Mü'min Suresi 41. Ayet — Elfaz
"Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz."
1ويَاقَوْمِve yā ḳavmive EY/HEY/AH kavmimBağlaç+Nida Edatı+İsim+Zamirق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
2مَاmāne oluyor?İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3لِيlībanaHarf-i Cer+Zamir
4اَدْعُوكُمْed'ǔkumben sizi çağırıyorumMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
5اِلَىilāHarf-i Cer
6النَّجٰوةِn-necātikurtuluşaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.
7وَتَدْعُونَنِيve ted'ǔnenīve siz beni çağırıyorsunuzHaliye Edatı+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
8اِلَىilāHarf-i Cer
9النَّارِn-nāriateşeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak