vergib denjenigen, die bereuten und Deinem Weg folgten, und bewahre sie vor der Peinigung der Hölle.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those angels who Carry the Supreme Throne and those around it in heaven's realm praise Allah and extol His glorious attributes and acknowledge His Godhead, His supremacy and Omnipotence and invoke His forgiveness for those who believed with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues, They express their invocation, thus: "O Allah, our Creator, Your mercy is extended to the wide circle of the all, and Omniscience is claimed as your own; O Allah, forgive those who in lowliest plight repentant stood and adhered to Your path of righteousness, and ensure them immunity from the dreadful conflagration of Hell fire".

Abdul Haleem

Those [angels] who carry the Throne and those who surround it celebrate the praise of their Lord and have faith in Him. They beg forgiveness for the believers: ‘Our Lord, You embrace all things in mercy and knowledge, so forgive those who turn to You and follow Your path. Save them from the pains of Hell

Abdullah Yusuf Ali

Those who sustain the Throne (of Allah) and those around it Sing Glory and Praise to their Lord; believe in Him; and implore Forgiveness for those who believe: "Our Lord! Thy Reach is over all things, in Mercy and Knowledge. Forgive, then, those who turn in Repentance, and follow Thy Path; and preserve them from the Penalty of the Blazing Fire!

Abul A'la Maududi

The angels that bear the Throne and those that are around to extol your Lord's glory with His praise, they believe in Him, and ask forgiveness for the believers,saying: "Our Lord! You encompass everything with Your Mercy and Knowledge. So forgive those that repent and follow Your Path, and guard them against the chastisement of Hell.

Aisha Bewley

Those who bear the Throne, and all those around it, glorify their Lord with praise and believe in Him and ask forgiveness for those who have iman: ‘Our Lord, You encompass everything in mercy and knowledge! Forgive those who turn to You and who follow Your Way and safeguard them from the punishment of the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

Those (angels) who bear the Throne (of Allâh) and those around it glorify the praises of their Lord, and believe in Him, and ask forgiveness for those who believe (in the Oneness of Allâh) (saying): "Our Lord! You comprehend all things in mercy and knowledge, so forgive those who repent and follow Your Way, and save them from the torment of the blazing Fire!

Ali Quli Qarai

Those who bear the Throne, and those around it, celebrate the praise of their Lord and have faith in Him, and they plead for forgiveness for the faithful: ‘Our Lord! You comprehend all things in mercy and knowledge. So forgive those who repent and follow Your way and save them from the punishment of hell.

Amatul Rahman Omar

Those who bear the Throne (of Power, the angels and the Prophets) and those who are around it declare the glory of their Lord along with extolling (His name and) praises. They believe in Him and seek protection for those who believe (saying,) `Our Lord, You embrace each and everything in Your mercy and knowledge, so grant protection to those who repent and follow the way shown by You and protect them from the torment of Hell.

Arthur John Arberry

Those who bear the Throne, and those round about it proclaim the praise of their Lord, and believe in Him, and they ask forgiveness for those who believe: 'Our Lord, Thou embracest every thing in mercy and knowledge; therefore forgive those who have repented, and follow Thy way, and guard them against the chastisement of Hell.

Bijan Moeinian

Those who serve His throne and those around the Lord glorify, worship, believe in Him and ask forgiveness for the sins of the believers saying: "O Lord you are the Most Knowledgeable in every domain; forgive those who submitted to you and follow your way and keep them away from the blazing Hell Fire. "

E. Henry Palmer

Those who bear the throne and those around it celebrate the praise of their Lord, and believe in Him, and ask pardon for those who believe: 'Our Lord! thou dost embrace all things in mercy and knowledge, then pardon those who turn repentant and follow thy way, and guard them from the torment of hell!

Edip-Layth

Those who carry the throne and all those around it glorify the praise of their Lord, and acknowledge Him, and they seek forgiveness for those who have acknowledged: "Our Lord, You encompass all things with compassion and knowledge, so forgive those who repented and followed Your path, and spare them the agony of hell."

George Sale

The angels who bear the throne of God, and those who stand about it, celebrate the praise of their Lord, and believe in Him; and they ask pardon for the true believers, saying, O Lord, thou encompassest all things by thy mercy and knowledge; wherefore forgive those who repent, and follow thy path, and deliver them from the pains of hell:

Hamid S. Aziz

Those who bear the Throne and those around Him celebrate the praise of their Lord and believe in Him and ask protection for those who believe, saying, "Our Lord! Thou embracest all things (have a Long Reach) in mercy and knowledge, therefore grant protection to those who turn to Thee and follow Thy way, and save them from the punishment of Hell:

Mahmoud Ghali

The ones who bear the Throne, and the ones around it, extol with the praise (s) of their Lord and believe in Him, and they ask forgiveness for the ones who have believed, "Our Lord, You embrace everything in mercy and knowledge; so forgive the ones who repent and closely follow Your way, and protect them from the torment of Hell Fire.

Marmaduke Pickthall

Those who bear the Throne, and all who are round about it, hymn the praises of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who believe (saying): Our Lord! Thou comprehendest all things in mercy and knowledge, therefor forgive those who repent and follow Thy way. Ward off from them the punishment of hell.

Mohamed Ahmed - Samira

The bearers of the Throne, and those around it, sing the praises of their Lord and believe in Him, and seek forgiveness for those who believe: "O our Lord, Your mercy and knowledge embrace everything; so forgive those who turn to You in repentance and follow Your path; and preserve them from the torment of Hell.

Muhammad Asad

THEY WHO BEAR [within themselves the knowl­edge of] the throne of [God’s] almightiness, as well as all who are near it, extol their Sustainer’s limitless glory and praise, and have faith in Him, and ask forgiveness for all [others] who have attained to faith: "O our Sustainer! Thou embracest all things within [Thy] grace and knowledge: forgive, then, their sins unto those who repent and follow Thy path, and preserve them from suffering through the blazing fire!

Mustafa Khattab

Those ˹angels˺ who carry the Throne and those around it glorify the praises of their Lord, have faith in Him, and seek forgiveness for the believers, ˹praying:˺ "Our Lord! You encompass everything in ˹Your˺ mercy and knowledge. So forgive those who repent and follow Your Way, and protect them from the torment of the Hellfire.

Progressive Muslims

Those who carry the throne and all those around it glorify the praise of their Lord, and believe in Him, and they seek forgiveness for those who have believed: "Our Lord, You encompass all things with mercy and knowledge, so forgive those who repented and followed Your path, and spare them the agony of Hell. "

Sahih International

Those [angels] who carry the Throne and those around it exalt [ Allah ] with praise of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who have believed, [saying], "Our Lord, You have encompassed all things in mercy and knowledge, so forgive those who have repented and followed Your way and protect them from the punishment of Hellfire.

Sam Gerrans

Those who bear the Throne and those round about it give glory with the praise of their Lord, and believe in Him, and ask forgiveness for those who heed warning: “Our Lord: Thou encompassest all things in mercy and knowledge, so forgive Thou those who have repented and followed Thy path, and protect Thou them from the punishment of Hell!

Shabbir Ahmed

Those who understand the Supremacy of their Lord, and even those who come close to it, extol His Glory and praise, and strive to manifest it in the human lives. They have conviction in Him and work to absolve mutual imperfections of one another of the believers in the System, saying, "Our Lord! You embrace all things within your Knowledge and Grace - Absolve then, the imperfections of those who turn to and walk on Your Way, and guard them against the blazing Fire."

Syed Vickar Ahamed

Those (angels) who bear the Throne (of Allah) and those around it recite the Glory and Praise of their Lord; And believe in Him; And pray for Forgiveness for those who believe: (Saying:) "Our Lord! Your reach is in all the things, in Mercy and Knowledge. Then forgive, those who turn in repentance, and follow Your Path; And save them from the punishment of Hell!

Taqi Usmani

Those who are bearing the Throne and those who are around it pronounce the purity of your Lord along with His praise, and believe in Him, and pray for the forgiveness of those who believe, (saying): "Our Lord, Your mercy and knowledge comprehends everything; so forgive those who repent and follow Your way, and save them from the punishment of the Fire.

The Monotheist Group

Those who carry the Throne and all those surrounding it glorify the praise of their Lord, and believe in Him, and they seek forgiveness for those who have believed: "Our Lord, You encompass all things with mercy and knowledge, so forgive those who repented and followed Your path, and spare them the agony of Hell."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux (les Anges) qui portent le Trône et ceux qui lʹentourent célèbrent les louanges de leur Seigneur, croient en Lui et implorent le pardon pour ceux qui croient: ʺSeigneur! Tu étends sur toute chose Ta miséricorde et Ta science. Pardonne donc à ceux qui se repentent et suivent Ton chemin et protège-les du châtiment de lʹEnfer.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew firîşteyên ku Erşê Xwedê hildigirin û ewên ku li dora Erş in, ew hemdê Xwedayê xwe dikin û ji her kêmasiyê Wî pak didêrin, ew pê bawerî tînin û ji yên ku wan bawerî aniye re jî lêborînê dixwazin, dibêjin: Xwedayê me! Dilovanî û zanîna te ser her tiştî girtiye. Nexwe ew ên ku wan tobe kiriye û dane ser riya Te, wan bibexşîne û ji ezabê dojehê biparêze!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die de troon dragen en eromheen staan prijzen de lof van hun Heer en geloven in Hem. En zij vragen om vergeving voor hen die geloven: ʺOnze Heer, U omvat alles in barmhartigheid en kennis. Vergeef dan hun die berouw tonen en Uw weg volgen en behoed hen voor de bestraffing van het hellevuur.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De engelen, die den troon van God dragen, en zij die in zijnen omtrek staan, verkondigen den lof van hunnen Heer en gelooven in hem, en zij vragen vergiffenis voor de ware geloovigen, zeggende: O Heer! gij omringt alle zaken door uwe genade en kennis; vergeef dus hun, die berouw betoonen en uw pad volgen, en bevrijd hen van de pijnen der hel.

Hollandaca — Siregar

Degenen die de Troon dragen (de Engelen) en wie zich er omheen bevinden, prijzen de Glorie van hun Heer met Zijn lofprijzing en geloven in Hem en vragen om vergeving voor degenen die geloven. (En zeggen:) ʺOnze Heer, Uw Barmhartigheid en Kennis omvatten alle zaken, vergeef daarom degenen die berouw tonen en die Uw Weg volgen en bescherm hen tegen de bestraffing van de Hel.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Ангелы), которые несут Трон (Милостивого Аллаха), и (ангелы) которые вокруг него [вокруг Трона] восславляют Господа, восхваляя Его, и (полностью) веруют в Него, и просят (у Аллаха) прощения для тех, которые уверовали: «Господь наш, Ты объемлешь все Своею милостью и знанием! Прости же тем, которые покаялись (в неверии и в непокорности Тебе) и последовали по Твоему пути [по которому Ты повелел идти – Исламу], и защити их от наказания Геенны [Ада]!

Rusça — Osmanov

Те, которые переносят Трон, и те, которые окружают его, возносят хвалу Господу своему, веруют в Него и молят о прощении уверовавшим, [говоря]: ʺГосподи наш! Ты объемлешь все сущее милостью и знанием. Прости же тех, которые раскаялись и ступили на Твой путь, и охрани их от наказания адом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som bär upp (Guds allmakts) tron och de som omger den och sjunger sin Herres lov är fasta i sin tro på Honom och de ber Honom förlåta de troende (deras synder): ʺHerre, Din nåd och barmhärtighet når överallt och Du omfattar allt med Din kunskap! Förlåt därför dem som visar ånger och följer Din väg, och skona dem från helvetets straff!